İzlemeniz Gereken Oskar Ödüllü Altı Film

04 Ağustos, 2020
Oskar Ödüllerinde pek çok film tarih yazmıştır. Bugünkü yazımızda bu filmlerin en önemli olanlarının bazılarından bahsedeceğiz.

Son Oskar Ödülleri galasını izlemek insanlara ödüllü filmleri hatırlatıyor. Bu yılın kazananı Güney Kore filmi Parasite (Parazit) tarih yazmış olsa da, bu kazananların her biri kendi özel yollarında tarih yazmıştır.

Bu filmlerin bazıları cesurdur çünkü feminizm ya da din gibi tartışmalı konulara değinmişlerdir. Hepsi, Titanic (Titanik) ya da Lord of the Rings (Yüzüklerin Efendisi) sadece inanılmaz özel efektleri ile halkı eğlendirmiş bile olsalar, bir Oskar Ödülü kazanmıştır.

Oskar Ödülleri galası tartışmalı bir olaydır. Bazıları için bu sadece filmlerin kaba ve yüzeysel bir tanıtımı iken diğerleri için eğlencenin ve filmlerin büyüsünün nihai ifadesidir. Bu sebepten dolayı En İyi Film unvanını kazanmış altı filmi hatırlayarak bu ödül şovuna saygı göstermeye karar verdik.

“Bu gecenin keyfini çıkarın, çünkü dünyanın ekonomik sorunlarının acısını hiçbir şey milyonerlerin birbirine altın heykeller vermesini izlemek kadar azaltamaz.”

– Billy Crystal

The Apartment (Apartman) – 5 Ödül

Bu muhtemelen tüm zamanların en iyi romantik komedi filmidir. The Apartment’ta Jack Lemmon yalnız bir adam olan C.C. Baxter’ı oynar. Filmin ironisi, bu karakterin apartman dairesini, oraya sevgililerini götürebilmeleri için genellikle çalıştığı şirketin yöneticilerine ödünç vermesidir.

Fran Kubelik (Shirley MacLaine), Baxter’ın sevdiği büyüleyici asansör kızı, gizliden gizliye büyük patron Jeff Sheldrake ile birliktedir. Jeff, hala evli olmasına rağmen onunla arasında olan romantizmi yeniden canlandırmak ister. Ve onu geri kazanmak için Baxter’dan dairesinin anahtarlarını ister.

Genç çalışanın kabul etmekten başka seçeneği yoktur… ki patronu sevdiği kadını baştan çıkarabilsin. Ancak küçük bir talihsizlik Baxter ve Kubelik’in dairede karşılaşmasını sağlar, bu da birbirlerini daha iyi tanımalarına olanak tanır.

The Apartment filminden bir sahne.

The Godfather: Part II (Baba 2) – 6 Ödül

Robert De Niro Sonny rolü için unutulmaz bir seçmenin ardından Coppola tarafından reddedilmiştir. Ancak iki yıl sonra Scorcese ile çalışırken yeterince şey başarmıştır ve Coppola onu genç Vito’yu oynamaya çağırmıştır.

Genç Vito’nun çatılarda koştuğu sahne karakterin hikayesinde bir önce ve bir sonrayı temsil etmektedir. Ayrıca, Robert De Niro’nun kariyeri ve sinema tarihi için de bu geçerlidir. Bu, De Niro – Pacino karşılaştırmasının başlangıcıdır.

İzleyicilere göre, The Godfather Part II (Baba II) ilkinden çok daha iyidir. Anımsamalar (flashback) sayesinde izleyici büyük Vito Corleone’un gücünün yükselişini keşfeder. Ayrıca, olduğu yere ulaşmak için ödemesi gerekmiş olan bedeli de görür.

Robert De Niro bu görevi çok ciddiye almıştır. Hatta yerel lehçeyi öğrenmek için Sicilya’ya gitmiştir ve ilk filmde Brando’nunkine benzeyen bir protez ağız kullanmıştır. Ayrıca bıyık bırakmıştır.

All About Eve (Perde Açılıyor) – 6 Ödül

Bu Broadway tiyatrosunun dünyası hakkında bir başyapıttır. Oskar Ödülü için 14 kere aday gösterilmesi sadece Titanic ve La La Land‘ın eşleşebildiği bir rekor kırmıştır. Sonunda, 6 Oskar Ödülü kazanmıştır.

