Harald Schultz-Hencke: Muhalif Psikanalist

Kasım 13, 2019
Harald Schultz-Hencke'in hayatı ile ilgili en çarpıcı olan şey, iktidardakilere hizmet etmek konusundaki eğilimiydi. Nazizm için, daha sonra Stalinist bir modelin çerçevesi haline gelmiş olan bir psikoterapi türü tasarlanmasına yardım etti.

Harald Schultz-Hencke 18 Ağustos 1892’de Berlin’de doğmuş olan bir Alman psikiyatrist ve psikoterapistti. Çocukluğu hakkında çok fazla bilgimiz olmasa da, annesinin bir el yazısı uzmanı, babasının ise bir fizikokimyacı olduğunu biliyoruz. Zengin bir ailesi vardı ve bildiğimiz kadarıyla, Schultz-Hencke’in hayatının ilk yılları keyifli ve olaysız geçmişti.

Ayrıca biliyoruz ki, Harald Schultz-Hencke I. Dünya Savaşının siperlerinde de savaşmıştır, ki görünen o ki, bu deneyim onun için travmatik olmuştur. Harald Schultz-Hencke savaştan sonra tıp alanında çalışmak üzere memleketine geri döndü. Çalışmaları sırasında, Sigmund Freud’un çalışmalarıyla yakından ilgilenmeye başladı.

Bugün, bu biraz belirsiz ve gizemli bir figür olan Alman psikoanalistin yaşamına ve çalışmalarına daha yakından bakacağız.

“Başarılı bir adam olmaya çalışmayın, onun yerine değerli bir adam olmaya çalışın.”

– Albert Einstein

Harald Schultz-Hencke’in Psikanaliz İle Tanışması

Sandor Rado ile yapmış olduğu psikanalitik bir seans Schultz-Hencke’e kariyerini psikoterapiye odaklaması konusunda ilham verdi. Ancak, en başından beri, Freud’un cinsellik ve bilinçaltı ile ilgili teorilerinin bazı yönlerine katılmıyordu.

Sonuç olarak, Schultz-Hencke Alman Psikanaliz Derneğinden çıkartıldı. Bundan sonra, Alfred Adler’ın çalışmaları ile ilgilenmeye başladı ve kendisini bir sosyalist olarak tanımladı.

Freud ile olan anlaşmazlığı onu yeni bir teori yaratmaya itti. Başta buna bir ad vermemiş olsa da, yeni bir psikanaliz ekolü oluşturmaya çalışıyordu.

1926’da, alışılmışın dışında düşüncelere sahip olan bazı psikiyatrist ve psikanalizleri bir araya getiren bir dernek olan Uluslararası Psikoterapi Genel Tıp Derneğini (Allgemeine Ärztliche Gesellschaft für Psychotherapie (AAGP)) kurdu. Bu grubun oluşturduğu yeni teoriyi destekleyeceğini umuyordu.

Zihni karelere dönüşmekte olan bir insan.

Kariyerinin en tartışılan noktası kısa bir süre sonra gerçekleşti. Harald Schultz-Hencke şu an Alman psikanalizinin “Nazileşmesi” dediğimiz dönemde rol alan ana kişilerden biriydi.

Nazi partisinin yükselişi sırasında Harald Schultz-Hencke Matthias Heinrich Göring ile yakın iş arkadaşı hale geldi. Diğer psikanalistler ile birleşerek ünlü Berlin Psikanaliz Enstitüsünü kurdu, ki bu enstitü sonradan Göring Enstitüsü olarak bilinmeye başlayacaktı.

Ayrıca Uluslararası Psikoterapi Genel Tıp Derneğini (daha önce bahsettiğimiz AAGP) de kurdu. Bu derneğin ana amacı Nazi prensiplerine adapte etmiş olduğu bu spesifik psikoterapi tipini insanlara öğretmekti.

Çağdaşlarından bazıları bu hareketini fırsatçı ve zayıf bir hareket olarak gördü. Bu, insanların Freud’un kitaplarını yakıyor ve diğer psikanalistleri sürgüne yolladığını ve onlara zulmettiğini hesaba kattığımızda, şaşırtıcı görünen bir şey değil.

Neo-Psikanaliz

Tarihçiler Harald Schultz-Hencke, Felix Boehm, Carl Mueller-Braunschweig ve Werner Kemper’ı Nazilerin tanıtımını yaptığı “yeni Alman ruh tıbbının” yazarları olarak görmektedirler. Diğer bir deyişle, Harald Schultz-Hencke “Alman doğumlular için psikoterapi”nin ön saflarında yer alıyordu.

Çoğu insan, bunları yapma sebebinin gerçekten kendisinin inandığı şeyler değil de dönemin hükumetine kendisini iyi göstermek olduğuna inanıyor. Bununla birlikte, Harald Schultz-Hencke fikirlerini geliştirmeye ve şekillendirmeye devam etti. Teorisi ve metotlarına “neo-psikanaliz” ya da “neo-analiz” adını verdi.

Harald Schultz-Hencke’in hedefi klasik psikanaliz, Marksizm ve Pavlov’un prensipleri arasında bir sentez yaratmaktı. Almanya teslim olduğunda, Harald Schultz-Hencke Sovyetler tarafından işgal edilmiş olan Doğu Berlin’de psikiyatristler için bir toplantı düzenledi.

Toplantıda, neo-psikanaliz ile ilgili fikirlerini ilk defa sundu. Kendisinin yarattığı bu yeni düşünce ekolünün klasik psikanalizin tüm çelişkilerinin üstesinden geldiğini ve ayrıca komünizmin en iyi prensiplerini de teoriye entegre ettiğini iddia etti.

Kafalarında farklı şeyler olan erkeklere dair bir resim.

Tartışmaya Açık Bir Rol

Harald Schultz-Hencke Nazi rejimine göstermiş olduğu tek odaklı adanmışlık ile Sovyetler ile de iş birliği yapmaya başladı. Demokratik Almanya Cumhuriyetini kurmak için çalıştı ve Stalinist dönemde Freudyen fikirlerin kötülenmesinde büyük bir rol aldı. Ayrıca Pavlovyan fikirler ile de yakından ilgiliydi.

Uluslararası Psikanaliz Derneğinin (International Psychoanalytical Association – IPA) psikanalistleri Harald Schultz-Hencke’yi şiddetli bir biçimde eleştiriyordu. Fikirlerinin bilimsel dayanaklarını sorguladılar, ancak açıkça görülen fırsatçı yaklaşımını sorgulamadılar. IPA’nın prensiplerinden bu kadar uzaklaşmış olan bir teori için “psikanaliz” terimini kullanmış olduğu için kızgındılar.

Onu eleştirenlere rağmen, Harald Schultz-Hencke komünist Almanya’da önemli bir rol oynadı. Hatta, Engellenmiş Adam (Inhibited Man) adlı çok bilinen bir kitap bile yazdı. Harald Schultz-Hencke 23 Mayıs 1953’te Doğu Berlin’de öldü. Fikirleri sosyalist dünyada kabul görmüş olsa da, Berlin Duvarının düşüşünden sonra kimse çalışmaları ile çok fazla ilgilenmedi.

  • Schultz-Hencke, H. (1951). Sobre el desarrollo y el futuro de los conceptos psicoanalíticos. Revista de psicoanálisis, 8(2), 283-284.