Ellis’in Akılcı Duygusal Davranış Terapisinin Ne Olduğunu Biliyor Musunuz?

· Mayıs 27, 2018

1955 yılında, Albert Ellis akılcı duygusal davranış terapisini yarattı. New York’taki Albert Ellis Enstitüsünün kurucusu ve aynı zamanda başkanıydı. Çalışmaları sayesinde, Sigmund Freud’un bile ötesinde, tüm zamanların en başarılı psikoterapistlerinden biri olarak görülmeye başlandı.

1953’te Ellis, psikanaliz yöntemlerini etkisiz ve felsefi açıdan yeterli olarak kabul etmeyen bir anlayışa sahipti. Ayrıca, davranışsal tedavi yaklaşımını neredeyse tamamen reddetti. Dolayısıyla, bu yaklaşımlara bir alternatif olarak, 1953 ve 1955 yılları arasında terapötik tedavi fikirlerini felsefe ve canlı duyarsızlaştırma ile güçlendirmeye başladı. İşte bu yüzden gerçek bir akılcı duygusal davranış terapisti olarak karşımıza çıktı.

Akılcı duygusal davranış terapisi ilk bakışta çok basitti. Bu basitlik, ortaya çıkmasından sonra popülerlik kazanmamasının bir nedeni olabilir. İnsanların kendi içlerinde, özellikle duygusal düzeyde bir değişime yardımcı olmak için düzenlenmiş kısa bir terapi yöntemi olarak tanımlanmıştır.

Akılcı duygusal davranış terapisi, yapılan bazı deneylerde, insanların nispeten kısa bir süre içinde (10 ila 20 seans arasında) sıklıkla (her zaman değil) önemli ölçüde iyileşebileceğini göstermiştir.

“Bizi geri tutan üç zorunluluk var: İyi yapmalıyım. Bana iyi davranmalısın. Ve dünya kolay olmalı.”

– A. Ellis

adam balonlu merdivende

Akılcı duygusal davranış terapisi tam olarak nedir?

Hepimiz, hem fiziksel hem de sosyal açıdan belirli bir çevre içinde yaşıyoruz. Ayrıca günlerimizi, şu aşağıda bir kaç örneğini verdiğimiz hedeflerin ya da hayallerinden peşinden koşarak harcıyoruz:

  • Canlı kalmak, aktif olmak ve kendimizden zevk almak.
  • İster yalnız ister başkalarıyla olsun hayatın tadını çıkarmak.
  • Belirli insanlarla samimi ilişkiler kurmak.
  • Yaşamımızda eğitim ve deneyim yoluyla anlam bulmak.
  • Yaşam amacımızı gösterecek hedefler yaratmak ve bunları gerçekleştirmek.
  • Boş zamanımızın keyfini çıkarın.

ABC modeli

Ancak, bu şeylerin peşinden gittiğinizde, sizi geride tutan, ayağınıza takılan ya da başarısız olduğunuz gibi bir his veren bir engelle karşılaşabilirsiniz. Ellis bu tür durumlara A harfi verir.

Bu tür durumlar söz konusu olduğu zaman, elde ettiğiniz sonuçları sağlıklı ve yararlı bir cevaba dönüştürebilirsiniz. Ancak, bunun tam tersi olarak yıkıcı veya sağlıksız bir bakış açısına da kapılabilirsiniz. Bu tür durumlar C harfi ile adlandırılır.

Peki, B harfi neyi karşılar? B harfi, insanların inançlarına ya da düşüncelerine bir isim vermek için kullanılır. Ellis insanın iki tür inanca sahip olduğunu söyler: biri akılcı ve diğeri ise akıl dışı olan.

Akılcı ve akıl dışı olan inançlar

Akılcı inançlar (Aİ) hoş olmayan durumlar ile yüzleşmenize yardım eder (A). Bunlar genellikle tercihler, umutlar veya arzulardır. Örneğin, “Umarım bu korkunç olay benim başıma hiç gelmez ama öyle olsa bile ben bununla başa çıkabilir ve hala mutlu olabilirim.” Ya da şöyle olabilir: “Jon da benden hoşlansa iyi olurdu ama olmazsa da dünyanın sonu değil, hayat devam ediyor.”

“İnsanlara kendilerini nasıl mutsuz edeceklerini öğretiyoruz. Geçmişi değiştiremediğimiz için, ancak insanların bugün nasıl düşündüklerini, hissettiklerini ve nasıl davrandıklarını değiştirebiliriz.”

