İnek Meseli: Rutinler Hayatımızı Kısıtladığında

· Temmuz 19, 2018

Rutinler bizi tutsak edebilir. Ama bunu unuturuz çünkü rutinimiz öyle rahat, öyle güvenlidir ki bu duruma iyice alışmışızdır. Ancak inek meseli hepimiz için bir uyanma çağrısı. Günlük yaşamımızda görmediğimiz ama bizi düşündüğümüzden çok daha fazla etkileyen şeylere karşı uyanma çağrısı.

İnek’in gerçekten neyi temsil ettiğini, ondan ne aldığımızı ve bize verdiklerine ne kadar bağımlı olabileceğimizi birazdan öğreneceğiz. Ama hepsinden önemlisi bu hikâye bizim hayatımızdaki ineği yani kısıtlayıcı rutinlerimizi görmemize yardımcı olacaktır.

“Rutin, ölmenin başka bir yoludur.”

– Anonim

İnek hikayesi

İnek hikayesi, bilge bir öğretmen öğrencisi ile kırsal alanda yürürken başlar. Bir gün bir çiftin ve üç çocuğunun yaşadığı mütevazi bir ahşap ev bulurlar. Hepsi kötü giyimlidir, kirli ve yırtık kıyafetler vardır üzerilerinde. Ayakları çıplaktır ve büyük bir yoksulluk içinde yaşadıkları evlerinin hâlinden bellidir.

Öğretmen, babaya ailesini nasıl geçindirdiğini sorar, çünkü etrafta çalışabileceği hiçbir iş yoktur. Evde de para kazandıklarına dair bir işaret göremez. Baba, sakin bir sesle cevap verir: “Bakın, bize her gün bir galon süt veren bir ineğimiz var. Sütün birazını satıp başka şeyler satın alıyoruz. Kalanını da kendimiz tüketiyoruz. Bu şekilde hayatta kalıyoruz. ”

tarlada inekler

Öğretmen ona verdiği bilgi için teşekkür eder, veda edip ayrılır. Öğrencisine döner: “İneği bul, uçuruma götürüp aşağı it!”

Genç adam duydukları karşısında şok olmuştur, çünkü inek bu mütevazı ailenin tek geçim kaynağıdır. Ancak öğretmenin bir bildiği vardır diye düşünür. Büyük bir üzüntü içinde hayvanı uçuruma götürüp aşağı iter. Yıllarca bu olay aklından çıkmayacaktır.

Öğrenci geri gelir

Bir süre sonra öğrenci, yaptığı şey için kendini suçlu hissederek öğretmeninden ayrılmaya, o yere geri dönüp o kadar çok zarar verdiği aileden özür dilemeye karar verir. Yaklaşırken, her şeyin değiştiğini gözlemler. Şimdi o eski evin yerinde ağaçlar ve oynayan çocuklarla çevrili ve önünde bir araba park edilmiş olan güzel bir ev vardır.

Genç adam üzgündür çünkü o yoksul ailenin hayatta kalmak için ellerindeki her şeyi satmış olması gerektiğini düşünür. Kasabadakilere sorar ve ailenin hâlâ orada olduğunu öğrenir. Eve gidince aynı ailenin içeride olduğunu fark eder. Sonra, babaya ne olduğunu sorar. Baba, yüzünde geniş bir gülümsemeyle cevap verir:

“Bize süt vererek hayatta kalmamızı sağlayan bir ineğimiz vardı. Ama şansımızın yaver gittiği bir günde inek bir uçurumdan düşüp öldü. Bunun üzerine başka şeyler yapmak, sahip olduğumuzu hayal bile edemediğimiz diğer yetenekleri geliştirmek zorunda kaldık. Bu sayede başarılı olmaya başladık ve hayatımız değişti.”

“Her zamanki” şeyi yapmanın rahatlığı

Belki de, hikâyedeki öğrenci gibi öğretmenin ineği uçurumdan atma kararını duyunca siz de dehşete düştünüz. Ancak bu hikaye yaşamlarımızda bizi rahat hissettiren ama öte yandan da kısıtlayan rutinler konusunda ne yapmamız gerektiğiyle ilgili bir metafordur.

rutininde hapsolmuş adam

Bu fakir aile, tutundukları destekten mahrum kalınca alternatifleri aramaktan başka çare bulamamıştı. Ancak daha yoksul olmak yerine onları refaha kavuşturacak şeyler buldular, daha önce hayal bile edemedikleri şeyler. İnek hayatlarından hiç çıkmamış olsaydı, yoksulluk içinde yaşamaya devam edeceklerdi. Asla onu bırakmayacak veya ileri gidebileceklerine inanmayacaklardı.

Bazı insanlar yaşamlarında acı verici ve zor olabilecek, ancak onları rahatlıklarını terk etmeye zorlayan anlar olmasını takdir ederler. İnsanoğlu güvenlik, rahatlık ve kesinlik arar. Fakat bütün bunlar bozulduğunda, daha önce hiç bilmediğimiz yetenekleri ve nitelikleri keşfederiz. Daha önce uyuyor olduğumuzu fark ederiz.

Biraz durun ve rutinleriniz hakkında düşünün

İnek hikayesi rutinlerin bizi sınırlandırabileceğini düşünmemizi gerektiriyor. Sevmediğimiz ama bize finansal güvenlik veren bir iş, seyahat etmek için para biriktirmek ama ön görülemeyen koşulları bahane edip bir türlü seyahat etmemek gibi örnekler verebiliriz.

İnek hikayesi bize nasıl yaşadığımız üzerinde düşünmek için bir şans veriyor. Özellikle de yaşadığımız hayattan şikayetçiysek. Bir öğretmenin gelip ineğimizi uçurumdan atmasını beklememize gerek yok. Şu andan itibaren rutinlerimizin ötesine bakarak sahip olduğumuz potansiyeli keşfedebiliriz. Çünkü biz sınırlı değiliz. Sadece kısıtlayıcı rutinler tuzağına düşerek kendi yolumuza engeller koyuyoruz.

Her birimiz hayatımızda bir inek var. Sizinki ne?