Empatik Beyin: İnsani İletişimin Gücü

Ağustos 21, 2018

Empatik beyin, diğer insanların duygu ve ihtiyaçlarını bilmemize yardımcı olmaktadır. Bu, sosyalleşmemizin evrimsel sonucudur, bizi başkalarına bağlayan bir bağdır, böylece toplum içerisinde, uyum içinde yaşayabiliriz. Bu farkındalık, çatışmaları çözmemize ve hayatta kalmamızı garanti etmemize izin verir. Empati, refahımızı garanti eden (veya olması gereken) bir beceridir.

Çok özel bir nedenden dolayı “olmalı” diyoruz. Çoğumuz empatinin insani eylemleri garanti etmediğini biliyoruz. İnsanlar başkalarının duygularını okuyabilir ve bu gerçekten harika. Bunun hakkında hiç şüphe yok. Kimin ıstırap çektiğini söyleyebiliriz, korkudan kurtulup, diğer insanların yüzlerindeki endişeyi görebiliriz. Ancak, kendimizi bir başkasının yerine koymak, mutlaka bir sonraki adımı garanti etmez. Her zaman yardım etmeye çalışmayız.

“Empati kuramıyorsanız ve etkili ilişkilere sahip değilseniz, o zaman ne kadar zeki olursanız olun, çok uzağa gidemeyeceksiniz.”

– Daniel Goleman

Bu nedenle, Christian Keysers (Hollanda Nörobilim Enstitüsünden) gibi iyi bilinen nörologların da ifade ettiği gibi, hala empatik beyin dediğimiz şey hakkında pek bir şey bilmiyoruz. Giacomo Rizzolatti’nin 90’ların sonlarındaki ayna nöronlarının keşfi, insanın evrimin başka bir evresine ulaştığına bir an için de olsa bizi inandırdı. Birçok insan bizi homo empathicus olarak vaftiz etmek istedi.

Yine de davranışlarımız oldukça bireyseldir. Empati, başkalarıyla bağlantı kurmamıza ve diğer duyguları kendi içimizde hissetmemize olanak sağlar. Bu durum bize olağanüstü bir güç veriyor ve bunu biliyoruz. Bununla birlikte, buna rağmen, bu gücü tam potansiyeli ile kullanamıyoruz. Bazı bilim adamlarının işaret ettiği gibi, empati için gerçek bir bağlılığımız yok. Bunu hissetmek yeterli değil, aynı zamanda onu kullanmak da zorundayız. Şimdi bu fikre daha yakından bakalım.

kelebekler örülü kafa

Empatik Beyin ve Amacı

Ortega y Gasset, durumu en iyi şekilde ifade etti. Diğer insanlar olmadan, “öteki” olmadan, insanlar birbirlerini anlayamazlardı. Toplum kavramını da anlayamazlardı. Gasset, insanın, sosyal manada bir diğer insan ile ve aynı zamanda karşılıklı olarak dönüşümlü göründüğünü. Bu fikir, bir kelime oyunu gibi görünüyor, felsefenin ötesine geçen bir gerçeklik yaratıyor. Bu durum, psikoloji ve nörolojiyi de kapsayan bir kavramdır.

Ayna nöronları, tıpkı Dr. Keysers’ın dediği gibi, medeniyet fikrimizi oluşturan şeydir. Bunu, diğer insanın farkında olarak yaptılar. Gözlemlediğimiz ve taklit ettiğimiz diğer kişi yani. Kendimizin yansımasını gördüğümüz diğer kişi. Empatik beyin bize sadece önümüzdeki kişinin bakış açısını anlamamıza izin vermekle kalmaz, ayrıca, niyetleri veya ihtiyaçları da öngörmemize yardımcı olur. Çünkü kendimizi başkalarına da yansıttığımızı görüyoruz. Beynimiz için “başka insanlar” de kendimizin birer uzantısıdır.

Kendinize empatinin gerçek amacının ne olduğunu soruyor olabilirsiniz. Bu soruya kesin bir cevap yoktur. Empatinin, diğer insanlarla önemli bir şekilde bağlantı kurmamızı sağlayan yetenek olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte, Vilayunur Ramachandran gibi iyi bilinen davranışçı nörologlar, empatinin amacının başkalarında her zaman iyi yönlü olmadığına işaret etmektedir. İnsanoğlu her zaman insani yardım eylemine yardım etmeyi veya yardım almayı tercih etmez.

Çünkü empati, sempati ile eş anlamlı değildir. Çoğu zaman, birçok sosyal durumda olduğu gibi, başka çıkarlarımız var.

ellerin arasındaki beyin

Başkalarının bakış açısıyla hayata bakabilmek, güçlü bir özelliktir. Dünyayı diğer insanların gözünden görmek güçlü bir silahtır. Bu, örneğin, önünüzdeki kişinin kötü niyetleri varsa, size tam olarak o durumu anlatabileceğiniz zihinsel haritalar oluşturabileceğiniz anlamına gelir. Dahası, diğer insanların tepkilerini bile tahmin edebiliriz. İnsanları manipüle etmek için zayıf yanlarımızı, lehimize kullanabiliriz. Kendi çıkarlarımız için başkalarının duygularıyla oynama kapasitesine sahibiz.

Empati’yi bir Tür Olarak Geliştirmeyi Teşvik Etmek

Doktor Ramachandran, bize ayna nöronları ile, türlerimizin inanılmaz bir genetik sıçrama yaptığı anlamına geldiğini hatırlatır. Diğer hayvanların da empatik yetenekleri olduğu doğrudur. Bununla birlikte, insanlarda, bu uzman hücreler inanılmaz bir ilerleme anlamına gelir. Kültür, toplum ve uygarlığın doğuşunu temsil ederler.

Farkındalığımız büyüdü, düşüncelerimiz daha da soyut bir hal aldı ve birbirimizle olan ilişkilerimiz daha sofistike hale geldi. Zalim ve şiddetli zamanlardı evet ama, aynı zamanda daha fazla insaniydi. İyiliği, düzeni ve dengeyi geliştirmeye yöneldik. Empatik beyin, sosyal ilişkilerimizin ve öğrenmemizin özüdür. Uygun bir yönde, azar azar hareket etmemizi sağlar.

el ele tutuşan heykeller

Şimdi, yukarıda belirttiğimiz gibi, empati her zaman eylem anlamına gelmez. Her insan farklı düzeylerde empati gösterir. Ayna nöronları tüm insanlarda aynı şekilde çalışmaz. Her şey sosyal etkileşiminizi ve problemleri çözme yeteneğinizi etkiler. Ayrıca başkalarıyla ne kadar iyi geçiniyorsunuz, onu da etkiler. Aslında, bazı bilim insanları ayna nöronlarının evrim geçirdiğini ve güçlerinin her nesil ile ilerleyeceğine işaret ediyorlar.

Kim bilir, belki bir gün bu nöronlar gerçekten barışa ulaşmamıza yardımcı olur. Belki daha uyumlu, dengeli ve saygılı bir toplumu kurmamıza yardımcı olurlar.