Hayvanlar Hakkında, Onlara Nasıl Davranmamız Gerektiğini Gösteren 10 Film

· Ocak 15, 2019

Eğer herkesin huzur ve uyum içinde yaşadığı bir dünya yaratmak istiyorsak, hayvanlara yapılan saldırılar bunun asla bir parçası olmamalı. Hepimizin hayvanlara daha kaliteli bir hayat sağlamak için yapabileceği şeyler vardır. Hayvanlara karşı yapılan her türlü saldırıyı kınamak ve gerçekleştiğini biliyorsak yetkililer bildirmek hepimizin bir görevidir.

Filmler, bize rahatsız edici gerçeklikleri gösteren çok güçlü araçlardır. Şimdi hayvanlara nasıl davranılması gerektiğiyle ilgili sizi düşündürecek 10 filmi sizlerle paylaşacağız.

“Bir ulusun yüceliği, hayvanlara nasıl davrandıklarından belli olur.”

– Mahatma Gandhi

1. Özgür Ruh (Spirit: Stallion of the Cimarron)

Özgür Ruh, Dreamworks tarafından yapılmış bir animasyon filmidir. Filmin ana karakteri tüm hayatını özgürce yaşamış olan vahşi bir attır. Daha sonra kendini insanların eline düşmüş bir şekilde bulur. Onlar, Özgür Ruh’u yakalayıp satar ve onu terbiye etmeye çalışır çünkü onun özgürlük arzusunu hiç umursamazlar.

İnsanların tüm çabalarına rağmen, Özgür Ruh kendinden emindir ve insanlarla hiçbir şekilde bir etkileşime girmek istememektedir. O, özgür olmak istemektedir ve bundan kolayca vazgeçmeyecektir. Bu hikaye, çok güçlü bir savaşma ruhunu konu alır ve bizi hayvanlardan yerine getirmesini beklediğimiz roller ya da görevler üzerinde düşünmeye iter.

atlar

2. Aristokediler

İnkar edilemeyen “insanın en iyi dostunun yanında bir de kediler vardır. Bu tüylü hayvana bazı insanlar bayılırken bazıları da asla güvenmez. Kediler, doğaları gereği çok ilginçtir ve sonsuz efsanelerin ve batıl inançların konusu olmuşlardır. Tarih boyunca sevilseler de nefret edilseler de kimse kediler hakkında nötr olmamıştır, herkesin bir hissi ya da fikri vardır.

Aristokediler, Leydi ile Sokak Köpeği gibi bir hikayedir. Aristokediler’de ilginç olan şey ise kedilerin sahibi olan Madame Bonfamillie’nin onlara karşı nasıl olduğudur. Çok sevdiği kedilerine tekrar kavuştuğunda, birkaç tane daha kedi sahiplenip şehirdeki başıboş kediler için bir ev yaratmak istemesidir.

Bu film, kendi barınağınızı kurmanın imkansız olduğunu size gösteren bir filmdir. Ama en azından sokakta yaşayan kedileri besleyip diğer insanları onları evlerine almaya teşvik edebilirsiniz.

3. Pi’nin Yaşamı

Pi’nin Yaşamı Ang Lee tarafından yönetilen ve aynı isimdeki kitaptan uyarlanmış bir filmdir. Sizi milyonlarca farklı felsefi ve dini konuda düşünmeye ve sorgulamaya iter. Genç bir adamın bir Bengal kaplanı ile sonsuz denizin ortasında gemi yolculuğu yapmasını konu eder.

Hayvanların çok büyük bir rol oynadığı maceralarla dolu ve zorlukların üstesinden gelmeyle ilgili harika bir hikayedir. Bu filmin konusunu bu şekilde özetlemek çok zor olduğu için bunu şöyle özetleyebiliriz: bu filmi mutlaka görmelisiniz.

4. Orman Çocuğu

Orman Çocuğu, doğaya ve hayvanların saflığına bir övgü niteliğindedir. Filmin müziği de Disney’in en iyilerinden biri olduğu için bahsetmeden geçmek istemeyiz. İnsanlar Mowgli’yi küçük bir bebekken terk eder ve hayvanlar onu büyütür. Bu film sayesinde görürüz ki hayvanlar bazen insanlardan daha asil olabilmektedir.

Tarih boyunca çocukların hayvanlar tarafından yetiştirildiği bir çok vaka olmuştur. Bunların arasında Kurtlar Arasında ismindeki İspanyol filmi de yer almaktadırBu, 12 yıl boyunca hayvanlarla yaşayan bir çocuğun gerçek hikayesidir. 

Orman Çocuğu, ve tabi ki Aslan Kral’ın yanında, hayvanların hayatının vahşi tarafına değinen en iyi filmlerden biridir. Hiyerarşilerinin nasıl olduğu, çevreleriyle nasıl etkileşime geçtikleri vb. konularla ilgilidir. Ayrıca bizi, hayvanların doğal ortamlarından alınıp sirklerde ve hayvanat bahçelerinde tutulmasıyla ilgili de düşünmeye iter.

5. Öbür Dünyadan Gelen Canavarlar (Frankenweenie)

Tim Burton 2012’de aynı isimde 1984’te yapılan filme çok benzeyen Frankenweenie isminde bir film yaptı. Ama bu kısa film, asıl film gibi animasyon değildi. Kısa versiyonu asıl versiyondan çok daha iyiydi ve çok daha fazla duygu içeriyordu. İlginç olan şu ki, film, bir hayvanı kaybettikten sonra oluşan yası konu almaktaydı. Bu, hayvanlarla ilgili var olan en duygusal filmlerden biridir.

