Dijitalleşme Beyni Nasıl Etkiliyor?

Eylül 7, 2020
Beyninizin günümüzde hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan dijital dünyadan nasıl etkilendiğini hiç düşündünüz mü? Beynimiz kapasitesini ve kabiliyetlerini yitiriyor mu yoksa şimdiye kadar olduğu gibi mi kalıyor? Şimdi sizlere bu konuya ilişkin bulgulardan bazılarını sunuyoruz.

İnsan beyni, dünyada yaşayan canlılar arasındaki en güçlü beyin olarak kabul edilmektedir. Birbirine bağlı yüz milyardan fazla nöron ışık hızından daha hızlı bir biçimde iletişim kurma özelliğine sahiptir. Ancak dijitalleşme ve beraberinde getirdiklerinin hayatlarımızı adeta işgal etmesi ile birlikte bu çok özel organın eşsiz yeteneklerinden bir kısmını yitirip yitirmeyeceği de ciddi bir merak konusu haline gelmiştir.

Beynin esnek ve şartlara uyum sağlayabilen bir yapıda olduğu kabul edilirse, doğal olarak kapasitesini en uygun şekilde kullanması için bir takım ayarlamalar ve değişiklikler yapması normal olarak görülebilir. Yani dijitalleşme nedeniyle beyin artık bazı işlemleri yapma ihtiyacı hissetmiyorsa, bu durumda belki de başka özelliklerini geliştirerek bir denge yakalayacaktır.

Bu bağlamda, bazı bilimsel araştırmalar daha şimdiden özellikle gençlerin beyinlerinde birtakım değişimlerin gerçekleşiyor olabileceğine işaret etmektedir.

beyin

Dijitalleşme…

Görece kısa bir zaman içerisinde içinde yaşadığımız toplumun teknolojik anlamda inanılması güç bir hızda değiştiğini söyleyebiliriz. Birbirleri arasında yalnızca 30 yıl fark bulunan kuşaklar, sadece televizyon gibi bir keşiften dünyanın herhangi bir yerinde gerçek zamanlı olarak konuşma ve görme teknolojisine ulaşmış durumdadır.

Mantıksal açıdan bakıldığında bu durum davranışlarımızı, alışkanlıklarımızı, iş yapma biçimimizi, iletişim şeklimizi ve bilgiye ulaşım yöntemlerimizi tamamen değiştirmiş durumdadır. Bu yüzden de, insan beyninin ve hatta tamamen insan anatomisinin işleyiş biçimi de değişmektedir.

… Ve Bilişsel Beceriler

Los Angeles Üniversitesi nöroloji uzmanlarından Gary Small’a göre teknoloji kullanımı beyni değiştirmektedir. Small bu bulguya beyindeki bazı nöral ağların güç kazanırken diğer bazı eski ağların ise zayıfladığını gözlemleyerek ulaşmıştır. Bu tür süreçler aslında insan beyni açısından normal bir durumdur. Fakat asıl dikkat edilmesi gereken nokta bu tür değişimlerin belirli yapılar ya da özel çevrimlerde meydana gelmesidir. Bunlara örnek olarak dikkate ilişkin çevrimler verilebilir.

Günümüzde akıllı telefonlarla, tabletlerle ya da bilgisayarlarla oldukça fazla zaman geçiriyoruz. Aslında bu tür aygıtlarla aynı anda ilgilendiğimiz durumları da sık sık yaşadığımızı söyleyebiliriz. Bu gerçek aynı anda çok sayıda görevi yerine getirdiğimizi gösteriyor. Çok görevli durumlar farklı aktivitelere aynı anda odaklanarak takip edebildiğimiz bilişsel bir yetenektir. Ancak bu tür çoklu görevlerde en fazla iki görevi aynı anda yürütebileceğimiz düşünülmektedir.

Bu bağlamda, beyin iki ayrı göreve aynı anda odaklandığında her iki görevi de doğru bir biçimde yerine getirebilmek için prefrontal korteks kapasitesini ikiye böler. Ancak aynı anda ikiden fazla görev yerine getirenlerde filtreleme ve bilgileri tutma konusunda sorunlar yaşanır. Bu durumlarda görevle ilgisi olmayan detaylara dikkat etme ve bir görevden diğerine geçme konusunda çeşitli zorluklar ortaya çıkar.

