İlk Psikolog Ziyaretim

· Şubat 25, 2018

Şu hayatta, bir psikologa gitmem gerekeceğini hiç bir zaman düşünmemiştim. Dahası, ben psikologların ne iş yaptıkları ile ya da seans sırasında söyledikleri ile bana ne katabilecekleri üzerine de hiç düşünen bir insan değilim. Ama gün geldi, her şey değişti. İçimde bir yerlerde, bir şeylerin yanlış gittiğine dair bir hisse kapıldım ve bunun ne olduğunu da tam olarak açıklayamadım.

Nasıl ifade edeyim bilmiyorum ki. Böyle sabah yataktan çıkmak istemedim. Bir zamanlar beni mutlu eden şeylerden artık zevk almamaya başladım. Ne zaman dışarı çıkıp bir hava alsam kendimi iyi hissediyordum ama dışarı çıkana kadar akla karayı seçiyordum. Bazı şeyleri istiyordum ama kendimi hareket ettiremiyordum. Garip bir duyguydu. Zihinsel sağlığımda bir şeylerin ters gittiğini düşünmeye başladım.

Zaman geçse de, ya hiç bir şey değişmedi hayatımda ya da ben bir şeyin değiştiğini hissedemedim. Sonunda bir psikologa gitmeye karar verdim. Gidince ne olacağını, ne diyeceğimi, lafa nasıl gireceğimi bilmiyordum. Gerçekten çok gergin ve tutkundum. Ama şimdi ortaya çıkan sonuçları görünce, iyi ki yapmışım diyorum. Beklediğimden oldukça farklı bir deneyim oldu benim için.

“Herkes zihin konusunda hevesli hevesli konuşur ama bunun ne olduğu sorulduğunda, tutulur kalırlar.”

– B.F. Skinner

seansta üzülen hasta

Bir psikolog size duymak istediklerinizi değil, acı olsa bile gerçeği söyler

İlk defa bir psikologu görmeye gittiğimde, neden profesyonel yardım almak istediğimi sordu. Bu soruya cevap veremediğim için biraz gerildim. Daha önce de söylediğim gibi, kendimi kötü hissediyordum. Rahatsızlığım için herhangi bir sebep veya kelime bulamadım. Düşündüğümün aksine, psikolog ile konuşmak aslında oldukça basitti.

Sorunu, kelimelere dökmeme yardımcı oldu. Ne kendimi yalnız veya çaresiz hissettim, ne de duymak istediklerimi duydum. Bana sadece, yolunda gitmeyen şeyleri analiz etmem ve bunların üzerinde çalışmam için gerekli yolu gösterdi. Bu sayede, hem kusurlarımın hem de potansiyelimin farkına varmama yardımcı oldu.

“Yaşam, size sunulandan daha çok, sizin kendinize yaratacağınız şanslar, başınıza gelenler ile değil, sizin olanları nasıl algıladığınız ile şekillenir.”

– Khalil Gibran

İlk başlarda ikimizin de ağzını bıçak açmıyordu. İlk seanstan itibaren, kendimize ortak bir amaç belirledik: ilk başta benim bir psikolog randevusu almama sebebiyet veren o adını koyamadığımız durumun ortadan kaldırılması. Bu belki de tedavinin en zor kısmıydı. Sorunlarınıza büyülü bir çözüm bulan, değersiz biri değilsiniz siz. Bunun yerine, sorunlarınızın değişip, artıp ya da kaybolduğunu fark ediyorsunuz. Tüm bunlar, bu sorunları, doğrudan veya dolaylı olarak, nasıl algıladığınıza ve bunlar ile ilgili ne yaptığınıza bağlıdır.

İşte o zaman, ortada büyü diye bir şey olmadığını anlarsınız. Evet, değişim zor bir şeydir. Bazen değişmek, ilk etapta sizi psikologa götüren problem yüzünden acı çekmekten daha zordur. Bu süreç sırasında, sahip olduğunuz karakter fikri değişebilir ve bu korkutucu olabilir. Ama amaç, kısa vadede kendimizi mutlu hissetmek değildir. Uzun vadede kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak bir değişim adına uğraşıyorsunuz.

“Psikolojinin amacı, en iyi bildiğimiz durumlar için tamamen farklı bir bakış açısı sunmaktır.”

– Paul Valery

hasta psikolog ile el ele

İyi bir psikolog suçluluk duygusundan kurtulmanıza yardımcı olur ama aynı zamanda duygularınız için sorumluluk almanızı da sağlar

Terapiye başladıktan ve yerinde değişiklikler yaptıktan sonra, her şeyin birdenbire yoluna gireceğini düşünmeyin. Artık sorunlarımın farkında olduğum için, onları etiketlemeye çalıştım. Bu etiketler her zaman psikoloğumun söyledikleri ile aynı sayfada yer almadı.

Bu anlaşmazlık yüzünden, ona olan güvenim azaldı. Çünkü kimse sizi kendinizden daha iyi tanıyamaz değil mi? Ben de öyle sanmıştım. Sonradan anladım ki, tıpkı beni benden başka daha iyi tanıyan kimsenin olmadığı gibi, zihinsel sarmalları ve çıkmaz sokakları, psikologumun gördüğü gibi görmeye başladım. Oldukça basit bir şey olsa da, bunu başlangıçta göremedim. Görünüşe göre, hepimiz kendimizi kandırmada oldukça usta olabiliriz.

Kendimizi aldatma, bizi kendimize karşı ya çok acımasız ya da çok iyimser olmaya yönlendirir. Kendi gerçeğimizi netçe görmemiz imkansız bir hal alır. Çoğu zaman, ne hissettiğimiz ya da kim olduğumuz sebebi ile suçluluk duyabiliriz. 

Ancak terapi bir ayna gibiydi. Kendinizi tam olduğunuz gibi görmenizi sağlar, nasıl olmak istediğiniz ya da olamadığınız şeyler için sizi suçlamaz. Psikologla olan ilk seansta, kendime belirlediğim hedeflere ulaşamama ve tüm enerjimi bu amaçlara yönlendirememe konusundan hissettiğim suçluluk duygusundan kurtuldum. Bu anlamda, aynı zamanda bu suçluluk duygusundan doğan duyguların sorumluluğunu almam için de psikologum, bana yardımcı oldu.

Bütün bu nedenleri göz önüne alırsak, psikolog ile ilk seansım oldukça iyi geçti. Şimdi kendimi daha güçlü hissediyorum, kullanabileceğim daha fazla kaynağım var ve dünyaya bakış açım artık daha dengeli. Artık mükemmel olmadığımı biliyorum. Aslında daha önce büyük öfke krizlerine sebebiyet veren kusurlarım için belirli bir şefkat bile hissetmeye başladım. Hayatla yüzleşebilir ve başarısız olabilirim. Tüm bunlar beni zayıflatmıyor, büyümem için bana motivasyon olarak geri dönüyor.

Evet, hala korkularım var, ama artık düşüncelerime gizlice girip beni felce uğratamazlar. Korkularım beni kontrol edemez, çünkü beni bir tutsak gibi tutan tüm düğümleri tek tek açmak için gerekli desteğim var artık.

[featured-post url=”https://aklinizikesfedin.com/psikolog-randevularinin-kalitesini-arttiracak-ipuclari/”]