Öğretmeye Cesaretiniz Varsa, Öğrenmekten Asla Vazgeçmeyin

Nisan 9, 2017

Hepimiz, öğrenmenin başka, öğretmenin ise bambaşka bir şey olduğunun gayet de farkındayız. Herhangi bir şeyi öğretmenin ne denli zor olduğunu biliyor olsak da, çoğunlukla bunu görmezden geliriz.

Eğitimin, hayatın eğlencesine katılmak için giydiğimiz bir balo elbisesi olduğu lafını çok seviyorum, çünkü bu sözün gayet içten ve ilham verici olduğunu, içimde bir şeylere dokunduğunu ve bana bir şeyler hatırlattığını hissediyorum.

Hayatımın herhangi bir noktasında, bana bir şeyler öğretmeye gayret ve cesaret eden ve bunu hala devam ettirmeye çalışan tüm insanları minnetle yad ediyor ve onlara teşekkür ediyorum. Ve birisine bir şey öğretmenin de, bir insanın sahip olabileceği en asil ve en üretken amaç olduğunu düşüncesine kesinlikle katılıyorum.

Öğretmeyi öğrenme sanatı

İyi bir eğitimci olmak, birçok çeşitli malzemeyi karıştırarak büyülü bir formül elde etmekle olur. Öğretmek, birçok beceri ve çok sayıda yetkinlik üzerinde tam kontrol gerektirir. Şimdi onlardan bazılarına beraber bakalım;

Yaşam ve dünya ile ilgilenmek

Öğretme eylemi için asıl dürtü pedagoji sınırlarının da ötesine geçmektedir; bu durum daha çok kişisel bir şeydir. Yürekleri ve duyguları eğitmek ile ilgilenmek ve bununla içli dışlı olmaktır.

İyi bir öğretim yöntemi, sizi sonsuza kadar takip eden, yaşamınızda bir iz bırakan, sizi sorgulatan, öğrenmeye ilham veren şüpheler sağlayan türden bir yapıdadır. Bu yöntem, sadece bir temel üzerinde kurulmuştur: güzel bir yaşam için başkalarını eğitenlerin insanlığa dair duyduğu ilgi ve alaka.

Kitaplara ve okumaya aşık olmak 

Bilgiyi yaymakla yükümlü olan tüm nesnelere hayran olmak, kitaplara olan karşılıksız bir sevgi ve onların içinde var olan eşsiz mutluluk hissi…

Öğrencilerinize duyduğunuz sevgi

İster çocuk olsun, ister yetişkin; birine bir şey öğretmeye cesaret ve gayret eden bir kişinin, öğrenmelerine yardımcı olmak zorunda oldukları her bir bireyin, her türlü halini de sevmesi çok önemlidir. Tam olarak nasıl yaptıklarını ifade edemeseler de, iyi öğretmenler bunu yapabilir.

Duygularınızı kontrol etme

Birisine okumayı öğretmeden önce, onlara sahip olduklarının kıymetini öğretin derler. Öğretmenler, kendilerini öğrencilerinin yerine koyar, sahip oldukları duyguları belirlemeye çalışır ve bunu sadece tek bir amaç uğruna kullanırlar: öğrenciyi büyütmek, geliştirmek ve umutlarını ve hayallerini hayata geçirmek.

Sadece iyi öğretmenlerin (ve iyi hayat koçlarının) yardımıyla sevmeyi, huzurun tadını çıkarmayı ve asla pes etmemeyi öğrenebiliriz.

Sonsuz sabır ve huzur

Öğretmenlerin, öfkeyi ve umutsuzluğu, huzura, bilgeliğe, azme ve enerjiye dönüştürme konusunda büyük becerileri vardır. Başka bir deyişle, gerçekten önemli olan şey, ne öğretildiğinin ve nasıl öğretildiğinin toplamıdır.

Öğretmenlerimize ve eğitimcilerimize olan borcumuz nedir?

Carl Jung, öğretmenlerimizi ve kalplerimize büyük bir şefkatle dokunan insanları, her zaman için büyük bir minnet ile hatırladığımızı söylemiştir. Bizi eğiten, bize bir şeyler öğreten ve aynı zamanda çocuklarımızı da eğiten bu güzel insanlara ne kadar teşekkür etsek azdır.

Bizler, çocuklarımızı eğitmek için her gün ne kadar çok şey öğrenmeye çalışıyorsak; öğretmenler de, her gün evden işlerine giderken, kimi zaman mutlu kimi zaman mutsuz bir ruh hali içerisinde olabiliyorlar.

Öğretmenlerin yaptığı işin sadece öğretmek olduğunu söylemek, mesleklerini küçük görmek olur. İyi bir öğretmen, sürekli yeni şeyler arayan bir öğretmendir; yalnızca öğreten değil, aynı zamanda hafızamızı, zekamızı, duyarlılığımızı ve hayal gücümüzü de harekete geçirendir. İyi bir öğretmen, aklımızı harekete geçiren ve bize sabırlı olmanın önemini gösteren biridir.

Öğretmenler toplumların kurtuluş yoludur; çünkü onlar, her bir öğrencilerine aydınlanma yolunda rehberlik eder. Bizi düşünmeye davet etmeleri, sözcükleri, verdikleri ilham ve varlıkları sayesinde,  yaşamlarımız ve geleceğimiz daha güvenli bir hale gelir.

Öğretmenim…

Onlara uçmayı öğreteceksin, ama senin uçağını uçurmayacaklar.
Onlara hayal kurmayı öğreteceksin, ancak senin hayallerini hayal etmeyecekler.
Onlara yaşamayı öğreteceksin, ancak senin hayatını yaşamayacaklar.
Onlara şarkı söylemeyi öğreteceksin, ama senin şarkını söylemeyecekler.
Onlara düşünmeyi öğreteceksin, ama senin gibi düşünmeyecekler.
Fakat onlar, uçtukları, hayal ettikleri, yaşadıkları, şarkı söyledikleri ve düşündükleri her an,
Sen onlar ile beraber olacaksın.

– Kalküta’lı Maria Teresa –