Hayatta Bazı Şeyler Yazılır, Silinir ve Yeni Baştan Yazılır

· Ekim 20, 2017

Walt Disney, çalıştığı gazeteden yeterince yaratıcı olmadığı için kovulmuştu. Hayatını idame ettirebilmek için ilk şirketi olan Laugh-O-Gram Films şirketini kurdu. Bir süre sonra kapatmak zorunda kaldı. Sonunda Hollywood’a geldi ve nihayet filmleri başarılı oldu.

“Hayalleri gerçekleştirmenin sırrını bilen insanlar için aşılmaz engeller olduğuna inanamıyorum.”

– Walt Disney

Walt Disney’inkine benzer birçok hikaye mevcut. Her birimizin başarısızlıkları olmuştur ve böyle zamanlarda her şeye yeniden başlamamız gerekmiştir. Başarı, başarısızlık ve öğrenmek, günlük hayatımızın bir parçasıdır. Bizi insanlar olarak geliştiren şeylerdir. İşte bu yüzden hayatta yazar, siler ve yeniden yazarız. 

Hayatta başarılı olmak ne anlama gelir?

Sizin için başarı nedir? Hayatta mutlu olmak mıdır? Kendiniz ve başkaları hakkında kendinizi iyi hissetmek mi? Para ve zenginlik mi? Bir ailenizin, eş ve çocuklarınızın olması mı? Dünyayı gezmek mi? Yoksa çalışmak ve sağlıklı olmak mı?

“Başarının yüzde doksanı, ısrar etmektir.”

– Woody Allen

Başarı sizin için ne anlama geliyor olursa olsun başarının sizin için ne olduğunu anlamak, size güven getirir, sizi devam etmeye teşvik eder ve nihayetinde mutlu eder. Eduardo Punset’in yazar ve felsefeci kızı Elsa Punset, buna kazanma etkisi denmektedir.

Kazandığınızı hissettiğinizde beyninizde dopamin salgılanır ve kendinizi daha iyi ve hazırlanmış hissedersiniz. Böylece maksimum seviyeye ulaşmak için uğraşırsınız ve dilediğiniz hedefleri gerçekleştirirsiniz. Başka bir deyişle, başarılı olmak, daha çok başarıyı getirir. Zincirleme bir tepkime gibidir bu.

Hatalarınızdan öğrenmek

Başarı ve başarısızlığın ne işe yaradığını göstermek için sizinle ilginç bir gerçeği paylaşacağız: bazı tahminlere göre pazara giren ürünlerin %90’ı başarısız olmaktadır. Dolayısıyla, başarısızlık bir istisna değil genel bir kuraldır. Ama başarısızlık, kabul edilmez.

ısrarla tırmanmak

Başarısızlığın çok yaygın olduğunu bilmek, başarısızlıkla nasıl daha doğal bir şekilde yaşayacağımız üzerinde düşünmemizi sağlar. Psikolog  Carol Dweck başarısızlıkla baş etme şeklimizi, yetenekle ilgili fikrimizle özdeşleştirir.

“Başarısızlık, güvenle yeniden başlama fırsatıdır.”

– Henry Ford

Yeteneğin doğuştan gelen bir şey olduğunu anlayan bir yaklaşım vardır. Yani ya yetenekli olarak doğmuşsunuzdur ya da bir konuda gerekli yetenek sizde yoktur. Ne var ki bir başka anlayışa göre yetenek, direnç ve dilediğimiz şeyi başarmak için çaba vererek gelişir.

Bu ilk gruptaki insanlar, iç yeteneklerini göstermek üzere güçlüklerle yüzleşirler ve başarısızlığın, yeterince beceri veya yetenek sahibi olmamaktan kaynaklandığına inanırlar.

Ne var ki yeteneğin geliştiğini düşünen insanlar, başarısızlığı çabaladıklarının bir kanıtı ve pozitif bir şey olarak görürler. Başarısızlık, daha güçlü ve iyi olmanın bir yoludur. Başarısız olmazsanız, gelişemezsiniz.

Başarısızlıktan ders almak ve hayatta risk almak, cesaret gerektirir. Her şey iyi bir şekilde sonuçlanmayacaktır. Bir çok hayal kırıklığı yaşayacağız ama asıl başarımız öğrenmek, gelişmek ve büyümek olacaktır. Sizi mutlu eden, yüzünüzü gülümseten şeyleri düşünün ve onlar için uğraşın.

Duygusal zeka ve başarı

Duygusal Zeka adlı kitapta (1995’te yayınlandı) Daniel Goleman zeka testinde çok yüksek puan almış birçok genç insanın hayatını inceleyen çeşitli çalışmaları alıntılamaktadır. 

deniz boyamak

Çalışmalar, bu genç insanların mutluluk, prestij veya çalışma başarısı gibi alanlardaki tatmin seviyelerini karşılaştırmaktadır ve IQ’nun yalnızca başarıyı belirleyen faktörlerin %20sine denk geldiği görülmektedir.

Geri kalan %80 ise şans, sosyal sınıf ve hepsinden önemlisi duygusal zeka gibi değişkenlere bağlıdır. Dolayısıyla, motivasyon, direnme gücü, ruh hali yönetimi ve empati, zekadan daha belirleyici faktörlerdir.

“Hayatta ne kazanır ne de kaybedersiniz, başarısızlık ya da başarı diye bir şey yoktur. Hayatta öğrenirsiniz, büyürsünüz keşfedersiniz; her şey yazılır, silinir ve yeniden yazılır; bir şey döner, saçaklanır ve tekrar döner.”

– Ana Cecilia Blum