Gerçekçi Olmayan Beklentiler ve Kontrol İhtiyacı

16 Ekim, 2020
Kendinizle ilgili gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmak ve sürekli kontrolde olmaya ihtiyaç duymak size tam potansiyelinize ulaşmak ve iyiliğinizi arttırmanın aksine, sadece gereksiz strese neden olacaktır.

Modern yaşam ister iş sorumlulukları olsun, ister sosyal sorumluluklar ya da aile sorumlulukları olsun; pek çok sorumluluğu da beraberinde getirir. Bu trene atlayıp kendi talep ve beklentilerimizi de buna eklememek zor olabilir. Bu yazımızda gerçekçi olmayan beklentiler ve kontrol ihtiyacı konularından daha ayrıntılı bir şekilde bahsedeceğiz.

Bazen modern yaşamın kasırgasına kapılıp gitmemek neredeyse imkansız hale gelebilir. Hepimizin görünüşte sonu olmayan bir yapılacaklar listesi, yüklenmiş ajandaları, zamanımızı organize edip optimize etmemize yardımcı olmak için programları ve ilgilenmemiz gereken yüzlerce ev işi ve aile meselesi vardır.

“İyi bir ebeveyn olacak mıyım?” “Eğer geçe kadar kalırsam, yöneticim çalışmalarımı takdir edecek mi?”, “Hata yapamam,” ya da “Arkadaşlarım bana gerçekten değer veriyor mu?”  zihinlerimizi günlük olarak rahatsız eden pek çok soru ve endişeden sadece birkaçıdır.

Endişeli görünen bir kadın.

Gerçekçi Olmayan Beklentiler

Kendi kendimize empoze ettiğimiz hedefler ve beklentiler mükemmelliğin hayatımızın neredeyse her alanında başarılabileceği ve başarılması gerektiğine dair yanlış bir inanca yol açabilir.

Bazı açılardan, hedef belirlemek hayatımıza anlam katmamıza yardımcı olabilir. Ancak, kendimiz için koyduğumuz hedefler ya imkansız olan ideallerden doğdukları için ya da basitçe gerçekçi olmadıkları için problemler çıkabilir. Bunun bir örneği, “İşe asla geç kalmayacağım,” olabilir.

Yapmak Zorundayım Mı, Yapmak İstiyorum Mu?

  • Kendiniz için belirlediğiniz hedeflerin sadece ve özellikle size bağlı olup olmadığını değerlendirerek başlayın. Diğer bir deyişle, bu hedeflere kendi kişisel nitelik ve yeteneklerinizi, bunların yanında bireysel koşullarınızı ve ilişkilerinizi kullanarak ulaşabilir misiniz?
  • Sonrasında, bu hedefin gerçekten sizin ulaşmak istediğiniz bir şey mi olduğunu, yoksa bunu sosyal ya da iş kaynaklı baskılar dolayısıyla ya da kendi gerçekçi olmayan beklentileriniz yüzünden mi yaptığınızı da düşünmelisiniz.

Aşağıdaki yansıtıcı alıştırmayı yapmak faydalı olabilir: günlük görevlerinizi ve faaliyetlerinizi iki kategoriye bölün, bu kategorileri de hangisini bir zorunluluk, hangisini kişisel bir seçim olarak değerlendirdiğinize göre oluşturun. İlk sütuna “Zorunluluklar” yazın ve diğerine de “İstiyorum ya da Hoşuma Gider” yazın. Hadi basit bir örneğe bakalım:

“Bu hafta sonu evde kalmam gerekiyor çünkü temizlik yapmam, çamaşır yıkamam ve ütü yapmam gerekiyor. Ancak, birkaç saatliğine dikkatimi dağıtmak istediğim için sahile de gitmek istiyorum.”

