Kabullenmeyi ve Duygularınızla Yüzleşmeyi Öğrenin

Mart 30, 2018 İçinde Psikoloji 218 Paylaşıldı

Görmek istemeyen birinden daha kör kimse yoktur. Acı, mutsuzluk ve keder bir anda yok olmaz. Gözlerinizi kapatıp parmağınızı şaklatarak bunların yok olmasını sağlayamazsınız. Önce var olan acıyı kabullenmeli ve bununla yüzleşmeyi öğrenmelisiniz.

Korksanız, hatta en kötüsünün yaklaşmakta olduğunu düşünseniz bile aslında hiçbir şey sandığınız kadar kötü değildir. Yüzleşmemiz gereken en büyük kötülüklerden biri kendi yıkıcı düşünce biçimimizdir. Bazı insanlar bu düşüncelere bilerek sarılır çünkü bunun kendilerini hayal kırıklığından koruyacağına inanırlar. Bu kötücül düşüncelerle savaşmak için cesaret gerekir.

Peki en çok korktuğunuz şeyle nasıl yüzleşirsiniz? Adım adım – ilk adım ise acı çektiğinizi artık reddetmemek için iç karışıklığınızı kabul etmek ve içinizden korksanız bile her şeyin yolunda olduğunu söylememektir. Bir kere bu durumu kabul ettikten sonra en büyük korkularınızı ortaya çıkarabilir ve buna karşı kullanabileceğiniz en iyi silahları bulabilirsiniz.

Dünya herkesi kucaklar ama yalnızca korkularıyla yüzleşecek kadar cesareti olanlar tam anlamıyla hayatlarını yaşayabilir.

kafesteki kadın ve dışarda duran kuş

Dünyanın yükünü omuzlamak

Başta tüm dünyanın yükü omuzlarınızdaymış ve her şey kötüye gidiyormuş gibi hissedebilirsiniz. Ancak daha sonra bu depresyon ve paniğin adını koymanız gerektiğini fark edersiniz. Bunu sesli söyleyebildikten sonra gözünüze daha az korkunç görünür. Çünkü artık neler olduğunu bilir ve bununla yüzleşmek için yardım isteyebilirsiniz.

“Korkunun adı korkunun kendisini güçlendirir.”

J. K. Rowling

Korkularınıza isim vermek gerçekliklerini azaltmak anlamına gelmez. Ayrıca her hata yaptığınızda arkasına saklanmak demek değildir. Bu sadece bütünün bir parçasıdır; sizi tam anlamıyla ifade etmez çünkü siz bundan çok daha fazlasısınız.

Soruna bir isim vermek içeriğini unutmak veya desteği bırakmak anlamına gelmemelidir. Bu sadece biriken duygu, davranış ve düşünceleri basitleştirmektir çünkü aksi halde anlaması zor olurdu.

Ancak dediğimiz gibi bunlara bir isim vermek bu isimlerin ardına saklanmak ve ardında kendi hikâyesi olan gerçek insanı unutmak demek değildir. Bu kişi acı çeken, cesur olan, desteğe ve anlaşılmaya ihtiyacı olan bir insandır.

“Olduğunuz değil olabileceğiniz kişiyi sevin.”

Miguel de Cervantes

özgür kadın

Gerçeği inkâr ederek zamanınızı boşa harcamayın

Gerçeği reddederek zamanınızı boşa harcamayın. Kabul etmeyi öğrendiğiniz zaman en kötü ne olabilir? Deneyimleri reddettiğiniz zaman başınıza en kötü ne gelebilir? Hayat fırsatlarla doludur, tek yapmanız gereken bu uçsuz bucaksız deneyimlerden olabildiğince faydalanmaktır.

Bu noktada hem iyi hem de kötü ihtimaller önünüzde açılır. Bunların tümü kendinizi daha iyi tanımanızı ve kendinizi koşulsuz olarak kabul etmenizi sağlar. Ancak daha da önemlisi kendinizin hayal bile edemeyeceğiniz kadar güçlü olduğunu görmenizi sağlar.

“Zayıf noktalarımızı kabul ettiğimiz zaman gelişme göstermeye başlarız.”

– Jean Varnier

Korkabilirsiniz ama kullanacak birçok silahınız da var. İncinebilirsiniz ama çevrenizdeki insanlar tarafından sevilip önemsendiniz de. Hayatı acılar olmadan yaşamaya çalıştığınız zaman aslında ne kadar zorlandığınızı fark ettiğinizde, gerçeği de reddetmeye çalışıp kendinize en büyük zararı verdiğinizi anlarsınız.

Daha azını hissettiğimiz zaman daha mutlu olmadığımızı unutmayın. Duygularımızı kabul edip yüzleştiğimiz zaman daha mutlu oluruz. Çünkü yaşamak da saklanmak da sizin elinizde. Kabullenmek ve duygularınızla yüzleşmek de öyle. Bunu başarabilirseniz sonucun umut vadedeceğine hiç şüphe yok. Umut sizin, paylaşmak ve sevdiklerinize dağıtmak için…

Bunlar da ilginizi çekebilir