Instagram: Parçalara Ayrılmış Benlik

Eylül 24, 2019
Benliğinize dair algınız büyük bir oranda dışarıdan edindiğiniz referanslar üzerinden oluşur. Ancak, Instagram gibi sosyal medya platformlarında bu referanslar olduklarından farklı görünebilir.

Birkaç yıl içinde sosyal medyanın internetin en zararlı ve işe yaramaz kısımlarından biri olarak sayılıp sayılmayacağını bilmiyoruz. Belki de araştırmalar Instagram gibi sosyal iletişim ağlarının fiziksel sağlığa ve ruh sağlığına zararlı olduğunu göstermeye devam edecek.

Elimizde hala kesin bir sonuca ulaşacak kadar bilgi yok. Ancak buna rağmen, halihazırda birçok araştırma sosyal medya kullanımımızla ilgili bazı önemli gerçekleri gösteriyor. Görünen o ki, sosyal medya platformları ruh sağlığını etkiliyor. Etkileme derecesi kullanıcıların kişiliklerine, bu platformlarda harcadıkları zaman miktarına veya sosyal medyayı kullanmaya ilk başladıkları yaşa bağlı olarak değişiyor.

Sosyal medya platformlarının bağımlılık yapabileceğini biliyoruz. Diğer bütün bağımlılık yapıcı şeyler gibi; sinir sistemi üzerinden, pekiştirme prensipleri ile çalışıyorlar. Sosyal medya platformlarının kullanımı, kullanıcının tolerans oluşturmasına ve yoksunluk semptomları göstermeye başlamasına bile yol açabiliyor.

Farklı sosyal iletişim ağları, farklı etkilere sebep oluyor

Sosyal medya hesaplarımızı kullandığımızda; hepimizin aşağılık kompleksi, huzursuzluk ve anksiyete gibi şeyleri hissettiğimiz olmuştur. Bu; ya internet trollerinin negatif yorumları yüzünden, ya da fotoşoplanmış fotoğraflara maruz kalmaya bağlı oluşan gerçek dışı beklentiler yüzündendir. Sosyal iletişim ağlarının ruh sağlığınız üzerinde negatif etkileri olduğundan daha önce şüphelenmiş olabilirsiniz, ancak yeni bir araştırma bu konuda son derece ciddi endişelere yol açmıştır. 

sosyal hesaplarına beğeni ve arkadaş isteği gelmiş kadın

Bu araştırma Facebook, Snapchat, Instagram ve Twitter’ın 14 ila 24 yaşları arasındaki insanlarda ciddi ruh sağlığı problemlerine yol açabileceğini gösteriyor. İki farklı organizasyon, Kraliyet Halk Sağlığı Akademisi (the Royal Society for Public Health) ve Genç Sağlık Hareketi (the Young Health Movement), tarafından yayınlanan rapora göre; gençler için en zararlı sosyal iletişim ağı Instagram. 

Bu araştırma için, araştırmacılar 14 ila 24 yaşları arasındaki 1500’e yakın insana beş farklı sosyal medya ağının hayatları üzerindeki etkileri ile ilgili sorular sordu. Araştırmada yalnızlık, kendilerini nasıl algıladıkları, anksiyete, stres ve taciz edilmek de dahil 14 farklı değerlendirme ölçütü vardı. Bu kategorilerde en kötü puanları Instagram aldı.

Ancak; Snapchat, Facebook ve Twitter da çok geride kalmadı. Bu üç sosyal iletişim ağının da kullanıcılarının sağlığını kötü etkilediği ortaya çıktı. Araştırmacılar bu ağların anksiyeteye sebep olduğuna inanıyor. Araştırmacıların pozitif bir etki yaratıyor şeklinde değerlendirdiği tek sosyal ağ YouTube oldu. Buna rağmen bazı kullanıcılar bu sitenin ve site içeriğinin kendilerinin olması gerekenden daha az uyumalarına sebep olduğunu söyledi.

Kraliyet Halk Sağlığı Akademisi Başkanı Shirley Cramer, “Instagram ve Snapchat’in ruh sağlığına etkileri açısından en negatif sıralamalarda olmaları ilginç – iki platform da son derece görüntüye odaklı ve görünen o ki bu, gençlerde yetersizlik hissi ve anksiyeteye sebep oluyor,” dedi.