Zorunluluklar ve Seçimler Arasında Ayrım Yapmak

Bu tür durumlarla karşılaştığımızda hemen her seçeneğimizin artı ve eksilerini tartmaya başlarız: “Ev işlerini yap,” ya da “Sahile git”. İşte bu noktada kontrol ihtiyacını ve hayatlarımızı ne istediğimiz ile bizden ne beklendiği (ya da bizim ne beklendiğini düşündüğümüz) şeklinde kategorize etme ihtiyacını görmeye başlarız.

Hatta sahile gitme arzumuzu, gidersek Pazartesi gününe yetiştirmemiz gerekecek şeyleri düşünüp bunu bir bahane olarak kullanarak reddedebiliriz: biriken ev işlerini bitirmek, işe gitmek ve diğer ailevi sorumluluklarımızla ilgilenmek. Zamanımızı en iyi şekilde kullanma takıntısı ve üretken olmama korkusu da bu anksiyete ve negatif beklentilerdir.

Bunun hakkında bu terimleri kullanarak düşünmek kadar basit bir şey dahi sorumluluklarımıza aniden daha fazla ağırlık ekler. Kendi beklentilerimiz tarafından rehin tutulan bizler kendimizi şu söz ile rahatlatırız: “Her zaman önümüzdeki hafta sonu var.”

Düşünen bir kadın.

Kontrolü Bırakmak

Her birimiz yaşamın sürekli olarak değiştiğini ve dönüştüğünü kabul etmek zorundayız. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, her şeyi kontrol etmeniz mümkün değildir. Bunu bir kere yapabildiğinizde kendi kişisel endişeleriniz, ihtiyaçlarınız, keyifleriniz ve arzularınız doğrultusunda kararlar almaya başlayabilirsiniz. Bu da sağlığınızın ve iyiliğinizin artmasına yardımcı olur.

Yaşamınızın sorumluluğunu üstünüze almak ve bu gerçekçi olmayan beklentiler silsilesini bastırmak sizi bu kendi kendinize yüklediğiniz sorumlulukların neden olduğu stres, baskı ve sinir bozukluklarından kurtaracaktır.

Bu yükü omuzlarınızdan atarak kendinize şu izinleri verirsiniz:

  • İçsel yargılar ya da eleştiriler olmadan kendimiz olmak.
  • Kendimizi olduğumuz gibi sevmek, herkesin hata yaptığını kabul etmek ve kendi kişisel niteliklerimize değer vermek.
  • Girişken olmak ve suçlu hissetmeden “hayır” deme cesaretini bulabilmek.
  • Zihinsel ve fiziksel sağlığımıza bakmak için zaman ayırmak.
  • Kendi başarılarımızı fark etmek ve bunlara ulaşmak için ortaya koyduğumuz çabaya değer vermek.
  • Kendimizin ilk önceliği olmak ve bencil olduğumuzu hissetmeden kendi ihtiyaçlarımızı dinleyebilmek.

Gerçekçi Olmayan Beklentiler Oluşturmak Yerine Uyum Sağlamaya Çalışın

Harvard profesörü Tal Ben-Shahar Mükemmeli Aramak: Mükemmelliği Kovalamayı Bırakıp Daha Zengin ve Mutlu Bir Hayat Yaşamaya Nasıl Başlarsınız adlı kitabında şunları yazmıştır: “Her gün, imkansızı başarmaya çalışıyoruz.” Ben-Shahar’a göre yaklaşık %86’mız mükemmeliyetçiyiz. Bu sürekli mükemmellik arayışı da genellikle mutsuzluğumuzun birincil kaynağı.

Ayağınızı gazdan çekmeyi öğrenmek” kolay bir şey değildir ancak çok faydalı olabilir. Bu süreçte şunları bulabilirsiniz:

  • Bir kendini keşfetme yolu ve kendi içsel işleyişinizi daha iyi anlamak.
  • Duygularınız üzerinde daha fazla kontrol ve hayatınızın sizi mutsuz eden yönlerini bırakabilme gücü.
  • “Zorundayım” ile “istiyorum” arasında bir denge kurarak kendi seçimlerinizi yapma özgürlüğü.
  • Hayatınızın odağını mutluluk, sağlık ve iyilik arayışlarına çevirme gücü.