– A. Ellis

kadın depresyona girmiş

Akıl dışı inançlar (ADİ), herhangi bir özel ve hoş olmayan A durumuna karşı koyma yeteneğinizi ortadan kaldıracak duygu ve eylemlere sebebiyet verir. Bunlar genellikle şu ifadeler de yer bulur: “Yapmalıyım, etmeliyim, söyle yapmalıydım” ve benzeri.

Psikolojik problemler oluşturan en temel üç katı ifade şudur:

  • “Hareketlerimin ve ilişkilerin çoğunda kesinlikle başarılı olmalıyım. Eğer bunu yapamazsam, bu durum, işe yaramaz ve bir insan olarak iyi bir birey olamadığım anlamına gelir. ”
  • “Diğer herkes kesinlikle bana saygılı, adil, dürüst ve nazik bir şekilde davranmak zorunda. Eğer böyle olmaz ise, söyledikleri kadar iyi bir insan olamamış demektir. Bu tür insanlar hayatlarında mutluluğu hak etmez. ”
  • “Yaşam koşullarının kesinlikle rahat, hoş ve değerli olması gerekiyor. Eğer böyle olmazsa, o zaman hayatım tam bir felaket olur. İstediğimi elde edemediğimiz için, yaşadığım hayat bir kabusa dönüşecek.

Akılcı duygusal davranış terapisinin 3 ana varsayımı

Ellis’in dediği gibi, 60’lı yılların başında, akılcı duygusal davranış terapisi tarafından ortaya atılan 3 ana varsayım (sayıca daha çok olmasına rağmen) veya görüşler şunlardır:

  • Varsayım 1. Olumsuz ya da hoş olmayan olarak görülen durumları aktive etmek (A), nörotik bir sonucun gelişiminde önemli bir rol oynar (C). Ama bu durum, nörotizmin ortaya çıkmasında tek sebep olarak görülemez. Ana neden, muhtemelen B’dir, insanların, A’ya dair katı ve baskılıyıcı düşünceleridir. B, A’nın C’ye yol açtığı zamanlarda, önemli bir faktördür.
  • Varsayım 2. İnsanlar (ne kendilerine ve başkalarına karşı mağlup olmuş bir tavırla), kuruntulu bir şekilde düşündükleri, hissettikleri ya da davrandıkları zaman, bu akıl dışı inançları (ADİ), çocukluktan başlayarak, hoş olmayan olayları aktive ederek (A) geliştirdiklerini görebiliriz. Fakat daha sonra böyle davranmama şansı da var. Bu belirtiler günümüzde ortaya çıktığın zaman, kendilerini akıl dışı inançlarıyla yeniden şekillendirip ve daha da güçlenip insanların hayatlarına dahil oluyorlar. İşte bu yüzden yaşadığımız sorunlar başımızdan gitmez hatta daha da kötüye gider. Geçmişte var olan düşüncelerinin, duygularının ve davranışlarının bir nedeni yoktur. İnsanlar sürekli olarak, inanç sistemlerini aktif olarak değiştiriyor ve yeniden şekillendiriyorlar.
  • Varsayım 3. Genel olarak, insanların hangi akıl dışı inançlarının (ADİ) kuruntulu davranışlarıyla birlikte hareket ettiğini anlamaları, basit ve kolay bir işlemdir. Birey, bu zararlı durumlar ile hemen her zaman savaşabilir ve daha işlevsel inançlar ile yerlerini değiştirilebilir. Bunu yapmak için tutarlı ve sabırlı olmak gerekir. Bu bir çaba gösterme ve deneyim kazanma meselesidir.

“Duygusal olarak olgunlaşmış birey, bir olasılık ve şans dünyasında yaşadığımız gerçeğini tamamen kabul etmeli, burada mutlak kesinliklerin olmadığı ve muhtemelen hiç olmayacağı, ve gerçekten de olasılıklar ve belirsizlikler üzerine dayalı bir düzende işleyen dünyanın hiç de korkunç olmadığı fikrini benimsemelidir.”

– A. Ellis

hasta terapide anlatıyor

Akılcı duygusal davranış terapisinin etkisi

Bilişsel-davranış odaklı psikoterapinin derya deniz alanında, Ellis’in önerileri öfke, endişe, hayal kırıklığı, sosyal fobi, utangaçlık ve cinsel işlev bozukluğu yaşayan bireyler için özellikle yararlı olmuştur.

Akılcı duygusal davranış terapisi diğer birçok bilişsel davranış terapistini etkilemiştir. Bunlardan bazıları Maxie Clarence Maultsby, Jr.’nin akılcı davranış terapisi, Arnold A. Lazarus’un çoklu terapisi ve Aaron T. Beck’in bilişsel terapisidir.