Düne Kadar Olabileceğim Kişiydim, Bugün Olmak İstediğim İnsanım

· Ekim 17, 2017

Yakın zamana kadar, çoğumuz yalnızca olabileceğimiz ya da başkalarının olmamıza izin verdiği bir insan olmak ile yetinirdik. Ancak zamanla yüreğimiz daha büyük bir cesaret kaynağı bulur ve gözlerimizdeki o güçlü kıvılcımı hissedebiliriz. Bugün, sınırlamalar, engellemeler ve başkalarının ne diyeceğinin korkusu olmadan, nihayet, olmak istediğimiz insan olabiliriz.

Bunu başarmak her zaman için kolay değildir, kendimizi doğru biletleri almadığımız bir tiyatro sahnesinde bulabiliriz. Saçlarımıza düşen ilk aklar ya da gözlerimizin kenarında meydana gelen ilk kaz ayakları gibi, bu kişisel farkındalık durumuna yıllar içerisinde vakıf olamayabiliriz. Olgun bir karaktere ulaşmak ve sağlıklı bir hayat ya da dengeli bir karakter sürdürmek buradaki fikir ya da telefonumuza indirdiğimiz bir uygulama misali, beynimize yükleyeceğimiz bir program değildir.

“Mutluluk; düşüncenizin, yaptığınızın ve söylediğinizin uyum içinde olmasıdır.”

– Ghandi

Öte yandan, tüm bu konuların arkasında kulağa tuhaf gelen bir gerçek de vardır. Yolda, otobüste ya da bir lokantada, bir konuşmaya istemeden kulak misafiri olur ve şu ifadeyi sıkça duyarız: “Şu hayatta tek istediğim mutlu olmak, gerçekten başka bir beklentim yok.” Sanki bir nevi bir şarkının nakaratı, bir dert yanma, bir rica minnet durumu gibi çıkar herkesin ağzından.

Yukarıda geçen o tek cümlede, bir damla çaresizlik ve bir ton umut vardır. Bize hiç bir şekilde mutluluk vermediği için, sanki bir çoğumuz, bir tür “duyarsızlaşma” hissiyatı yaşıyor, kendimizi herhangi bir yerine koyamadığımız, ait hissetmediğimiz bir gerçeklik ile mücadele etmeye zorluyoruz.

Bunun üzerinde biraz düşünmenizi öneriyoruz. Ve sizi daha yeni, daha yapıcı bir gerçeklik inşa etmek için gerekli değişiklikleri yapmaya davet ediyoruz.

sarı bir arka planda uçan kuş

Daha dolu dolu bir hayatın sırrı bugünden başlar

Yıllarca, mutluluk üzerine yapılan araştırmalar, nasıl daha mutlu olabileceğimizin cevabını vermeye odaklandı. Aslında, günümüzde aynı sorunun peşinden koşan kişisel gelişim kitaplarının sayısında hiç bir azalma görülmemektedir. O halde, mutluluk bir amaç olmamalı, daha çok, gün boyu vuku bulan hal ve hareketlerimizin, hayatımızı yaşanılır kılan değerlerin doğal bir sonucu olmalıdır.

Örneğin, Alastair Humphreys, “maceraperest” olarak tanımlayabildiğimiz bir insandır. National Geographic dergisi için çalışan bir yazar ve motivasyon koçudur. 2012 yılında derginin okuyucularının tepkisini ölçmek adına bir girişim başlattı. Okuyucularına, kişisel gelişim denilen olgunun nasıl hayata geçirileceğini, başkalarının beklentilerinin aksine, gerçekten olmak istediklereı karaktere nasıl bürüneceklerini göstermek istedi.

