Duygusal Sorumluluğu Geliştirerek Kendinizi Zehirden Koruyun

· Mart 25, 2018

Son yıllarda zehirlilik konsepti popülerleşti, özellikle de ilişkiler bağlamında. Canımızı yakan ve pozitifliğimizi çalıp götüren zehirli insanlarla dolu çevremiz. Bu kişiler, ailemizde, ilişkilerimizde, çalışma hayatı ya da arkadaşlıklarımızda olabilir.

Psikolog ve yazar Bernardo Stamateas toksik insanları, bilinçli ya da bilinçsiz olarak bizim zayıf yönlerimizi kuvvetlendiren, bizi yüklerle ve hüsranlarla doldurup öz güvenimizi düşüren kişiler olarak tanımlar.

Peki ama BİZLER toksik kişiler isek ne olur? Bazen başkalarının anını yakan belli davranışlar sergileriz ve bunu yaptığımızın farkında değilizdir. Şimdi biraz daha ayrıntılı bakalım bu konuya…

Zehirliliğin bazı işaretleri

Hiç kimse, başkalarının canını yaktığını düşünmeyi istemez. Başkalarını suçlayıp nelerin yanlış olduğuna işaret etmek çok daha kolaydır. Ama gerçek şu ki hayatımızın bir noktasında hepimiz toksik olmuşuzdur.

Başkalarını kendi istediğimiz şeyi yapmaya ikna etmek için mağdur rolünü oynama, bencil ve manipülatif davranışlar sergileme, toksik bir eylemdir. Başka insanların başarıları için mutlu olamamak, hayal ve değerlerini yıkmak, işte bu da toksiktir.

Hâlâ sizin yaptığınız bir şey gibi gelmiyor mu kulağınıza? O hâlde, birinin canını yaktığınızı ve hata yaptığınızı bile bile sırf gurur yüzünden ayaklarınızı yere vurduğunuz ve hatanızı kabul etmediğiniz zamanları bir düşünün.

düşünen kadın

O zaman birden aşağı doğru giden bir sarmala sıkışıp kalırız. Başkalarını kontrol etmeye, onları manipüle etmeye ya da ilgi çekmeye çalıştığımızda başlar bu. Öyle görünüyor ki zehirlilik, etrafımızda dönüp durarak içeri atlamak için fırsat kolluyor.

Belki kimse zehirliliğin farklı dereceleri olduğunu ve birini toksik olarak etiketlemek kadar kolay olmadığını söylememiştir bize.

Böyle davrandığımızda aslında kendi negatif bakış açımızı yansıtırız içimizdeki çukurları ve çözülmemiş çatışmalarımızı gösteririz.

Korkunun ağır zincirleri, boşluk veya suçluluk bizi aşağı doğru çeker. Duygusal sorumluluk ve empati eksikliğimiz bizi daha da aşağı çeker.

Kendimize karşı toksik olmak

Biz sadece başkalarına karşı zehirli değiliz – kendimiz de yaparız bunu. Gerçekten kendimizin en büyük düşmanı olabiliriz. Birbirimize muamele etme şekli ve kendimizle konuşma şeklimiz bizi etkiler. Bize hapsetme gücü vardır bunun.

Eğer kendimizi sertçe yargılarsak, kendimize sürekli olarak yeterli olmadığımızı söylersek, kendimize zehirli bir şekilde davranmış oluruz. Benlik saygımızı zayıflatır ve çelişkili davranışlar nedeniyle ilişkimize zarar veririz.

Bir hata yaptığımız için kendimizi perişan edip suçlamayalım. Bir hata bunu hak etmiyor. Öte yandan, eğer kendimize karşı nazik olursak, olanları başka bir bakış açısıyla görebilir ve daha sonra yeni stratejiler deneyebiliriz. Bu sayede dolaylı olarak, ilişkilerimiz gelişecektir.

Değişmek için zehirliliğimizi kabul etmek

Toksik olduğumuzu kabul etmek oldukça dürüst ve sorumlu davranmamızı gerektirecektir .  Ama değişim için ilk adımdır bu. Ve bunu başarmak için davranış şeklimize dikkat etmeli ve toksik dinamikleri tespit etmeliyiz. Daha sonra örtmeye çalıştığımız duygusal problemleri açıkça görebiliriz.  

kafes kadın

Belki öz güvensiz olduğumuz için başkalarını kontrol ettiğimizi göreceğiz . Belki de olumsuzluğumuz aşırı eleştirel davranmamızdan kaynaklanır ve kendimizi diğer görüşlere, daha olumlu görüşlere açmamız gerekir. Duygularımızı tanımayı, ifade etmeyi ve yönetmeyi öğrenmemiz gerektiğinden insanları manipüle ediyor olabilir miyiz?

Önemli olan sorunlu davranışlarımız olduğunu kabul etmektir. Neler olup bittiğini görmek istiyorsak sorumluluk almalıyız. Başkalarını suçlamakla alakalı değildir bu.

Sorumlu bir şekilde yaşamak için 5 tavsiye

Zehirliliğin hayatımızda zemin kazanmasını önlemenin sırrı, duygusal sorumluluğu hayatımıza dahil etmektir. Hayatımızın sorumluluğunu üstlenmek ve hislerimiz üzerinde kontrole sahip olmak, büyümenin bir işaretidir. Peki bunu nasıl yapacağız?

  • Duygusal zeka uygulayın. Hissettiklerimizden sorumlu olmak için ilk olarak kendi duygularımızı ve başkalarının duygularını anlamamız gerekir. Bunun için sınırlar belirlemeyi, kendinizi pozitif insanlarla çevrelemeyi, öz denetim uygulamayı, empati kurmayı ve pozitif olanı aramayı öğrenmelisiniz. Zehirlilik bundan sonra içeri giremeyecektir.
  • Başkalarını sorumlu tutmaktan kaçının. Hissettiğimiz duygular bize aittir. Onlara odaklanmamız zaruridir. Çünkü mesele birini suçlamakla ilgili değil, durumu nasıl yöneteceğimizi öğrenmekle ilgilidir.
  • Hissettiklerimize hakim olalım. Duygularımızın bütün yükünü üstlenmek zordur ama bunu başarabiliriz: “Beni kızdırıyorsun” demek yerine “Yaptıkların ya da olanlara kızgınım. Olanlar yüzünden sinirlenen benim ve bundan kaçınmak ya da bunu reddetmek yerine bu durumla başa çıkacağım.”
  • Duygularınızı yönlendirin. Öfke, üzüntü ve korku gibi duyguları serbest bırakıp bizi nasıl etkilediğini kabul etmek bu duygulardan ders çıkarmamızı sağlar.
  • Tavrımızı seçmek. Bazen etrafımızdaki koşul ve insanları değiştiremeyiz ama tavrımızı değiştirebiliriz. Bu nedenle, iç dünyamıza yoğunlaşarak meseleleri nasıl göreceğimizi seçmek çok önemlidir. Son sözün bize ait olduğunu unutmayalım.
çiçeklerde insan

Gördüğünüz gibi, zehirlilik yaralarımızı örtmek için kullandığımız bir araçtır ve önlemenin en iyi yolu duygusal sorumluluk geliştirmektir. Hayat basit değildir ve her birimizin acı ve ızdırapla başa çıkmakla ilgili bir hikâyemiz vardır, bazen sağlıklı bir şekilde ve bazen de zehirli bir şekilde yaparız bunu.

Çözüm ilk olarak bunun farkına varmak ve ardından toksisiteyi sağlığa dönüştürmektir.