Duygusal Zeka: İlişkilerimizin Açtığı Yaraları İyileştirmek

· Ocak 26, 2019

İlişkilerin de deyim yerindeyse tıpkı kemik gibi kırılıp gittiklerini biliyoruz. Ancak bu kırıklar düşündüğümüz kadar hızlı iyileşmezler. Zaman tek başına bizi iyileştirmez. Her şey bizi incitir ve bir çare bulmak zordur. Bu yüzden duygusal zeka, yavaş yavaş da olsa ilişkilerimizin açtığı yaraları iyileştirmek için bize yardımcı olabilir.

Franklin D.Roosevelt, “Bir ipin sonuna geldiğimizde, yalnızca bir tek seçenek vardır: Bir düğüm atmak ve beklemek.” Yakın zamana kadar bağlılık ve güven duyguları beslediğimiz biriyle ilişkimizi bitirmek her zaman acı verir. 

Kendimizi boşluğa düşmüş gibi hissederiz. Ancak kendimizi kaderin eline bırakmak ve ihmal etmek yerine güvende kalmak için bir düğüm atmalı ve beklemeliyiz. O korku ve çaresizlik hissi sonunda yok olup gidecektir.

“Acele etme, sakinleş. Gözyaşı döktükten sonra çaresizliğe kapılmadan önce kendinle ilgilen. Hisset, bırak, kendine zaman tanı ve kendini nefes almaya devam edecek kadar sev. Böylece artık orada olmayan ve seninle birlikte olmak istemeyen birine ihtiyaç duymayı bırakacaksın.”

– Russ Von Hoelscher

Hayat önceden ne olacağını tahmin edemeyeceğimiz bir deneyimdir. İniş ve çıkışlardan kaçınmanın imkansız olduğu bir yolculuktur. Bazen o kadar acı verici bir hal alır ki daha fazla başarısızlığa ve sürpriz değişime katlanamayacağımızı düşünürüz.

İstesek de istemesek de, beklenmedik bir şekilde hayatımıza giren bu olayları aşabilmek için bir hayatta kalma setine başvurmak zorundayız.

Duygusal zeka bize, hayatta karşılaştığımız aksiliklerle daha iyi bir şekilde başa çıkmamıza yardımcı olan değerli kaynaklar sunar. Gelin bu konunun derinliklerine dalalım.

Duygusal Zeka: İlişkilerimizin Açtığı Yaraları İyileştirmek

Başarısız olan ilişkilerimizin açtığı yaraları, beklenmedik kayıplar veya travmatik olaylar nedeniyle oluşan kırık ve çatlakları iyileştirmek için duygusal zekayı kullanmak bizi belli türden iki araçla tanıştıracaktır.

Birincisi acıyı sağlıklı ve yaratıcı bir şekilde yönetebilmek. İkincisi ise pozitif ilişkilerin ve etkileşimlerin tadını çıkarmaya devam edebilmek için iyileştirme gücümüzü yeniden kazanmaktır (ve geliştirmek).

Daha önce bahsettiğimiz pek çok olay nedeniyle ortaya çıkan duygusal acı, oldukça negatif davranışların ve düşünce kalıplarının içine hapsolup kalmamıza yol açar. Ayrıca depresyon ve anksiyete gibi bazı psikolojik bozukluklara yakalanma riskiyle de karşı karşıya kalırız.

Bunun yanı sıra insanlarla ilişkilerimiz de yaşadıklarımızın etkisi altında kalır. Başkalarına güvenmeyi bırakırız ve başkalarıyla güçlü ve sağlıklı bağlar kurmakta çok zorlandığımız hüsran dolu bir döngünün içine gireriz. 

Bu yüzden pek çok kişinin terapiye gelme sebebi duygusal ilişkilerindeki problemlerdir. Pek çok hasta neredeyse her zaman terk edilmenin gölgesinde yaşar. Bazı hastalar karşılık aşk nedeniyle acı çeker. Bazıları ise ne yapacaklarını bilmez bir halde zararlı ve toksik ilişkilerin içinde tıkılıp kalırlar.

Bu nedenle bu tür durumlarla başa çıkmamıza yardımcı olabilecek stratejilere bir göz atmalıyız. 

Duygularımızla kendi aramızda sağlıklı bir bağ kurmak

Yaraları iyileştirmek için duygusal zekamıza başvurursak bize şunu söyleyecektir: İç dünyanla daha sağlıklı bir şekilde bağlantı kurmayı öğrenmelisin.

Bir kayıpla veya ilişkilerimizle ilgili karmaşık bir sorunla karşılaştığımızda genellikle yalnızca acımıza odaklanırız. Üzerimizde kara bulutların dolaşmasına neden olan, bizi inciten ve önümüzü tıkayan acıya ve hayal kırıklığına odaklanmaya meyilliyizdir.