Bunu başarmak için, okuyucularını “küçük maceralar” olarak adlandırılan alana yönlendirerek işe koyuldu Humphreys. Günlük zorlu görevleri yerine getirerek, içsel dengelerini bulmalarına yardımcı olacak bir atılımdı bu. Ama tabi kide bunu yapmak hiç de kolay olmayacaktı. Humphreys aşağıdaki şemayı önerdi:

ele ele oturup güneşin batışını seyreden çift

Eğlence, bilgi ve özgürlük için günlük arayış

Daha dolgun bir hayatın sırrını bugünden keşfedebiliriz, ancak bunu yapmak için iki temel içeriğe ihtiyacımız var: sürekli bir uzlaşma ve yaratıcılık hali içinde olmak. Bu sayede yukarıda ifade edilen ‘küçük maceralarımız’ günden güne yeni düşünceler, yeni duygular ve daha sağlıklı bir yaşam tarzı oluşturmamıza yardımcı olabilir.

Aşağıdakiler örnek alabileceğiniz bir kaç öneridir:

  • İşe gidiş yolunuzu değiştirin. Eğer genel olarak arabayla işe gidiyorsanız, onun yerine otobüse binin, şehre ve insanlara bir bakın. Eğer işe zaten otobüsle giden biriyseniz, bir durak önce inin ve yürüyerek yolunuza devam edin. Anın tadını, ne hissettiğinizin, gördüklerinizin ve çevrenizde olan biten şeyin çıkarın.
  • Öğle yemeğini parkta yiyin, normal arkadaş çevrenizin dışına çıkıp, yeni insanlarla tanışın.
  • Rutin davranışlarınızı değiştirin, yaşadığınız şehirde kaybolmaya bakın, gözleriniz hep farklı bir şeyler arasın.
  • Sabahları daha erken kalkın ve meditasyon yapın. O gün ne yapmak istediğinizi ve istemediğinizi düşünün ve kesin bir karar verin.
  • Her gün kendinizi yeni bir şey yapmaya zorlayın: yeni bir sportif aktivite, yeni bir kitap, yeni bir hobi, yeni bir arkadaşınız, yeni bir saç stili, yeni bir düşünce, yeni bir tutum… yeni bir şey işte!

“Bugün, teklif ettiğin her şeyin başlangıcı olabilir.”

Bu basit “küçük maceraları” günlük bazda uygulamaya koymak, küçük adımlar ile küçük değişikliklere temel hazırlamaya başlayacaktır. Gerçek mutluluğun ufukta gördüğümüz ulaşılamaz bir hedef değil, bir sürecin parçası olduğunu da ancak bu şekilde anlayabiliriz. Kendimizi bulmak, gerçek kimliğimizi ortaya çıkarmak için bizi saran duvarları, engelleri ve limitleri kırmaktır.

Dün neydim ve bugün ne oldum?

Hiç bir şekilde hayatında bir değişiklik yapmamış olmakla gurur duyan insanlardan bir kaçı ile elbet siz de tanışmışsınızdır. Her zaman aynı düşünce şekline sahip olmakla, aynı tutum ve tatlar ile yaşamaktan zevk alır bu insanlar. Bu tür kişiliklere karşı dikkatli olmamız gerekir; çünkü insan olarak, istesek de istemesek de, sürekli olarak ilerlemek, gelişmek, esnek olmak, bu karmaşık gerçeğe uyum sağlamak ve gerçek ve tatmin edici olan mutluluğu yaratmak ile yükümlüyüz.

ahtapotlar ile yüzen kadın

Dün sahip olduğun karakter ile bugün aynı karaktere sahip olamamak acınılası bir durum değildir. Çünkü darbelere, sahtekarlıklara ve kayıplara rağmen yeni bir ‘sen’ ortaya çıkmıştır artık. Ve bu yeni sen, şüphesiz daha güzel, daha parlak ve daha güçlü bir yapıdır. Bugün ne olduğumuz geçmişimizin bir sonucudur, çünkü hepimizin içinde geleceğe yönelik bir umut var ve bugün kendimiz olmanın zevkini yaşıyoruz.

Bu sayede, mutluluğun, bir amaç değil, bir süreç olduğunu anlıyoruz. BUGÜN, kararlar almak, karakterimize sahip çıkmak ve hak ettiğimiz o zirveye çıkmamızı engelleyecek tüm korkulardan ve engellerden kurtulmak için en doğru zamandır.