Hipokondri: Hastalanma Endişesi Ne Zaman Gerçeğe Dönüşür?

Aralık 21, 2018

Hipokondri (hastalık hastalığı) ya da Hastalık Kaygısı Bozukluğu (DSM-5 de adlandırıldığı gibi) psikoterapi hastaları içinde konsültasyon için en yaygın sebeplerin biridir. Bu rahatsızlık sürekli hastalanma endişesi taşıyan hastalarla ilgilidir.

Hipokondriyak insanlar ilerleyen dönemde gitgide kötüleşen, gerçekten bir hastalanma endişesine eğilimli insanlardır. Bazı örnekler kanser, AİDS ve fibromiyalji olarak verilebilir. Bununla birlikte, daha hızlı ve şiddetli ilerleyen kalp ve solunum yolu hastalıklarından da korkan birçok hipokondriyak insan vardır.

Hipokondrinin en büyük özelliklerinden biri de hastalık endişesinin vücudu yavaş yavaş kötüleştirmesi endişesidir. Bilakis, kalp krizi veya boğulma gibi hızlı etkiye sahip hastalıkların endişesi panik bozukluğunun sebeplerinden biridir. Hipokondriyak birinin yakalanma korkusu olan hastalığı ne olursa olsun, duyguları, algıları ve davranışları uzun vadede (psikolojik anlatımla) “onların hastalanmasıyla” sonuçlanır.

korkmuş kadın oturuyor

Hipokondriyak bireyin ana karakteri hastalanma endişesi ve sürekli teşhis yaptırmaya (tıbbi testler, hastalıkla ilgili araştırmalar vb.) yönelmesidir. Onun ilerlemesini, şiddetini ve süresini etkileyen birçok psikolojik faktör de vardır.

Bu yazıda, hipokondriyak bireylerin gerçek dışı endişelerinin nasıl gerçeğe dönüştüğünü açıklayacağız. Sonuç olarak, kendi vücutlarını sürekli, etraflıca kontrol edip araştırmaları, belirsizliğe tahammül edememeleri ve endişelerini yetersiz kontrol etmeye giden sebepler üzerinde duracağız.

Hastalanma endişesi gerçek hastalığı nasıl etkiler?

Hastalanma korkusu taşıyan bir insanda hipokondri oluşması için birkaç faktör gereklidir. Hastalanma endişesinin gerçeğe dönüşmesiyle sonuçlanan en karakteristik psikolojik faktörler arasında, insan vücudunun nasıl çalışması gerektiğine dair gerçek olmayan beklentileri ve ön yargılı düşünceleri bulabilirsiniz.

Gerçek olmayan beklentiler, ısrar ve kontrol etme ihtiyacının hipokondrinin ilerlemesindeki rolü

Bir kişi her gün gerçeğe aykırı ve asılsız ihtimallerle vücudunda bir takım şeyler hissettiğini düşündüğü zaman, herhangi normal fiziksel bir his bile (kasılma veya belirli olmayan bir ağrı gibi) o kişiye bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteren uyarıcı bir işaret olarak görünür.

Sürekli bir ağrı ve rahatsızlık hissi birer işaret olduğu için, gerçek olmayan hastalık endişesi taşıyan insanların bu işaretlerin gerçek bir hastalığın göstergesi olduğu yorumunu yapmasına sebep olur. (Eğer her gün bir yerimde ağrı hissediyorsam, bu gerçek bir hastalık olabilir. Bir sorun olmalı.)

Eğer “vücudumda yanlış giden bir şeyler var” fikrini zihninizde iyice tasarlama alışkanlığınız varsa, hastalık endişeniz artar ve hasta olma ihtimaliniz yükselir. Çünkü vücudunuzu belli duruma yönlendiriyorsunuz. Vücudun nasıl olması gerektiği konusunda ön yargılı bir anlayışa sahip olunduğunda, hipokondrinin ilerlemesi daha kolaydır. Böyle bir mantık kötü fiziksel hislere karşı toleransı düşük insanlarda oldukça yaygındır. Bu kişiler vücutlarının hep aynı kalması gerektiğini (hiç yeni bir yara izi, leke olmamalı), ağrıdan muaf ve tamamen her şeyin “normal” gitmesi gerektiğini düşünürler.

semptomları hakkında endişeli kadın

Fiziksel huzursuzluk normal ve hayatın bir parçası olmasına rağmen (vücudumuz sürekli değişen bir organizmadır), eğer çok fazla bu konuya ilgi gösterirseniz sorun gitgide büyür. Bilimsel olarak kanıtlanmış olan bu durum, vücudun bir yerine fazla hassas olma oradaki sorunu daha da büyütür ve uzun sürmesine sebep olur diye özetlenen Kapı Kontrol Teori’siyle açıklanabilir. Sonuç olarak, dikkat dağıtma teknikleri hipokondrinin psikolojik tedavisinde başarının anahtarıdır.

