Güzel ve Çirkin – Klasiği Güncelleştirmek

· Aralık 1, 2018

Güzel ve Çirkin, Latince klasik Altın Eşek’te yer alan Psyche ve Cupid efsanesine benzerlik gösteren ve Fransız kökeni olan bir hikayedir. Günümüzde elbette 1991 Disney film versiyonu sayesinde hatırlıyoruz.

Yakın zamanda bu klasik beyaz perdeye tekrar çıktı, bu sefer animasyon olmayan bir versiyon ile. Bill Condon yönetmenliğindeki film Ewan McGregor, Ian McKellen ve Emma Thompson gibi oyuncularıyla göz dolduruyor. Emma Watson Belle rolünde, Dan Stevens ile Canavar rolünde yer alıyor.

Disney prensesleri

90’lı yıllarda dünya Disney prenseslerine bayılıyordu. Pamuk Prenses ve Sindirella gibi veteranlar hariç çoğu bu dönemde doğmuştu. İşin aslı, prensesleri kronolojik olarak sıralarsak tanık oldukları evrimi görebiliriz.

Bu prenseslerin çoğu, özellikle ilk prensesler, ideal ev hanımı imajına uyuyordu. Gençlerdi, güzellerdi, ev işleri yapmaktan keyif alıyorlardı ve dönemin kadınına örnek teşkil ediyordu. Her birinin birçok ortak noktası vardı. Zorlu bir geçmiş (anne veya babalarını kaybetmişlerdi), fırtınalı bir durum ve prensleriyle mutlu bir son. Disney’in bu hikayeleri yenilemesi epey bir vaktini aldı ve değişimler çok yavaş gerçekleşti.

Güzellik anlayışı

Belle, önceki kuşaklardan biraz farklılaşan (sadece biraz) ilk prensesti. Bella fiziksel olarak özeldi. Güzel genç bir kadındı fakat Pamuk Prenses gibi ulaşılamaz bir güzelliği yoktu. Hatları sıradan ölümlülerin hatlarına benziyordu. Elbette ki, saç rengi seçimi, kestane rengi en göze batanlardan biriydi. Bu, kahverengi gözleriyle birlikte güzelliğin nasıl olması gerektiğine dair düşünceleri değiştirecekti.

güzel ve çirkin ilk sahne

Kestane rengi saç dünyasında unutulmuş bir renktir. Ekranda gördüklerimiz veya şiirlerde, şarkılarda dinlediklerimiz hakkında biraz düşünmemiz yeter aslında. Saç boyası reklamlarında bile kestane rengine nadiren yer verilir. Genellikle insanlar güzelliği temsil etmek istediklerinde sarı veya siyah renk kullanırlar, hatta kızıl renk bile (en az kullanılan olsa da) kullanırlar. Kestane neredeyse hiç yoktur.

Belle’in kökeni

Belle ufak bir Fransız köyünden gelir, insanların okumaya çok az ilgi duydukları veya hiç ilgi duymadıkları bir yerden. Fakat Belle’in okumaya dair büyük bir tutkusu vardır. Bu nedenle “tuhaf” lakabını alır. Okumak onun köydeki yaşamından biraz da olsa kaçmasını, başka dünyalar tanımasını ve ufkunu genişletmesini sağlar. Belle bilgiye aç bir kızdır.

Gördüğümüz gibi Belle, daha önceki Disney klişelerini biraz kıran zeki ve özgüvenli bir kızdır. Fakat elbette ki bir prensi olmaksızın 90’lardaki bir Disney prensesinden bahsetmemiz mümkün olamazdı. Belle de istisna olmayacaktır. O da aşka kapılacaktır. Filmin amacı iç güzelliğin gücünü göstermek olsa da bir zamanlar bir canavar olmasına rağmen sonradan yakışıklı bir adama dönüşecek prensiyle mutlu sona ulaşan bir prensesi konu almaktadır.

Güzel ve Çirkin – yeni bir yaklaşım

1990 yılındaki filmin amacının iyi bir amaç olduğuna dair şüphe yoktur. Hepimizin (veya neredeyse hepimizin) öğrendiği şey güzelliğin içten geldiğiydi. Belle Canavar’a dış görünümüne rağmen kişiliği için aşık oldu. Canavar’ın dönüşümünü gerçek benliğin temsili ve iç güzelliğin yansıması olarak yorumlamamız gerektiğine inanıyorum. Güzellik, öznel olmasının yanı sıra, kişinin içinde nasıl olduğundan da etkilenmektedir.

