Cildiniz Asla Alzheimer’a Yakalanmaz: Her Yarayı ve Dokunuşu Hatırlar

· Temmuz 28, 2018

Alzheimer hastaları ya da diğer demans (akıl) hastalıklarına yakalanan insanların genellikle dış dünyadan kopup kendi uzak ve gerçek dışı iç dünyalarına girdiği konusunda yanlış bir düşünce vardır. Fakat bu kesinlikle doğru değildir. Alzheimer hastalarının artık kendileri olmadığı düşüncesi, bu insanların toplumun gözünde sosyal kimliklerini kaybetmesine ve onlara verilen değerin yok olmasına neden olmaktadır.

Kendinizi demans hastası bir kişinin yerine koyarsanız, etrafta bulunan herkesin varlığından korkmalarının ve hissettiklerini veya ihtiyaç duyduklarını nasıl ifade edebileceklerini bilememelerinin ne kadar normal olduğunu anlayabilirsiniz. İnsanların kendilerine söylediklerini anlayamayabilirler, her gün çevrelerindeki insanları tanımayabilirler ve herhangi bir anda insanların onlardan ne beklediklerini bilemeyebilirler. İnsanların kendilerine söylediği şeyleri anlayamayabilirler, her zaman yanlarında bulunan kişileri tanımayabilirler, ve insanların o anda onlardan ne istediğini bilemeyebilirler.

Kendimizi Alzheirmer hastalarının yerine çok nadiren koyuyoruz. Eğer kendinizi onların yerine koyarsanız, onlar için günlük hayatın ne kadar zor ve stresli olduğunu anlayabilirsiniz. Ve daha sonra, bugüne kadar endişe ya da diğer duygularınız hakkında kendi sağlık bakış açınızdan dolayı fazla abartılı tepkiler göstermiş olduğunuzu fark ederseniz.

“DEMANSI olan kişi ya da demansı olan KİŞİ.”

– Thomas Marris Kitwood

alzheimer hastaları sembolü olan pembe yapraklı insan görünümlü ağaç

Doğrulama yöntemi: kişi merkezli terapi

Son on yılda, hastalarla ilgilenmek ve iletişim kurmak için kişi merkezli terapi modellerine geri dönüş yaşandı. İlişkilere dayalı bu tedavi modeli, Alzheimer hastaları için onları doğrulayıcı ve yönlendirici bir çevrenin olmasının oldukça önemli olduğunu savunuyor.

Bu tedavi yöntemiyle, demans hastalıklarına (akıl hastalıklarına) sahip olan insanlarla empati kurmaya çalışarak, sosyal kimliklerini korumak ve onlara bakan veya etrafında bulunan kişileri rahatsız eden “değişen davranışları” için bir anlayış yaratmayı amaçlanıyor.

Bu bakım modelini destekleyen araştırmacılar, tüm insanların onurunu koruma ihtiyacı olduğunu vurgulamaktadır. Bu yüzden, bir demans hastalığına sahip olan insanların içsel gerçeklerine uyum sağlamak için empati kurmayı denemelisiniz.

Buradaki amaç, bu hastalığa sahip insanların kendilerini güçlü ve güvende hissetmelerini sağlamaktır. Böylece Alzheimer hastaları kendilerini onaylanmış hissedecek ve duygularını daha rahat ifade edebilir. Bir insan sadece duygularını yeniden ifade etmeye başladığı zaman gururunu geri alabilir.

Neden? Çünkü onları onaylamak duygularını tanımak demektir. Doğru hissettiklerini söylemek ile aynı anlama gelir. Bir kişinin duygularını reddederseniz, o kişiyi de reddetmiş olursunuz ve sosyal kimliğini yok edersiniz. Ve sonuç olarak o kişide büyük bir duygusal boşluk yaratırsınız.

yaşlı bir kadının elini tutmak

Doğrulama yönteminin temel prensipleri

  • Kişiyi yargılamadan kabul etmek (Carl Rogers).
  • Ona eşsiz bir insan gibi davranmak (Abraham Maslow).
  • Güvendikleri bir kişi tarafından tanımlanan ve doğrulanan, ifade ettikleri tüm duyguları biraz güç kaybedecektir. Bu duyguları görmezden gelir veya reddedersek daha da güçlenirler. “İhmal edilen kedi kaplana dönüşecektir.” (Carl Jung).
  • Aklı ne kadar karışık olursa olsun, tüm insanlar değerlidir (Naomi Feil).
  • Hafıza sorunu yaşadıkları en yakın zamanda, kısa süreli anıların kurtarılmasıyla onları dengeleyebiliriz. Görme yeteneklerini kaybettikleri zaman, görmek için zihinlerinin gözlerini kullanacaklardır. Ve duyma kabiliyetlerini kaybettikleri zaman, geçmişten gelen sesleri dinleyeceklerdir (Wilder Penfield).

Alzheimer hastaları ya da diğer demans hastaları dünya ile tekrar bağlantı kurmaya ihtiyaç duyuyor

Bir Disney-Pixar filmi olan Coco, Alzheimer hastaları ile nasıl yeniden bağlantı kurulabileceği ve onları bedenlerine ve en derin duygularına nasıl geri döndürülebileceği ile ilgili müthiş ve oldukça duygusal bir örneğe sahiptir. Bu örnek, yarattığı duygusal bağa mükemmel bir dokunuş katan”Hatırla Beni” isimli şarkının olduğu bölümde gerçekleşiyor.

Bir kişinin sözel olarak bir şeyi ifade etme yeteneklerini yitirmesi, o şeye ihtiyaç duymayacağı anlamına gelmez. Bu nedenle, kendini ifade etme sorunu olan insanların ihtiyaçlarına dikkat etmek gerekir. Onların ruh halleriyle bağlantı kurmalı ve bu duygularında derinlere inmeye çalışmalıyız.

Concetta M. Tomaino’un (2000) dediği gibi “Alzheimer gibi bir hastalığa yakalanmış ve dünya ile bağlantısı tamamen kopmuş bir insanın hatırladığı bir şarkıyı duyup hayata dönmesini görmek inanılmaz bir şey. Tepkileri duruşlarındaki küçük bir değişiklikten başlayıp heyecan dolu bir harekete kadar gidebilir. Hatta ufak mırıldanmalardan gerçek cevaplara kadar bile gidebilir.”

Ve neredeyse her zaman bir cevap, bir etkileşim vardır. Çoğu zaman bu tepkiler çılgınca görünür. Alzheimer hastalarını gözlemlediğiniz zaman, her insanın kendinden bir parça sakladığını çok net görebilirsiniz. Son bir bilgi verelim, Alzheimer hastalarını geçmişte yaşadıkları bazı anılarını hatırlayabilirler.