Instagram ve parçalara ayrılmış benlik

Instagram’da diğer sosyal iletişim ağlarına kıyasla daha az içerik varmış gibi görünüyor olabilir. Bu sosyal platformun en büyük ögesi fotoğraflardır. Arkadaşlarınızı veya tanıdıklarınızı takip edebilir, veya, herkese açık profilleri ve hashtag’leri takip ederek ünlüleri veya Instagram’da ünlü hale gelmiş kişileri görebilirsiniz. Bu içerikler, herkesin erişimine açıktır.

Genç kullanıcı sayısı en yüksek olan sosyal medya platformu Instagram. Bu genç insanlar kendi kişisel gelişim süreçleri ile ilgilenmekte olduklarından, bu durumun önemli risklere sebep olma ihtimali vardır. Aynı şekilde, bu insanlar kendi değerlerini oluşturma sürecindedirler. Sosyal medya onlara bir mesleğe bağlılığın ve sıkı çalışmanın, fotoğraflar için poz vermekten daha az değerli olduğunu öğretir.

Bazı sosyal iletişim ağları artık insanlarla iletişim kurabilmenin bir yolu olmaktan çıkmıştır. Bunun yerine, birçok marka için reklam alanı haline gelmişlerdir. Sosyal ağlar iş ağları haline dönüşmüştür ve bu ağların kullanıcıları, bu ağların hem ürünü hem de tüketicisi haline gelmiştir. Birçok şirket, çocuklarının giydiği kıyafetlerin markalarının reklamını yapan annelerde dahi iş fırsatları görür. Bunu yaparak ise, (genellikle reşit olmayan) bu çocukları ürünlere dönüştürürler.

Yapabilene kadar, yapıyormuş gibi davran

Birisi; yüzeysel ve boş, gerçek bir işi olmayan ancak binlerce takipçisi olan bir insanı görürse, o insanın taklit edilmeye değer olduğunu düşünebilir. Kendileri için doğal olmayan şekillerde davranmaya ve gerçekten ilgilerini çekmeyen şeyleri ‘beğenmeye’ başlayabilirler. Sonuç olarak; kırılgan olan benlikleri kinci, kırgın ve parçalanmış bir hale gelebilir.

Bu sosyal medya platformunda; çok fazla kıyafet, ev, seyahat, arkadaş, şaka, öpücük ve sarılma fotoğrafı var. Kendine özgü kısımları olan her hesabın karşısında; sizi güçlü, baştan çıkarıcı ve üstü kapatılmış bir sığlık ile etkilemeye çalışan on farklı hesap var.

Arada sırada güzel fotoğraflara bakma isteğinizi durduramazsınız. Bu tip resimlere bakıp sizin de öyle bir resminiz olmasını istemeniz anlaşılabilir bir şeydir. Gördüğünüz seyahatler gibi bir seyahate gitmek istiyor bile olabilirsiniz. Ama peki, bugünün iş piyasası nasıl? Bir gencin rahat bir şekilde yaşamak için ne tip bir gelire sahip olması gerekir? Sosyal iletişim ağlarındaki resimler ve gerçek hayatın arasında ne kadar fark vardır? O şeyleri gerçekten istiyor musunuz? Onlara gerçekten ihtiyacınız var mı?

instagram hesabında kırmızı pantolonu olan kadın

Profesyonellerin bu konuda harekete geçmesi gerekiyor

Çok fazla zamanınızı harcamanıza neden olan bu sosyal medya ağları gerçekleri tam olarak temsil etmediğinde; yaşam, toplum, sıkı çalışma ve çaba göstermeye dair fikirlerinizle ilgili şüpheye düşebilirsiniz.

İnsanlar, bu ‘sanal’ gerçeklikte, gerçek hayatta bulunamayacak ancak onlara çekici gelen değerleri buluyorlar. Bundan dolayı da, eğitim, sıkı çalışmak, çabalamak veya özverili olmak gibi hayatlarında önemli olan değerleri yeniden sorgulamaya başlıyorlar.