Her Şey Korkunç Bir Baş Ağrısı ile Başladı: Felç Nedir?

· Nisan 23, 2017

Her şey bir korkunç baş ağrısı ile başladı …” Felç geçiren hastaların, bu elim hastalık vücutlarının tamamına yayılmadan önce, dünyanın en ölümcül ikinci hastalığı ile ilgili söyledikleri ilk şey bu olmaktadır.

Felç geçirdikten sonra tabii ki de yaşamınıza devam edebilirsiniz ancak, yaşam kaliteniz, bu elim olayın öncesi gibi olmaz. Konuşma ve hareket etmek gibi en temel fonksiyonların üzerindeki olumsuz etkiler oldukça belirgindir.

Hayat her zaman için adil değildir ya da bize hak ettiğimiz her şeyi vermeyebilir. Ama yaşamımıza devam etmek ve ondan elimizden geldiğince yararlanmak adına göstermiş olduğumuz tüm çabalar, felç geçirmemizi engelleyebilir. Eğer bunu gerçekleştirmek için en ufak bir şansımız bile varsa, bu şanstan yaralanmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.

Her yıl 29 Ekim, Dünya Felç Günü olarak kutlanıyor. Bu hastalığı anmaktan daha ziyade, buradaki amaç, her yıl binlerce insanın yaşamını kaybetmiş olduğu bu elim hastalığa, biraz olsun dikkat çekmektir. Bu hastalık yüzünden dağılan aileler, kaybettiğimiz insanlar var ancak bu şekilde onların anısına sahip çıkabiliriz.

Beynin kan dolaşımında, ani bir aksama olduğu için meydana gelen bu hastalık ile ilgili, olabildiğince farkındalık yaratarak, hem kendimizi hem de sevdiklerimi koruyabiliriz. Hepimiz, hiçbir şeyin % 100 önlenebilir seviye de olmadığını ve felç nedeniyle aramızdan ayrılan birçok genç insan olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte, bu elim hastalığı önlemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız ve bunun için de bilinç düzeyini yükseltmekten, insanlara bu konu ile ilgili bilgi vermekten daha iyi bir şey yoktur.

Felç nedir?

Felç, bir insanın beynindeki kan dolaşımının anı bir şekilde kesilmesi ile meydana gelen bir hastalıktır. Beyindeki işlevsiz kan damarları veya oksijen iletiminde bir azalma olarak da tanımlanabilir. Tüm bunlar, sağlık üzerinde geri döndürülemez bir etkiye neden olur: oksijen ve besin eksikliği nedeniyle beyin hücrelerinin ölümü.

Felç, gençleri de etkileyebilirken, daha sık olarak ileri yaşlarda görülür. Felçli hastalardaki ölüm oranı %30’ken, son yıllarda kadınlarda anlamlı bir felçli vaka durumu artışı olmuştur.

Ek olarak, iki tür felç vardır; iskemik ve hemorajik. Birincisi daha sık görülürken, ikincisi daha tehlikelidir ve haliyle daha ölümcüldür. Eminim ki, hayatınızda bu hastalığa yakalanmış ya da bundan ötürü yaşamını yitirmiş biri ya da birileri vardır.

Bu gibi durumlar hayatımızda acı veren zamanlarken, aynı zamanda felçli hasta, sanki ani aşırı bir yük ya da trajik sonuçları olan bir kıvılcım sebebiyle, en temel tabiri ile beyninin değiştiği o zaman dilimini atlatıp, hayata tutunmayı bir şekilde başardığında, hem kendisi hem de ailesi için, bir nevi yaşama yeniden uyum sağlama dönemi başlıyor.

Risk faktörleri

Hepimiz, bilgi ile “doymuş” bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz. Sosyal medya hesaplarımız, dergiler ve televizyon programları aracılığı ile sağlığımızı daha nasıl iyi hale getirebileceğimize dair, bilgi bombardımanına tutuluyoruz.

Her gün biraz daha fazla bazı şeylere öncelik vermeye başlamamız gerekiyor. Dünyanın ne kadar hızlı döndüğünün, yükümlülüklerimizin, acelemizin, endişelerimizin bir önemi yok… Sadece bir dakikanızı kendinize ayırın ve bedeninizi, zihninizi ve beyninizi dinleyin. Eminim ki kendinize biraz daha iyi bakmanız gerektiğini söylüyorlar.

Bunu yapmak gerçekten sizi hiç yormaz. Sadece biraz zaman alır, hepsi bu. Kendimizi tanımak için durup bir nefes almak zaten belli başına bir mükemmel bir adım. Siz, hem kendiniz ve hem de başkaları için önem arz ediyorsunuz ve bunun içinde ödemeniz gereken beden sağlığınıza önem vermek.

Bu sebeple, felç hastalığının önlenmesine ayrılan bu özel günde, bu elim hastalığın daha vahim durumlara yol açmasını engellemek adına, bu faktörleri aklınızda tutma da yarar var.

Bu elim hastalığa karşı çok büyük bir kazanma şansı ile hep beraber savaşabiliriz. Karar size kalmış:

  • Sigara içiyor musunuz? Öyleyse hayatınızın bir noktasında felç geçirme olasılığınızın çok yüksek bir ihtimal olduğunu da bilmelisiniz. Bu kötü alışkanlığı durdurmak için kendinize bir hedef belirleyin.
  • Son yıllarda, felçli hastalarda cinsiyet bazlı değişiklikler gözlemlenmektedir. Örneğin, İspanya’da felçli hastalar, özellikle bir de sigara içiyor, yüksek tansiyonu olanlar ve oral gebelik önleyici ilaçlar alıyorlarsa, kadınlar olmaktadır.
  • Eğer felç geçirmiş bir akrabamız varsa, sürekli olarak doktor kontrolüne gitmeliyiz.
  • Yüksek tansiyon, kolesterol ve şeker hastalığı varsa aman dikkat! Bunlar belli başlı risk faktörleridir.
  • Düzensiz bir yaşam biçimi ve obezite, bu ve bunun gibi diğer hastalıklar ile karşılaşıldığında dikkat edilmesi gereken diğer iki tehlikedir.

Felç geçirip geçirmediğimi nasıl anlayabilirim?

Yazının başında, size ‘korkunç bir baş ağrısından’ bahsediyorduk. Felç geçiren hastaların, sürekli olarak migren rahatsızlığından şikayetçi olmaları yaygın bir durumdur. Bununla birlikte, bu ‘korkunç baş ağrısı’ daha yoğun ve keskin olarak tanımlanır.

Dolayısıyla, aşağıdaki emareleri aklınızda tutun:

  • Vücudunuzun bir kısmının hareket edememesi: aynı taraftaki kol ve bacak.
  • Konuşma problemleri veya söyleneni anlamada zorluk.
  • Baş dönmesi, dengesizlik ve vücudu kontrol edememe.
  • Ve en kötüsü, o meşhur korkunç baş ağrısı…

Bu temel emarelere dikkat edin ve kendi iyiliğiniz için biraz daha bazı şeylere öncelik vermeye çalışın. En azından sizi sevenler için. Kendinize iyi bakın, kendiniz için en önemli şey yine sizsiniz, bu nedenle sağlığınızla ilgileneceksiniz.