İnsanın kendisinin vücuduyla ilgili çaba göstermesi ve rahatsızlık hissinin ortadan kalkması en başta ele alınmalıdır. Hastalık endişesini ve fiziksel rahatsızlıkları ortadan kaldırmak yeterli değildir, bunun yanında hipokondriyi kontrol altına almak için araştırmak ve kendi çabalarını ortaya koymak gerekir.

Fiziksel olarak hastalıktan kaçmaya çalışmak sizi psikolojik olarak hasta eder

Rahatsızlık veren fiziksel hisleri tolere etmemek, vücudu o hislerden uzak tutmaya çalışmamak ve aşırı kontrollü davranmak insanları psikolojik olarak hasta eder. Çünkü iki şeyle aynı anda ilgilenmek zordur. Eğer birisi acı veren şeyi ve kendisini nasıl etkilediğini sürekli olarak gözlerse, o kişi kontrol edilemez bir şeyi kontrol etmeye çalışarak zaman kaybediyordur. Organizmasının normal çalışma şeklidir bu aslında.

Fiziksel hassasiyetler arttığı zaman (neyse ki onlara yeterince dikkat ediliyor), insan neyin, niçin acı verdiğini öğrenmek için daha da endişelenir ve doktorlara danışmaya ya da internette araştırmaya başlar. Online araştırma süreci çok tehlikelidir. Bu tür araştırmalar insanın vücuduna zarar vermesiyle sonuçlanan, yanlış bilgiler verebilir.

Yanlış bir teşhis koymak (hipokondri durumunda gerçek bir hastalık yoktur) insanın kendisini zaman zaman iyi hissettirir. Yine de bazen profesyonel görüşlere bağlı kalmaları mümkündür. Hipokondriyak bireyler “hasta kişi” kategorisine sokulduğu zaman, kendileriyle ilgili gerçek olmayanları aramaya başlarlar.

Hasta olma endişesinin doğru bir şekilde nasıl üstesinden gelebiliriz?

Akıl çok güçlüdür ve sık sık kendine güvenerek yanlış yollar “seçer”. Doktorların size başka şekilde kendinizi iyi hissetmeyeceğinizi söylemesine rağmen, profesyonel kişilerin söylediğinden şüphelenmek ve hala hasta olduğunuzda ısrar etmek durumu söz konusudur. Hipokondri söz konusu olduğunda, insanların aşırı tıbbi ispatlar yapmaya yönelmelerinin endişe içinde yaşamalarına sebep olduğunun farkına varmaları gerekir. Onlar, hissettikleri şeyin doğru olduğuna inanmış olsalar bile yanlış yolda olduklarını anlamaları gerekir.

terapist hastasıyla konuşuyor

Hasta olma endişesi normal ve uyumsal bir histir. Bu endişe bize önlem almamızda yardımcı olur. Sözde semptomlarla ilgili ayrıntılı bilgiler aramak endişeyle baş etmek için doğru bir yol değildir. İlk olarak, insanlar her fiziksel uyarıyı kontrol etmeyi ve tıbbi testler yaptırmayı, böylece de “hasta bir kişi” rolü yapmayı bırakmalıdırlar.

İkinci olarak, insanların problemin aslında hastalık değil, ona karşı duyulan ve her geçen zaman büyüyen endişe olduğunu anlamaya ihtiyaçları vardır. Bu endişeyi yatıştırmaları gerekir. Endişenin sorun olmadığını anlamak önemlidir. Gerçek sorun, kişinin endişeleriyle baş edip edememesidir. Bu hipokondrinin büyümesine sebep olur.

Korkunuz üzerinde çalışmanız onu nasıl yöneteceğinizi öğrenmeniz için iyi bir yoldur. Bunun neden olduğunu, bununla ilgili neler yapılabileceğini araştırmalı ve bunu kabul etmeye çalışmalısınız. Bir psikologla çalışmak, hasta olma korkusu da dahil olmak üzere korkularınızı yönetmeyi öğrenmek için mükemmel bir yoldur.

Bu korkuyu doğru bir şekilde yönetmemeniz, büyük olasılıkla psikolojik bir hastalığa yakalanacağınız anlamına gelir.