Benzer şekilde günümüz teknolojileri sayesinde istediğimiz anda istediğimiz bilgiye ulaşma imkanımız olduğu için hafıza kapasitemizin de daha düşük seviyede olacağı öngörülmektedir. Ancak bunun yanında karar verme yeteneğimizde belirgin bir gelişme olacağı düşünülmektedir. Çünkü teknoloji ve beraberinde getirdiği yenilikler duyularımızı çok daha hassas bir hale gelmiş durumdadır. Ayrıca dijital dünyanın hız gerektirdiği de yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle de bilgilerin işlenme hızı artmakta ve bu durum beynimizin çok daha efektif bir biçimde çalışmasına neden olmaktadır.

… Ve Gelişen Beyin

Dijitalleşmenin etkileri söz konusu olduğunda özellikle çocukların beyinlerinin oldukça ilginç ve incelenmesi gereken bir konu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü onlar teknolojinin ilerlediği ve dijital hale geldiği bir dünyada doğup büyümektedirler. Aslında 2000 yılı civarında ve sonrasında doğan çocuklar dijital dünyanın yerlileri olarak nitelendirilmektedir.

Bunun anlamı, doğumları ile birlikte teknoloji ile donatılmış bir dünyaya gelmiş olmalarıdır. Bu nedenle de gelişigüzel ve doğal bir biçimde farklı düşünme ve dünyayı farklı algılama yöntemleri geliştirirler.

Bu çocuklar alışılmışın dışında ve dijital yetenekler geliştirerek büyürler. Bunun tek nedeni içinde bulundukları ortam değildir. Aynı zamanda çevrelerindeki yetişkinlerin davranışları da onları bu şekilde büyümeye yönlendirmektedir. Zaman geçirmeleri ve oyun oynamaları için çocuklara bir telefon ya da tablet vermek bunun güzel bir örneğidir. İlk bakışta zararsız gibi görünen bu davranışlar aslında çocuk gelişimi açısından son derece ciddi sonuçlara yol açabilir.

Diğer taraftan teknoloji ve dijitalleşmenin daha hareketsiz bir yaşantıyı teşvik ettiğini de unutmamak gerekir. Bu gerçeğin beyin üzerinde de çeşitli etkileri vardır. Bu yaşam tarzı sinir liflerin bozulmasına ve daha kötü bilişsel performansa yol açar. Benzer şekilde dil gelişiminin olumsuz yönde etkilendiği ve beyin üzerinde istenmeyen etkiler bırakan kortizol seviyesinin yükseldiği de gözlenmektedir.

bilgisayar başındaki bir çocuk

Dijitalleşme: Beynimiz İşlevsiz Bir Hale Mi Geliyor?

Daha önce de altını çizdiğimiz gibi beyin kendini adapte etme kapasitesine sahip bir organdır. Bu adaptasyon sürecinin bir parçası da ihtiyaç duyulmayan ya da kullanılmayan sinir çevrimlerini dağıtmaktır. Yani eğer yıllar içinde ve dijitalleşme nedeniyle bazı ağlara artık gerek duyulmuyorsa, bunlar aşamalı bir biçimde azalıp küçülecektir. Bu duruma “ilerleme paradoksu” adı verilmektedir.

Ancak bunun olumsuz bir şey olmadığını belirtmek gerekir. Çünkü bu sürecin sonucunda diğer farklı alanlara yönlendirilebilecek kapasite ve kaynaklar ortaya çıkacaktır. Örnek olarak bir konuda belirli bir bilgiyi artık hafızamızda tutmamız gerekmez. Ancak bu bilgiye nasıl ve nereden ulaşabileceğimizi bilmemiz gerekir. Benzer şekilde örneğin bir konuda iki farklı yaklaşım setinin tamamını artık aklımızda tutmak yerine bu iki yaklaşımla ilgili tüm konseptleri incelemek için çok daha fazla sayıda kaynağa ulaşma şansına sahip oluruz.

Sonuç olarak, dijitalleşmenin beynimizi kaçınılmaz bir biçimde değiştirdiğinin altını çizmek gerekir. Bu bağlamda dünyayı algılama biçimimiz ve bu bilgileri işleme şeklimiz değişmektedir. Ancak bu durum, yaşanan sürecin olumsuz bir gelişme olduğu anlamına gelmez. Bizler birer insan olarak varlığımızı sürdürmeye devam ederken beynimiz de büyük bir olasılıkla var olan en iyi bilgisayar olma özelliğini taşımayı sürdürecektir. Ayrıca beynin kendine özel ve besleyici sosyal kapasitesinin hiçbir şekilde değiştirilemez olduğunu da unutmamak gerekir.