Eğer Ego Bir Türlü Gitmiyorsa Onu Biraz Tevazu Almaya Gönderin

Temmuz 20, 2017

Size dinlenip soluk alma şansını tanımayan bir ego vardır: Bu ego, dünya istediği gibi olmadığı ve her zaman haklı olmamaya tahammül edemediği için ıstırap çeker. Fazlasıyla büyük bir egodan daha kötü bir esaret yoktur çünkü mutlu olmak ruhun doğasındadır. Yalnızca tevazu göstererek her şeyi oluruna bırakmayı becerebilenler tekrar dünyayla kalpten bağ kurabilir.

Örneğin, egonun diğer insanlarla kendini sürekli karşılaştırma eğiliminde olduğunu görmek çarpıcı bir durumdur. Eğer bu düzene alışabilecek kadar şanslıysak bizi çok mutlu eder, fakat bunu abarttığımızda ise şüphesiz ki egonun saldırılarının ve hakaretlerinin odak noktası kendimiz oluruz.

Eğer egonuz bir türlü gitmiyorsa onu biraz tevazu olmaya gönderin, ancak o zaman içinizdeki ilahi tarafı keşfedeceksiniz.

Eminiz ki bu tarz davranışları olan birini tanıyorsunuz ve farkında olmasanız da bir noktada siz de belli bir doz ego ile hareket ediyorsunuz. Bir Çin atasözüne göre, “Bir nehrin akışını değiştirmek bir insanın karakterini değiştirmekten daha kolaydır.”

Ego ve egolu zihin

Eckhart Tolle, insanları “burada ve şimdide” yaşamaya teşvik etmesiyle bilinen bir yazardır. Yazılarında mutlu olmamızın önüne geçen içsel ıstırabın en yaygın sebeplerini tanımlar. Tolle, “Yeni Bir Dünya” gibi kitaplarda egolu zihinden en karmaşık kişisel ıstıraplardan biri olarak bahseder.

Tolle’a göre egolu bir zihne sahip olarak nitelendirilen kişiler “kendi akıllarının esiri olmuşlardır.” Kişinin kendi düşüncelerine, yargılarına, değerlerine ve duygularına olan takıntısı, kişiyi kendi hayat hikayesine “tamamen bağlı” bir şekilde yaşama boyutuna getirir. Bu özel ve kişisel dünyasının dışında başka hiçbir şey yoktur.

Egolu bir zihin ısrarcı ve tekrarlayıcıdır, böylelikle de yıkıcı bir zihin gücü ortaya çıkarır. Unutmayalım ki bu tarz bir kişilik, diğer egolardan hep kendini ayrı tutmaya ve onlara üstünlük sağlamaya çabalar. Gittikçe gereksiz olduğu kadar sinir bozucu bir çeşit mücadelenin içine düşmesiyle egolar arasındaki “kavga,” yalnızca psikolojik eziyete dönüşür.

Egonun geri kalanını nasıl cesaretlendiririz

Egosu tarafından esir alınmış bir kişi kendini değiştirmeyi bile denemezken her an başkalarını değiştirmeye çalışır. Bu yalnızca moral bozucu olacaktır. Hatta siz de bir noktada, sorunun başkalarında değil kendilerinde olduğunu görmeyerek “ilişkilerin çok zor olduğundan” şikayet eden belli tip insanlarla tanışmışsınızdır.

“Saçınızı kesiyor ve şekil veriyorsunuz ama egonuzu şekillendirmek hiç aklınıza gelmiyor.”

– Albert Einstein

Eckhart Tolle kendisinin de aynı değişimi geçirmek zorunda kaldığını bizzat söylüyor: bu egodan kurtulmak, “daha fazlasına sahip olursam daha iyi olurum” düşüncesinden çıkarak bizi hayatın içine dalmak ve başkalarına açılmaktan alıkoyan bu içsel uğultuyu susturmak.

Kolay olmasa da başarmak mümkün. “Yüksek egolu” biriyle daha iyi başa çıkabilirsiniz ve bununla beraber siz de bazı davranışlarınızı kendi içinizde etkisiz hale getirebilirsiniz.

Egomuzdan sıyrılmanın anahtarları

  • Çevremizdeki bu tür işlevsiz egolardan kendimizi korumak için böyle davranışlara tepki vermemek en iyisi olacaktır. Görmezden gelmek, bilgelikle verilen bir cevap olacağı gibi ilgi odağı olmak isteyenler için de sinir bozucu olacaktır.
  • “Egoyu söndürmek” için bir teknik de kendi içimizdeki sakinliği bulmak ve kafamızın içindeki sesi kapatmaktır. Ego her zaman bir şeyler ister: bu tekniği tümüyle uygulayın, tamamlanmak ve doğru yolu bulabilmek için ona bunların ötesinde bir şey ile meydan okuyun.
  • Egodan kaynaklanan ıstırap, daha asil ve alçakgönüllü olmaya yaklaşabilmek için yaşadığımız ana odaklandığımızda sona erecektir. Derler ki “Kardeşlerine hizmet etmek için egosunu bir kenara bırakana kadar kimse hayatın anlamını öğrenmiştir diyemeyiz.”
  • Başkalarıyla empati yaparak bağ kurduğumuz ve “var olmanın sahip olmak demek olmadığını” ya da “daha çok şey elde etmenin daha fazlasına sahip olmak anlamına gelmediğini” anladığımız anda sonu gelmeyen yüklerimizden kurtuluruz. İşte tam da bu noktada, egolu zihnin kendini kapatarak değerli duygusal zihnin açılmasına imkan verir.