Fil Adam, İnsan Onurunun Bir Yansıması

Ocak 6, 2021
Yaşanmış bir olaydan yola çıkarak anlatılan fil adam hikayesinde mücadele onu dışlayanlar ve ona sahip çıkanlar arasındaydı.

Fil Adam, deforme olmuş bir bedenin altına gizlenmiş insan onuru ve duyarlılığının siyah beyaz bir portresidir. David Lynch’in bu efsanevi filminde, Proteus sendromuyla mücadele eden, hayatının bir kısmını sirk dünyasında geçirdikten sonra son yıllarında sakinliğini Londra Hastanesinde bulan Joseph Merrick’in gerçek hikayesini öğreneceğiz.

Hikaye, Merrick’in sanatçı ruhuna ve bir şairin kalbine sahip olan gencin hikayesini anlatmaktadır. İşe yarayan sadece bir eli vardı ve o eli 10 yaşındaki bir çocuğunki kadar küçük olmasına rağmen, el sanatlarına karşı her zaman büyük bir yeteneği vardı. Bu konuda o kadar yetenekliydi ki kağıt, karton ve kürdandan büyüleyici yapılar yaratmayı başarırdı. Kendisine iyi davranan herkese bu küçük eserlerden verirdi.

“Formumun çok tuhaf olduğu doğru
Ama bunun için kendimi suçlamak Tanrı’yı ​​suçlamakla eşdeğerdir,
Kendimi yeniden yaratabilseydim
Sizi memnun etmek için başarısız olmamaya çalışırdım.

Bir kutuptan diğerine ulaşabilseydim
ya da okyanusu kollarımla kucaklayabilseydim
Beni ruhumla ölçmelerini isterdim
İnsanın ölçüsü aklıdır.”

– J. Merrick

Mel Brooks, bu hikayenin senaryosunu David Lynch’e emanet ettiğinde, ne aradığını çok iyi biliyordu. Ona güveniyordu. Joseph Merrick’in özel hikayesi, farklı bir şekilde beyazperdeye taşınmayı hak eden bir hikayedir. Anısına olay saygıyla yapılmalıydı. Saygınlığı, sanatçı yönü ve zekası, çarpık ve şekil bozukluklarına sahip bedeninin üstünü örtüyordu. Onun insanlığı her zaman farklı ve tuhaf olana bakışlarını dikmeye hevesli olan topluma dersini veriyordu. Saygınlığı, bu toplumun sürekli başkalarını küçümseyen bakışlarına, yersiz şakalarına ket vuruyordu.

Film sonucu tüm beklentileri aştı. Film, insan onuru üzerine, çarpıklık ve canavarlık üzerinden iyiliğin ortaya çıktığını siyah-beyaz renklendirmesiyle anlatarak unutulmaz yapımların arasında yerini almayı başarmıştır. Fil Adam, 1981’de 8 Oscar ödülüne aday gösterildi ve hiçbirini kazanmasa da tarih onu sinematografinin değerli taşlarından biri olan unutulmaz bir kült bir haline getirdi.

Fil adam: Ben bir hayvan değilim, ben bir insanım

David Lynch, Fil Adam’ın hikayesinin siyah beyaz olarak ekrana getirilmesi gerektiği konusunda çok kararlıydı. Joseph Merrick’in yaşamına eşlik eden Viktorya dönemi yeraltı dünyasının izini ancak bu şekilde gösterilebilirdi. Sadece bu şekilde dünyaya geldiği ilk günden bu yana ciddi şekil bozukluklarından mustarip olan bu genç  İngiliz adamın varlığına hem kızgınlık hem de heyecan gibi farklı duygu birikimleriyle bakan toplumun bakış açışını ancak böyle anlatabilirdi.

Örneğin, bu siyah-beyaz fotoğraf, fil adamının sergilendiği yeraltı sirk dünyasını aydınlatmak için çok yararlı olmuştu. Freakshow şekil bozukluğu olan insanlar için mevcut olan tek gelir kaynağıydı. Joseph Merrick 1880’lerde Avrupa’da kayda değer bir başarı elde etti. Bugün bile çaresi bulunmaya Proteus sendromunun en ciddi vakası olarak kabul edilen bir hastalığı vardı. Kendisini şu şekilde tanımladı:

Kafatasımın çevresi 91.44 cm, arka tarafında kahvaltı kasesi büyüklüğünde büyük bir şişkinlik var. Diğer tarafını bir şekilde anlatmam gerekirse, tepe ve vadileri bir araya gelip biriktiği bir tabakayı anımsatıyor. Yüzüm ise hiç kimsenin hayal edemeyeceği bir şekile sahip. Sağ elim de bir filin ön bacağıyla aynı boyuta ve şekle sahip. Bileğimin çevresinin uzunluğu ise 30 cm ve parmaklarımdan birinin çevresinin uzunlupu ise 12 cm’den fazladır. Diğer kolumdaki elim ise düzgün bir şekle sahip olsa da 10 yaşındaki bir kız çocuğunun eliyle aynı boyda. Vücudum gibi bacaklarım ve ayaklarım da bir fil gibi kalın, macunsu bir deri ile kaplı ve neredeyse aynı renktedir. Aslında beni görene kadar hiç kimse böyle bir şeyin var olabileceğine inanmazdı.

Fil Adam’ın halka açık iki kişilik gösterisi

Dr. Treves genç Merrick’e karşı büyük bir yakınlık gösterse de, izleyiciler bunun genç İngiliz’e karşı bilimsel bir ilgisi olduğunu anlamakta gecikmez. Dr.Treves, onu alanında ünlü patologlara, doktorlara ve cerrahlara gösterir, meslektaşlarının önüne çıkarır ve Fil Adam’ın ömür boyu Londra Hastanesi’nde kalması için mümkün olan her şeyi yapar.

Bir odaya yerleştirildikten sonra genç Merrick nihayet onlara tüm bu vadi görünümlü tümseklerin ve kalın derinin altında ne olduğunu göstermeyi başarır. İlk başta, bilimsel topluluk böyle bir vücuda derin bir entelektüel bilginin eşlik edeceğinden emindir. Bununla beraber, çok geçmeden bugün mükemmel şekilde belgelenmiş olan bir şeyi keşfederler: Joseph Merrick’in yüksek bir zekaya sahip olmasını.

Güçlü bir akıcılıkla okurdu. Şiirler yazardı, harika bir okuyucuydu ve umutlu olduğu kadar saf bir dünya vizyonuna sahipti. Çocukluğunun kırıcı şakaların, kötü davranışların gölgesinde geçmesi veya şov dünyasında ve sirkte geçirdiği karanlık yıllar yüreğinde derin bir çukur açıp onu sertleştirmemişti. Kendisinin de açıkladığı gibi, umudu ve iyimserliği yüreğindeki aşktan geliyordu. Ona kitap aşkı aşılayan, genç yaşta ölen güzel annesinin ona itiraf ettiği aşktan.

Ölümünden sonra ise bilim dünyasının kurbanı oldu

Üzücü bir şekilde Londra Hastanesi’nin Merrick’e enstitüde rahat bir yaşam sağlamak ve böylece maruz kaldığı toplum baskısından onu kurtarmak için bir fon oluşturmasına rağmen, çoğu kişi için telafisi olmayan bir eylemde bulundu. Fil adam 11 Nisan 1890 sabahı 27 yaşında uykusunda vefat etti.

Genç adamın inançlı biri olduğu ve isteklerinden birinin annesinin yanına defnedilmek olduğu bilinmektedir. Ancak, bilimsel çıkarlar saygıdan onurunu savunmaktan daha üstündü. London Medical College’de bulunan bir patoloji müzesi, iskeletini onlarca yıl sergiledi. Bugüne ise kalıntıları kaldırıldı (ama üzerinde çalışmaya devam ediyorlar) ve eşyaları ile yer değiştirildi: koltuğu, el yazısıyla yazılmış mektupları, yüzünü ve başını örten dikilmiş kumaşlı şapka…

Bu filmin başardığı bir şey varsa, o da bize Joseph Merrick’in incinmiş bedeninde bulunan insanlığın sadık bir portresini vermektir. Müzik, fotoğraf, kendini geliştirmeye adadığı alan… Bunların hepsi insanlıkla dolu, mükemmel, bütün aşağılamalara ve kötü muameleye rağmen sağlam kalmış bir zihnin görülebileceği bir tuval oluşturdu

Fil adam inceliğini, zarif tavırlarını, diğer insanlara olan güvenini asla kaybetmedi. Komik bir şekilde, ölümünden sonra başka bir gösterinin kurbanı oldu: Bilim dünyasının gösterisinin.