Filmin adı Frankenstein hikayesine bir referanstır ve ana karakterin ismi de Victor’dur. Hikaye, bir çocuk ve onun köpeğiyle olan ilişkisini  ve onu kaybettikten sonraki yas sürecini konu alır. Bilgileri ve fen derslerinde öğrendikleri sayesinde Victor köpeğini hayata döndürmeyi başarır.

6. 101 Dalmaçyalı

Hayvan derileri her zaman büyük bir iş alanı olmuştur. Her geçen gün daha fazla insan hayvan derisi giymeyi reddediyor olmasına rağmen hala fanatiği olanlar da mevcut. Bazı deriler diğerlerinden daha değerlidir. Timsah, tilki ve bizon moda trendlerinin en büyük kurbanlarındandır. Ayrıca, toplumumuz genellikle bu konu hakkında bilgisizdir. Bunun hakkında çok konuşulmaz çünkü bu hayvanlar kediler ya da köpekler gibi bizim yakınımızda değiller. Bu yüzden, insanların onların derilerinden kıyafet yapmasına göz yumarız.

Biraz durup düşünün, köpek kürkünden yapılan bir ceket giyer miydiniz? Muhtemelen bunu sadece düşünmek bile midenizi bulandırmıştır. Bir insan nasıl “en yakın dostu”ndan yapılma bir ceket giyebilir ki? Bu delice olurdu! 101 Dalmaçyalı da temelde bu durumu konu alıyor. Filmdeki ana karakterler olan küçük dalmaçyalı köpekçiklere aşık olmamak mümkün değil. Ama bir de en kötü zalimlerden olan hayvan katili Cruella de Vil var. 101 Dalmaçyalı bizlere bu çok değerli kürklerin nasıl korkunç bir şekilde yapıldığını gösteriyor.

101 dalmaçyalı

7. Ayı

Ayı 1988 yapımı duygu yüklü bir Fransız filmidir. Filmdeki ana karakter, annesini bir kaya kayması sonucu kaybeden küçük bir ayıcıktır.Bu küçük ayı, kendisinden daha büyük olan bir ayıyla baba-oğul ilişkisi gibi bir ilişki kurar.

Filmde, bu hayvanların onları avlamak isteyen avcılardan nasıl kaçtığı gösterilir. Yani, diğer filmlerde de olduğu gibi bu hikayede de insanlar kötü karakterlerdir. Filmin mesajı çok nettir: hayvanların da yaşamaya hakkı vardır ve doğaya saygı gösterilmesi gerekir.

8. Ferdinand

Bu film, boğa güreşlerini sorgulayan ve yakın zamanda çekilmiş bir filmdir. Boğa güreşlerinin İspanya gibi ülkelerde büyük bir tartışma konusu olması hiç de sürpriz değildir. Filmimizin karakteri Ferdinand şiddetten hoşlanmamaktadır. O, sadece huzurlu bir hayat sürmek isteyen sakin bir boğadır. Ama (insanlar onun adına karar verdiği için) o güreşçi bir boğadır, tabi ki eğer ölene kadar ringe çıkacak kadar cesarete sahipse.

Boğa güreşi kelimeleri duyulduğu gibi bir tartışma başlatabilir. Bazı insanlar bunu sanat olarak görürken diğerleri de işkence olarak görmektedir.Ferdinand bu tartışmaya farklı bir yerden bakmaktadır: hayvanların perspektifi. Acaba kimse boğaların orada olmak isteyip istemediğini biliyor mu? Sırf bir kalabalığı eğlendirmek için hayvanlar acı mı çekmeli? Geleneklerimizi değiştirebilir miyiz ya da aynı şekilde kalmak zorundalar mı? Film her ne kadar çocuklar için yapılmışsa da yetişkinler de bunun tadını çıkartabilir ve bu filmin birçok tartışmaya sebep olacağı kesindir.

9. Bambi

Bambi, doğaya ve özgürlük içinde yaşayan hayvanlara karşı saygılı olmakla ilgisi olan başka bir filmdir. Ayrıca bizi küçükken hatta belki şimdi bile ağlatabilen filmlerdendir. Bambi, annesiyle ormanda mutlu mutlu yaşayan bir geyiktir. Bu ormandaki tek bir tür dışında tüm canlılar müthiş bir uyumla yaşamaktadır.

Bu ormandaki huzura saygı gösteremeyen tek canlı tabi ki de insanoğludur. Ayı filminde olduğu gibi bu film de hayvanların özgür olma hakkıyla ilgilidir.

bambi

10. Hachiko: Bir Köpeğin Hikayesi

Tabi ki, eğer hayvanlarla ilgili bir film listesi yapıyorsanızHachiko: Bir Köpeğin Hikayesi filmi olmazsa olmaz. Bu film bizi hayvanların sadakati, insanlar ve köpekler arasındaki dostluk, bu tüylü dostlarımızın bizde uyandırdığı sonsuz hisler ve bir hayvan sevmenin ne demek olduğu ile ilgili düşündüren duygusal bir filmdir.

Ayrıca, bu film gerçek bir hikayeden esinlenmiştir. Eğer hayvanları seviyorsanız, bu filme başından sonuna kadar bayılacaksınız, hatta belki sizi ağlatabilir bile.

“İnsanlar dünyanın şeytanlarıdır ve hayvanlar da işkence edilen güzel ruhlarıdır.”

– A. Schopenhauer