  • Bu yaklaşımla tek yaptığımız umutsuzluk deliğini genişletmektir. 
  • Bu negatif duyguların orada olduğunu ve belli bir kaynakları olduğunu biliyoruz. Bu yüzden onları tanıyıp kabullendikten sonra artık kendimize karşı kullanmak yerine iyiliğimiz için yararlanmak üzere onları dönüştürmenin ve yönlendirmenin zamanı gelmiştir.
  • Onlara bir ayar çekmeli ve bizi durdurmalarına izin vermemeliyiz. Onları dinamik bir hale getirmeliyiz ki onlara karşı bir reaksiyon verebilelim.
  • Kendimizi öfkeli hissediyorsak bunu pozitif bir şey haline dönüştürmeliyiz. Üzüntüyü deneyimliyorsak günden güne ağırlığı azalacak şekilde onu hafifletmeliyiz.
  • Yaşadığımız zararlı bir ilişki nedeniyle korku doluysak, bu acının kaynağıyla yüzleşebilmek ve sonunda kendimizi güvende hissedebilmek için yardım ve destek almalıyız.

Şunu unutmayalım: Duyguların kaotik ve düzensiz bir şekilde birikmesi işlevsiz davranış kalıpları içine girmemize yol açar. Bu yüzden iyileşmek ve duygularımızı düzenlemek, tanımak, yönlendirmek ve kendi iyiliğimize kullanabilmek için duygusal zekaya başvurmalıyız.

Kendimizle empati yapabilmek ve güvende hissetmek

Yaraları iyileştirmek için duygusal zekaya başvurduğumuzda empatinin önemli bir kısmına büyük iş düşüyor. Kendimizle bağlantı kurmak ve kendi yaralarımıza daha merhametli ve dikkatli bir gözle bakabilmek için empati yeteneğimizi kullanıyoruz.

  • Bir ayrılıktan veya acı dolu veya travmatik olan herhangi bir olaydan sonra kişisel anlamda kendinize olan güveninizi yeniden kazanmalısınız. Yani içinizdeki her bir yaralı köşeyi ve her bir kırık parçayı affedicilik ve şefkatle onarmak konusunda bilinçli ve sıkı bir kararlılık göstermek günden güne ilerleme kaydetmenin anahtarıdır.
  • Yalnızca çektiğimiz acıya odaklanırsak kendimize bir döngünün içine hapsederek kısıtlamış oluruz. Sonunda acı yavaş yavaş bizi tüketecektir. Tüm kontrolü ele geçirmeye, gerçeğimizin her bir zerresine sızmaya çalışacaktır. Bu bizim kaçınmak istediğimiz bir şeydir. Kendinizle empati kurun ve bir harekete geçiş planı yapın.
kuşlar kadının başı duygusal zeka yaraları iyileştirmek

Duygusal iyileşme kişisel gelişimin yolunu açar mı?

Hisler ve duygular ortaya çıktıkça onlara odaklanan kişiler, onlarla oldukça iyi baş edebiliyorlar. Bu, vücumuzda ve zihnimizde yer etmiş o doğuştan gelen iyileştirici zekayı uyandıran akışkan bir süreç olmalı.

Bu süreç, her bir deneyimin kişisel gelişimimize de hizmet etmesini sağlayabileceğimiz sindirime benzer bir süreçtir.

Öfke, hayal kırıklığı ve çaresizliğin olduğu yerde durmasına izin verirsek hastalanırız. Kendimizi terk edilmenin, karşılıksız aşkın veya mutsuz bir ilişkide bulunmanın acısıyla baş başa kalmış bir şekilde buluruz.

Güçlenmek ve olgun ve sorumlu bir şekilde  gelişme ihtimaline sahip olabilmek için bu tür duygular sağlıklı bir şekilde işlenmelidir.

Sonuç olarak, duygusal zekanın yaraları iyileştirmek, zor durumlarla daha iyi bir şekilde başa çıkabilmek için başvurabileceğimiz gerekli bir kaynak olduğunu görüyoruz.

Bu, değerlerimizi hatırlamak ve o zorunlu ihtiyacın üstesinden gelebilmek için korkularımıza yumuşatmak ve eskiden olduğumuzdan daha iyi bir noktaya gelebilmek için başvurabileceğimiz bir yöntemdir.

Bunun kolay bir süreç olmadığını söylemeliyiz. İki günde veya bir ayda olacak bir şey değildir. Bu stratejileri etkili bir şekilde başvurmak demek, hiç şüphesiz hayatımızın her alanına ulaşacak eksiksiz bir dönüşümü yaratacak bir bilinç değişimi demektir.

Çünkü duygularınızı anladığınızda ve onları kendi iyiliğiniz çin kullandığınızda her şey değişir.