Duygusal Doğrulama: Kimliğimizi İnşa Edelim

Duygularımızdan biz sorumluyuz. Sorun şu ki, çocukluğumuzdan itibaren bize duygularımızla ne yapmamız gerektiğini - onları saklamanın veya onlarla mücadele etmenin ötesinde bir şey - öğretmiyorlar.
Duygusal Doğrulama: Kimliğimizi İnşa Edelim

Son Güncelleme: 22 Şubat, 2021

Biz kimiz? Bu çok önemli bir sorudur. Bazı durumlar karşısında kendimizi bulduğumuzda sıklıkla bu soruyu sorarız. Neye karar vereceğimizi bilmediğimizde, bir aşk ayrılığı ile karşı karşıya kaldığımızda veya hangi işi seçeceğimize karar vermemiz gerektiğinde. Tüm bu durumların ortak noktası nedir? Hepsinde duygusal kararlarımız rol oynar.

Kimlik ve duygusal dünyamız oldukça doğrudan bir şekilde birbiriyle ilişkilidir. Çoğu zaman, ne hissettiğimize dair kafa karışıklığı, şüpheyi kontrol etme kabiliyetimiz gibi diğer önemli sorunlara doğru genişler; Diğer taraftan başkalarını etkileyerek veya koşullandırarak kurtarmaya çalışabileceğimiz bir kontroldür. Bu şekilde, diğerler sorunların ötesine geçme ve dolayısıyla olayların gidişatını etkileme yeteneğine sahip olduğumuzu doğrulayarak şüphelerimizi gidermeye çalışırız.

Duygularımız bizi tanımlar

Duygularımızı nasıl tanımlayacağımızı, düzenleyeceğimizi ve yöneteceğimizi bilmek, eğitim hayatımızda işlenilmesi gereken bir konudur. Bu yeteneğin önemi o kadar yüksek ki, sadece ruh sağlığımız değil, bizimle birlikte bir hayat kuranların ruh sağlığı da buna bağlı olacaktır.

Duyguların çift taraflı bir madeni para olduğunu düşünelim: bir yanda enerji varken, diğer yanda bir veya daha fazla mesajı vardır. Bu iki yüz de aynı derecede öneme sahiptir ve iyi bir duygusal düzenleme onları çıkarlarımıza hizmet edecek şekilde ayarlamayı içerir.

Üzüntü genellikle bizi biraz duraksatıp hayatımız üzerine düşünmemiz için davet eden bir tür enerji verir. Öfke genellikle birisinin haklarımızı çiğnediğini belirtir ve bunun bir daha olmaması için gerekli önlemleri almamız için bize bir enerji sağlar. Günümüzde bu mesajla ne yapılacağına, ona ne anlam vereceğimize karar veren bizlerizdir. Bu enerjinin salınımını düzenleyebilecek olan da bizleriz.

Duygularımızdan biz sorumluyuz. Sorun şu ki, çocukluğumuzdan itibaren bize duygularımızla ne yapmamız gerektiğini – onları saklamanın veya onlarla mücadele etmenin ötesinde bir şey – öğretmiyorlar.

Duygularımızı doğrulamak

Dış uyaranlara bağlı olarak deneyimlediğimiz duygular, bizim sorumluluğumuzdadır. Kabul edilmesi kolay olmayan bir gerçektir. Çünkü öfkemiz, üzüntümüz veya hüzünlü hallerimiz için başkalarını suçlama eğilimimiz vardır. Bu nedenle, öfkenin üzüntüye veya korkunun neşeye dönüşme şekli, günlük zorluklarla ve en berbat sorunlarla yüzleşme şeklimizi belirleyecektir. Bizi tanımlayacaktır.

Duygusal Doğrulama

Duygusal doğrulama, o duyguyla aynı fikirde olsak da olmasak da, ne hissettiğimizi veya başka bir kişinin ne düşündüğünü kabul etmek ve onaylamaktır. Böylece duygularımızı ve başkalarının duygularını doğrulayabiliriz.

Teorik düzeyde, basit bir eylem gibi görünebilir; ancak, duygusal doğrulamak yok olma sürecindedir. Bir taraf  “beni dinlemiyor", “beni anlamıyor", “beni kaale almıyor" gibi yaygın şikayetlerde bulunurken diğer taraf ise “evet, beni dinliyor" evet beni anlıyor “ve" evet, beni kale alıyor " şeklinde ifadelerle şaşkınlığını dile getirir. Bu nedeni çoğu zaman onaylanmaya ihtiyaç duymaktır.

Duygusal doğrulama olasılığı, yargılama, fikir ifade etme veya kendimizi bilmediğimiz bir duyguya karşı savunma ihtiyacı doğduğunda ortadan kalkar. Bazen, diğer kişinin hatasını bulma niyeti olmadan, empati köprüleri kurmaya engel olan yanıtlar, sözlü olmayan iletişim veya açıklamalar kullanırız. Karşılıklı anlayışın temelini oluşturan empati duygusudur.

Duyulduğunu hissetmeyen insanlar, en özeni kitleye sahip olabilirler ancak hiç kimse onların duygularını doğrulamayacaktır.

Duygusal doğrulama olmadığı zaman ne olur?

Duygusal olarak onaylamadığımızda olan şey; duyguları ifade etmediğimizde veya onları inkar etmediğimizde olanlara benzer. Düdüklü tencere gibiyizdir. Bir gün oto kontrolümüzün altında olmayan bir şekilde ortaya çıkana kadar kendi içimizde düzenli düzensiz duygular biriktiririz.

