Her Şey Gelip Geçer, Her Şey Değişir

15 Mayıs, 2017

Ne kadar acı çekiyor olursanız olun, yaşadığınız her şeyin bir zaman ve ritminin olduğunu ve nihayetinde her şeyin gelip geçtiğini, her şeyin değiştiğini asla unutmamalısınız.

Zor zamanları atlatmak için sabır, zaman ve biraz düşünmeye ihtiyacımız var. Bu kolay değil belki ama imkansız da değil.

Yaşadığımız her şeyin bir başı ve sonu vardır. Bu yüzden, negatif bir şey yaşarsanız, üzülseniz bile hemen çaresizliğe kapılmayın. Rahat bir dönemden geçiyorsanız, tadını çıkarın ve güzel bir hatıra olarak saklamak için elinizden geleni yapın.  

Sabır en önemli şeydir

Sabrı olan kişinin hiçbir eksiği yoktur. Sabır sayesinde ilerleyerek yolculuğunuzun tadını çıkarabilir, değişimlerle başa çıkabilir ve şu anın elinizden kaçmasına engel olabilirsiniz.

Hepimizin, yelkovanın daha hızlı hareket etmesini ya da takvim yapraklarının çabucak bitmesini istediğimiz zamanlar olmuştur. Fakat sabırlı davranırsak, yaşadığımız ve yaşamak istediğimiz şeylerin önemi üzerinde düşünmeye zamanımız olur.

Son derece iyileştirici bir öğretiye sahip bir Çin atasöz diyor ki: Bir şeyin çözümü varsa, ne diye endişeleniyorsun? Ve halihazırda bir çözüm yoksa, ne diye endişeleniyorsun?  

Geriye kalacak bir şey daima olacak

Gerçek şu ki her şey gelip geçmesine rağmen, yaşanmış şeylerden geriye kalacak bir şey daima olacaktır. Bu genelde koşullardan öğrendiğimiz bir şeydir ve hafızamız ve ruhumuza kazanarak varlığımızın bir parçası hâline gelir.

Endişelerimiz aşırı ve bunun beraberindeki gerginlik katlanılmaz olduğunda, her şeyin gelip geçici olduğunu ve her şeyin değiştiğini kendimize tekrarlamalıyız. Bunu nasıl yapabiliriz?

Sıkıntılı olay ve zamanlarla başa çıkarken, bizde endişe veya sıkıntı ortaya çıkaran iç uyarıcılar ve dış olayların farkına varırız. 

İdeal olarak nefes alma ya da şu ana ve buraya odaklanmamıza yardımcı olan aktiviteler (mesela, strese karşı boyama yapmak gibi) rahatlama stratejilerine başvurmalıyız.

Böylece negatif beklenti ve tahminleri en aza indirir ve dikkatimizi şu ana odaklarız. Gelecek olaylara dair beklenti ve tahminlerimize kapılıp kaybolamayız.

Ne tür problemlerle karşılaşmamız olası?

Her sorunun sihirli bir çözümü yoktur ama kaygılarımızı en iyi şekilde ortadan kaldıracak stratejiler uygulayabiliriz. Önce bu endişelere bir göz atalım:

Kısa vadedeki endişeler

Bu tür sorunlar, hemen halledilebilir ve bunlarla baş etmek için problem çözücü stratejiler uygulayabiliriz. Bunun için şunları yapmalıyız:

  1. Sorunların hayatın parçası olduğunu ve düşüncesizce hareket etmeden onlarla yüzleşmenin önemli olduğunu bilerek sorunlara dikkat etmeliyiz.
  2. Ne tür çözümlerin mevcut olduğunu belirlemek önemlidir.
  3. Avantaj ve dezavantajları, hem duygusal olarak hem de zaman ve çaba temelinde değerlendirerek aklımıza gelen alternatif çözümler konusunda kararlar almalıyız.
  4. En akıllıca kararı aldığımızda, bu kararı uygulamalıyız. Bu iyi bir çözüm değilse, süreci tekrarlarız.

Uzun vadedeki kaygılar

Daha geniş bir zamana yayılan diğer sorunlar ya da kaygılar, sevdiğiniz birinin hastalığı ya da dünyanın durumu olabilir. Bu noktada öz-kontrol ya da pozitif çerçeveleme gibi stratejiler uygulamalıyız.

Dünyanın sonu ya da birden hastalanma gibi mantıksız endişeler, muhtemelen gerçeğe dayanmamaktadır. Her halükarda, hiçbir şeyin sürekli olmadığını ve hayatın daima değişim içinde olduğunu unutmamamız, önemlidir. Öğrenmenin üstün olduğunu, hatalar ve üzüntünün ise sınırlı olduğunu savunuyoruz. Kendimizi boğulmaktan kurtaramayız ama yüzmeye devam edip manzarayı kaçırmayabiliriz.