Freud Neden Psikolojide Devrim Yarattı?

· Şubat 11, 2019

Freud psikolojinin temellerini yerinden sarstı ve bunu farklı düşünce ekollerini şekillendirerek yaptı. Çoğu psikiyatrist hala bu düşünce ekollerini uygulamaktadır. Bu açıdan, Freud insanları ve zihinlerimizi algılama konusunda devrim yarattı.

Bu yazımızda, Freud’un katkılarına çok fazla odaklanmayacağız. Bunun yerine, Freud devrim yarattı dedirten yönlerine bakacağız. Ayrıca neden günümüzde dahi hala bu kadar önemli bir figür olduğunu da inceleyeceğiz. Freud hala psikoloji tarihinin mihenk taşlarındandır. Hatta şunu diyebiliriz ki; Kopernik Güneş’in yalnızca Dünya’nın değil, her şeyin merkezinde olduğunu keşfettiğinde bu bizim evreni algılayışımızı nasıl etkilediyse; Freud’un psikoloji üzerindeki etkisi de bu kadar önemlidir. Eğer bize katılıyorsanız, hadi bu önemli tarihi figüre bir göz atalım!

Freud ve Bilinçaltı

Freud’un devrim yaratan fikri bilinçaltı idi. Fakat, bu konu belki de bugün en az tartışılan konulardan biridir. Freud’un yaşadığı tarihsel dönemde, sosyal psikoloji henüz gelişmemişti.  Yine de, bize olanlar üzerinde tam olarak kontrolümüzün olmadığını zaten biliyorduk. İnsanlar hali hazırda, bir insanın her gün ne kadar güneş ışığı aldığı gibi belirli dış değişkenlerin de ruh hallerini etkileyebileceğini biliyordu. Aynı güneş ışığının bizi kör edebileceği ya da bizi tökezletebileceği de doğrudur. Freud bu kavramı bir adım öteye taşıdı.

Freud, her birimizin içinde, doğrudan ya da bilinçli bir şekilde erişemeyeceğimiz bir taraf olduğunu belirtmiştir. Fakat bu taraf; duygularımızda, düşüncelerimizde ve davranışlarımızda kendini gösterir. Bu bir nevi sahne arkası kısmıdır. Kuklanın iplerini hareket ettirir, fakat sahnede yüzünü göstermez.

Bilinçaltı, bilinçli zihin tarafından görmezden gelinir. Bu bilinçaltı bazen bizi zor yollara sürükleyebilir. Bu, biz bilinçli olarak nedenini bilmeden ya da bizi sembolik rüyalar görmeye iterek bizi üzer. Bu da, konuşmamızda bazı hatalara bile neden olabilir.

Bugün, bizi etkileyen bilinçaltı bir parçamız olduğunu inkar edebilecek çok az kişi vardır. Bilinçli zihnimizin buna kolayca erişimi bulunmaz. Bilinçaltı, çocukluktan bir anıyı zihnimizde tutabilir fakat aynı zamanda hasar görmüş bir özgüven ya da bağlanma veya sadakat problemlerine de yol açabilir. Bu sorunlar tüm ilişkilerinizin başarısızlıkla sonuçlanmasına sebep olabilir.

Bunu da okuyun: Günlük Yaşamınız İçin Kendinize Hipnoz Uygulamak: Bilinçaltınızı Programlamayı Öğrenin

devrim yarattı

Kelimelerin Gücü

İnsanlar, Freud’a, diğer erdemlerinin yanı sıra, muhteşem bir yazar olduğu için bu kadar değer vermiştir. Çalışmalarını tanımlamak için kullanılabilecek üç sıfat ayrıntılı, açık ve zarif olabilir. Düşüncelerini ustaca ifade edebilmek için kelime seçimleri üzerine derinlemesine düşünmüştür.  Ayrıca yazmayı da terapisinin merkezi haline getirmiştir.

Örneğin, daha önce de belirttiğimiz gibi, Freud bilinçaltının en masum yansımalarından birinin konuşmamızdaki sürçmeler olduğunu savunmuştur. Aynı zamanda, serbest çağrışımın kirlenmemiş bilinçsiz bilgilere ulaşmanın bir yolu olduğuna inanmıştır.

Serbest çağrışım psikanaliz tekniğinde kullanılan temel yöntemlerdendir. Daha önce kullanılmış olan diğer tekniklerin (hipnoz gibi), aslında bu amaç için çok faydalı olduğu düşünülse de, bunlar serbest çağrışımın ardından gelmektedirler. Serbest çağrışımın en büyük avantajı, iyi yapıldığında, öneri ve bilincin kısıtlamalarından uzakta olmasıdır.

Çocukluğa Başka Bir Bakış

Freud çocukluğu bizi hayatımız boyunca etkileyecek şeylerin yaşandığı bir dönem olarak konumlandırmıştır. Ayrıca, bu etki öncelikle bilinçdışı aracılığıyla gerçekleşir. İçselleştirdiğimiz ama işleme koymadığımız modeller ediniriz.

Freud, cinselliğin de çocuklukta önemli bir rol oynadığını söyler. Bu fikir onun için çok önemlidir. Bunu, örneğin, bahsettiği Oedipus ve Elektra komplekslerinde görebiliriz. Tabii, çocuk cinselliğini doğal bir şey olarak görmüş ve bununla ilgili herhangi bir ahlaki tartışmaya girmekten kaçınmıştır.

Onun için, bu cinsellik oldukça mevcuttur ve bazı sonuçları vardır. Bu durumda erkekler, örneğin, onları büyümekten alıkoyacak şekilde annenin sevgisi için babayla bir yarışa girer. Bu, erkek çocuğun babayı taklit etmesine ve onu alt etmeye çalışmasına sebep olabilir. Diğer bir yandan, annenin bu şekilde idealleştirilmesi, erkek çocuğunun ilişkilerinde annesine benzer insanlar bulmasına yol açabilir.

Freud’la ilgili kesin olarak söyleyebileceğiniz şeylerden biri, belirli tabuları yıkmak için savaşmaktan korkmadığıdır. Kurcaladığı konulardan en önemlilerinden biri çocukluk idealleştirilmesi olabilir.

Anlaşmazlık ve Nevroz

Freud’un ele aldığı devrim niteliğindeki fikirlerden bir diğeri de nevroz etrafında şekillenmekteydi. Freud, istediklerimiz (içgüdüsel olarak) ve kendimize yapmaya izin verdiklerimiz arasında (kültür ya da toplum anlamında süperego yasağı) yaşanan içsel çatışmalar olduğunu ileri sürmüştür.  Bunlar bizi nevroza sürükler. Bu da demek oluyor ki, nevrotik bozukluklar,  id’in  süperego tarafından bastırılmak için bilinçaltının yerine geçirilmesinden kaynaklanır.

Bunu da okuyun: Bütün Yollar Nevrotikliğe Mi Çıkıyor?

buz dağı şeklinde id ego çizimi

Freud’un işleri, bu yazıda değindiğimizden çok daha bütünsel ve daha kapsayıcıdır. Fakat, biz en önemli kavramların bunlar olduğunu düşünüyoruz. Bunlar “Freud neden devrim yarattı?” sorusunun cevabını veriyor. Nasıl Kopernik devrim yarattı diye düşünüyorsak, büyük katkılarından dolayı Freud da devrim yarattı diyebiliriz.