Çocuklarımızın, partnerlerimizin, aile üyelerimizin veya iş arkadaşlarımızın duygularını doğrulayarak onlara eşlik eder ve kötü günlerinde yanlarında oluruz. Kendilerini güvende, korunmuş, kontrol altına alınmış, bakılan, saygı duyulan ve sevilen kişiler olarak hissetmelerini sağlarız.

  • Duygusal doğrulama, yargılamadan diğer kişiye olanları kabul etmesi ve olumsuz duyguları, olumlu duygularla değiştirmesi için izin verir.
  • Duygusal geçersizlik ise tam tersidir. Diğer kişinin duygularının dolaylı olarak reddedilmesidir. Anlama ve dinleme eksikliğiyle sonuçlanan hissedilenleri inkar etmektir.

Bize mutlu bir şey söylediklerinde, bu duygulara nasıl eşlik edeceğimizi biliriz, ancak bize üzücü bir şey söylediklerinde bildiğimiz tek şey ise bunu görmezden gelmektir.

Duygusal geçersizlik ve kimlik kaybı

Diğerinin ne hissettiğini duygusal olarak doğrulamamak, aradaki bağı ve ilişkiyi dondurmak için bir sebep olabilir. Makalenin başında da belirttiğimiz gibi, duygular sadece bizi tanımlamakla kalmaz, aynı zamanda bize benzer ve bizi tanınabilir kılan belirli seçeneklere, yaşam tarzlarına, davranışlara ve diğer yollara yönlendirir. Bu sayede kimliğimizin bir parçası olur ve kendi kendimizi kontrol edebilmemizi sağlar.

Tam tersine başkalarının duygularımızı onaylamaması, bize uyumlu olmadığımız, içimizde bizi öngörülemez ve güvenilmez kılan karanlık bir şey olduğu fikrini ekebilir. Bu nedenle, bu tohumu besler ve sularsak, başkalarının konumunu duygularımızdan önce taklit edersek, yol boyunca kim olduğumuz fikrini kaybetmek bizim için kolay olacaktır. Kim olmak istediğimiz sorusuna nasıl cevap vereceğimizi bilmediğimiz için geleceğimiz can sıkıcı hale gelir.

Duygularının koşulsuz kabulü, ifadelerin dışa vurumu, bizle özdeşleşmesi ve duygusal yönetimlerini kolaylaştıracağından, daha çocukken duyguları doğrulamak büyük önem taşır. Diğer taraftan, tam tersi durumda ise bir çocuğun hissedebileceği üzüntüden korkarak, çift yönlü mesajlar ya da çözümlerle, duygusal olarak onu geçersiz kılacağız ve bu nedenle daha yüksek seviyede anksiyete, kaygı, sinirli ruh hali ve güvensizlik duygusunun oluşmasına sebep olacağız.

Duyguları tanımamak, bizi onlardan korur.

Duygusal yönetim

Duyguları geçerli kılma sanatı

Duygusal doğrulama yaparken bize yardımcı olabilecek bazı noktalar vardır:

  • Aktif dinleme veya farkındalık.
  • Hoş karşılayan ve empatik vücut pozisyonu.
  • Duyguları normalleştirme.
  • Duygulara çözüm üretmekten kaçınma.
  • Kendinizi onlara karşı savunmaktan veya haklı çıkarmaktan kaçınma.
  • Alay ederek duygulara karşı koymaktan kaçınma.
  • Yargılamadan açık fikirli olmayı sürdürme.

Okuyucularımıza duygusal doğrulama ve duyguları geçersiz kılma konusunu daha iyi anlatmak için aşağıda bir örneklendirme yaptık:

Duygusal geçersizlik

Maria: İşi tamamlayamadım ve çok sinirliyim.

Laura: Yarın bitireceksin, sakin ol.

María: Doğru söylüyorsun ama her şeyi çok yanlış yapıyorum.

Laura: Dünyanın sonu değil Maria.

María: Öyle düşünüyorum, keşke bana yardım edebilseydin.

Laura: Şey… Bugün yapacak çok işim vardı.

Duygusal Doğrulama

Maria: İşi tamamlayamadım ve çok sinirliyim.

Laura: Tamam ama bu normal. Tam ortasında kalmak can sıkıcı olmalı, değil mi?

Maria: Evet, hem de çok. Sanırım her şeyi çok yanlış yapıyorum.

Laura: Öyle mi? Böyle mi hissediyorsun?

Maria: Aslında evet. Keşke bana yardım edebilseydin…

Laura: Evet, iyi olurdu. Sana yardım edebilmeyi çok isterdim. Ne yazık ki çok yoğun bir gün geçirdim.

Duygusal doğrulama, insan ilişkilerinde insanlığı ve empatiyi geliştirmeyi, gençlerin duygusal dünyaya karşı korku hissetmeden büyümesine yardımcı olmayı öğretmeye değen bir sanattır. Böylece keşfedilmemiş alan kalmadan duyguları adlandırabiliriz. Haydi, hep beraber “kendini diğerinin yerine koymayı" çok daha insani, dostça ve alçakgönüllü bir çabanın ürünü olarak elde etmeye çalışalım.

İlgini çekebilir ...
Çocuklukta Dürüstlük ve Duygusal Zeka
Aklınızı KeşfedinRead it in Aklınızı Keşfedin
Çocuklukta Dürüstlük ve Duygusal Zeka

Çocuklukta dürüstlük ve samimiyet, duygusal zekalarını artırmak için tüm ebeveynlerin çocuklarına aktarmak isteyeceği değerlerden biridir.