Duvarlar Değil, Köprüler Yapın

02 Eylül, 2017

Bazı insanlar yanlış bir düşünceye sahip. Etrafınıza duvarlar örerek tekrar canınızın yanmasından kurtulabileceğinize inanıyorlar. Yeni ilişkilere giden köprüler kurmak çok riskli gözüküyor. “Yeterince acı çektim,” diyoruz kendimize ve kalbimizin kapılarını kapayan surlar örüyoruz.

“Savaş sona erdiğinde bozguna uğramış bir ordu bile nefes alır.”

– Dino Buzzati

Bir kalkanı siper edinerek yaşamak, kırılgan olmaktan çok daha kolay ve pratiktir. Yere düşüp sırtınızdan bıçaklanmanıza engel olursunuz böylece. Ama dargınlıkları, korku ve tereddütleri bir kenara koymanın vakti gelmedi mi?

Hayır diyebilirsiniz, insanların size yeterince güldüğünü söyleyebilirsiniz. Bunu anlıyorum ama yeni insanlarla tanışmaz, farklı tecrübeler edinmez ve yeni aşamalara başlamazsak tam anlamıyla yaşıyor olmayız.

Rahatlayın ve nefes alın: herkes köpek balığı değil

Canınız yandıysa, kabul sürecinde vereceğiniz ilk tepki, kendinizi savunmaktır. O kişiyle ilişkinizi sonlandırır ve ruhunuzu karıştırmakla tehdit eden duygulara karşı kendinizi kapatırsınız. “Bir daha kimse canımı yakamayacak çünkü bu şansı vermeyeceğim.”

Bu tür savunmanın mükemmel olduğunu düşünürsünüz çünkü hiç kimse ve hiçbir şey onu yıkamaz. Bu yüzden sert bir zırh kuşanıp farkına varmadan cildinizin havayla temasını kesersiniz. Oysa yaralarınızın mikrop kapmasına neden olmaktasınız.

“Bir gün tetikte olmaktan vazgeçmek zorunda kalacaksınız, başka insanların size yaptığı şeyler artık olmuyor.”

– Marwan

Başka bir deyişle, oyuna gelmeyi; yaşadığınız zararın sebebi yine sizsiniz. Kendinizi korumak, hayatın tadını çıkarmanıza engel olur ve sizi sürekli tetikte tutar. Ve bu durum, bazı şeyleri bırakma imkanını elinizden alır. Duvarlar, peşinizi bırakmayan görünmez bir geçit haline gelir, orada yaşayan herkesin bir köpek balığı olduğunu sanmanıza yol açar.

Özür dileme cesareti, affetme erdemi

Surlar örüp savaşa hazırlıklı olmanın en doğru şey olduğuna inansanız da hataya düşüyorsunuz. Başkalarıyla duygusal bağlarımız olmasa hiçbir şey olmazdık. Köprüler kuramasak, özürleri kabul etmesek ve affetme gücüne sahip olmasak, kendimizi kaybederdik. Başka kimse için değil, kendiniz için affedin. Bir düşünün: affetmekten çekinmek size ne getiriyor? Bunun size bir faydası var mı?

Başkalarının size karşı yaptığı hataları affetmeyi hak ediyorsunuz çünkü gereksiz yüklerden kurtulabilmenizin tek yolu bu. Yeni hedefleriniz, yeni meydan okumalar, sizi tanımak isteyen insanlar  ve sizi bekleyen tecrübeler var. Neden bunlara izin vermeyesiniz ki?

Kalbimizde doğru yönetilmesi gereken pek çok farklı alan var. Kalbinizin karanlık köşelerine ışık yaymayı öğrenin. Bunu başarabilirseniz, çok istediğiniz o iç huzura erişebilecek ve çok geçmeden geçmişin hayaletlerinden uzak kalarak sizi bekleyen şeylerden en iyi şekilde faydalanacaksınız.

Köprüler kurmak güç ama gereklidir

Köprüler kurmak, duvarlar örmekten iyidir. Peki ama köprü kurmak ne demek? Bir örnek vermek gerekirse, Orta Çağda açılır kapanır köprüler gibi savunma araçları, teknolojik yardım görevindeydi. Hendek benzeri bir savunma görevi üstleniyordu bu köprüler: alanı düşmanlardan korumak için yükseltilebildiği gibi deniz trafiği ve kale girişlerinde de yardımcı oluyordu.

“Bir duvar kurarsanız nelerin dışarıda kaldığını iyi düşünün.”

– Italo Calvino

Bu örneği hayatınıza uygularsanız, bilhassa kalbinizi bir düşmana vererek kaybettiklerinizi düşününce köprüleri yıkıp bilinmeyeni içeri almanın ne kadar zor olduğunu fark edeceksiniz. Fakat köprüyü uzun bir süre indirmemek sizi dış dünyadan soyutlayacak, güvensizliklerinizde kaybolmanıza ve canlılığınızın sönmesine yol açacaktır.

Hayattaki diğer her şey, başarması en güç şeyler, bizi daha çok tatmin eden ve yolumuza devam etmek için ihtiyaç duyduğumuz adrenalini sağlayan şeylerdir. Bu yüzden, sayfayı çevirmeye, yeni hatıralar edinmeye ya da yaranızın iyileştiğini hissetmeye gerek duyarsanız, duvar örmeyi bırakın ve köprüler kurmaya cesaret edin.