İşin gerçeği Disney son zamanlardaki filmlerindeki kadının temsili konusunda ilerleme kaydetmektedir. Fakat Güzel ve Çirkin’in 2017 versiyonunda ilginç olan şey, eski hikayeye yeni bir bakış sağlayan ufak dokunuşlar olması.

Bu yeni versiyonun bize animasyon kardeşini hatırlatması kaçınılmazdı. Görsel olarak kostümlerden oyuncu seçimine, manzaralardan kaleye su götürmez benzerlikler taşımaktadır. Buna ek olarak 90’lı yıllardaki müzik seçimleri neredeyse aynı kalmıştır.

Aslına sadık

Bu yeni versiyon selefine bir saygı duruşu niteliğindedir. Film prodüktörleri bir klasiğin adaptasyonunu yapmaya karar verdiklerinde halkın bir öncekine büyük bir sevgi beslediğini göz önünde tutmalıdır. Bazı prodüktörler diğer uca giderek tamamen farklı ve orijinal fikirden uzak yapımlar yaratmaktadır.

Güzel ve Çirkin, animasyon versiyonundaki boşlukları netleştirmek adına bazı ögeler ekleyerek ana hikayeyi izler. Buna bir örnek Belle’in annesine ne olduğuna dair yapılan açıklamadır, bu da bizi karakterlere daha yakınlaştırır ve onlarla empati yapmamıza yardımcı olur.

Diğer yandan beyaz karakterlerin arasına çok doğal bir biçimde karışmış birçok siyahi karakter içermektedir. Hatta bazıları normalde siyahi insanlarla özdeşleştirilmeyen aksanlara da sahiplerdir, mesela İtalyan aksanına sahip olan ve siyahi bir karakter olan Madame de Garderobe gibi. Bu da ten renginin bir insanın kökeniyle bağlantılı olmak zorunda olmadığını net bir biçimde belirtmektedir.

Aynı anlayışla, birçok ırklar arası çift de görürüz, daha önce de bahsettiğimiz Madame de Garderobe ve eşi Master Cadenza gibi; veya efsanevi şamdan Lumière ile kendisi de siyahi olan pek sevgili Plumette’i gibi.

güzel ve çirkin karakterleri

Le Fou Karakteri

Buna ek olarak Güzel ve Çirkin boyunca ismi Fransızcada deli anlamına gelen Le Fou’nun 1990 versiyonuna oranla epey bir değiştiğini fark ederiz. Önceki filmde isminin hakkını veren bir karakterdi ve Gaston’un tebasıydı. Şimdi Gaston’a olan sadakatinin belki daha da ileri gittiğini ve göründüğü kadar deli olmayabileceğini fark ediyoruz.

Madame de Garderobe’un üç genç adamı kadın gibi giydirdiği çok belirgin bir sahne vardır. İçlerinden ikisi sinirlenir fakat birisi memnun görünür ve minnettarlıkla gülümser. Bu çok incedir fakat aynı zamanda önemlidir de. Buna ek olarak, filmin sonunda Gaston’un Le Fou ile dansedişlerini görürürüz ve her ikisi de oldukça mutlu görünmektedirler. Bu şekilde, normal olanın ne olması gerektiği hakkındaki standardı değiştirip güzelliğin içten gelen bir şey olduğu mesajını da tekrar doğrulamaktadır.

Hangi cinsiyet veya ırktan olduğunuz farketmez. Bunların hiçbiri önemli değildir; aşk bunların hepsinin ötesine gider ve engel ya da külfet olabilecek her şeyi aşar. Bence, Güzel ve Çirkin’in bu yeni versiyonu önemlidir. Görünüşe rağmen sevmekten bahseden böyle bir klasik filmin bu kadar farklı ilişki tiplerini içermesi gerekliydi. Küçük bir adımıdır fakat günümüzde son derece anlamlı ve gereklidir. Öyleyse bu yolda ilerlemeye devam edersek belki de gelecekte bir gün bir Disney prensesi kadar “güzel” olmak artık gerekli olmayacak.

“Güzel olmak yanlış bir şey değildir; yanlış olan şey güzel olma zorunluluğudur.”

– Susan Sontag