Gerçek bir hikayeye dayanan All About Eve gelecek vadeden aktris Eve Harrington (Anne Baxter) hakkında, zarif bir sapkınlığı olan bir sahne arkası hikayesi. Bette Davis’in filmde söylediği söz, tarihe geçmiştir: “Emniyet kemerlerinizi bağlayın, engebeli bir gece olacak”.

Bette Davis'in oynadığı bir filmden bir sahne.

Spotlight (Gündem) – 2 Ödül

Gerçek olaylara dayanan bu film derinlikli raporlar hazırlamak konusunda uzman olan bir grup gazeteciden oluşan The Boston Globe‘un Gündem bölümünün hikayesini anlatmaktadır. Yeni bir direktör gelmeden önce güçlü bir vaka ararlar ve en iyi gazetecilerini ön plana çıkarırlar.

Farklı insanlar tarafından çocuk istismarı ile suçlanan çeşitli rahipler hakkında bir makale taslağı ile başlayan bu şey, bu gazeteci ekibinin yaptığı kapsamlı bir soruşturma haline gelmiştir. Buldukları şey, muazzam büyüklükte bir pedofili ağıdır. Bu ağ Amerika Birleşik Devletlerinin çeşitli eyaletlerinde Katolik Kilisesi içerisinde karşılıklı anlaşmaya bağlı bir şekilde gizlenmiş bir ağ. Film, gazeteciliğe ve tarihin gidişatını değiştiren soruşturmalara dair bir övgüdür.

Akademi Ödülü kazanan film Spotlight'ten bir sahne.

Forrest Gump – 6 Ödül

Bu komedi-drama Forrest Gump’ın (Tom Hanks) yani kurgusal bir kasaba olan Greenbow, Alabama’dan gelen ve hafif bir zihinsel engeli olan genç bir adamın hikayesini anlatır.

Adamın adı Forrest’tir ve bir otobüs durağında oturup otobüs bekledikleri için yanına oturan çeşitli insanlara maceralarını anlatır.

Artık silinmez olan “Koş, Forrest, koş!” sözlerinin ritmi ile bağlı bir şekilde, film hem izleyicilerin hem de eleştirmenlerin övgüsünü kazanmaya devam etti. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde altı Oskar Ödülü kazandı (bunların arasında hepsi Hanks’a giden En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu da vardır). Ayrıca, Pulp Fiction (Ucuz Roman), The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli) ve Four Weddings and a Funeral (Dört Düğün Bir Cenaze) gibi diğer övgü alan filmleri de geçti.

Forrest Gump filminden bir sahne.

The English Patient (İngiliz Hasta) – 9 Ödül

1996’da yayınlanan The English Patient övgü dolu eleştiriler ve En İyi Film de dahil olmak üzere dokuz Oskar Ödülü aldı. Ayrıca En İyi Film dahil olmak üzere dört BAFTA ödülü ve En İyi Film – Drama dalında Altın Küre Ödülünü kazandı.

Film II. Dünya Savaşından önceki yıllarda, ve savaş sırasında gerçekleşiyor. Ciddi bir şekilde yanmış ve Bedeviler tarafından kurtarılan bir adamla birlikte başlıyor. Bu sırada izleyici Kuzey Afrika Müttefik kuvvetleri için çalışan Hana’nın (bu rolde Julliette Binoche oynuyor) savaşta hem erkek arkadaşını hem de başka bir arkadaşını kaybettiğini öğreniyor.

Yanık kurbanı İngilizce konuşuyor ancak geçmişi hakkında hiçbir şey hatırlamıyor. İtalya’daki bir villanın kalıntılarına, Hana’nın bakımı altına yerleştiriliyor. Hana ona bakıyor ve buna karşılık hasta da anıları geri döndükçe hayatını bir dizi anımsama ile gözler önüne seriyor.

İngiliz hasta 1930’ların sonunda Libya ve Mısır’a bir harita keşif gezisi düzenlemiş olan Macar bir haritacı, Kont László Almásy (Ralph Fiennes). Kont burada Katharine (Kristin Scott Thomas) adlı bir kadın ile tanışıyor ve tamamen aşık oluyor.

Görebildiğiniz üzere Oskar Ödülü almış bu altı olağanüstü film bir kere de olsa izlemeye kesinlikle değer. Bunu yapmak kültürel bilginizi arttıracak ve duyularınızı memnun edecektir.