Çığlıklar Çocuk Beynine Zarar Verir

· Şubat 7, 2018

“Cahillik, bizi hizmetçiliğe düşürür; eğitim ise özgürlüğe çıkarır.” Diego Luis de Cordoba’nın sözleri. Ne var ki eğitim, bilgiyi zorla empoze etmeyle, hele bağırmakla uzaktan yakından ilgili değildir. Esasen çocuğa bağırmak, çocuğun beyninde önemli zararlara yol açabilir.

Bağırmak, başkalarının sizi dinlemesini sağlamak için etkili bir yöntem değildir. Pek çok çalışma bunu ortaya koyuyor. Ayrıca çoğu kez sinirimizi boşaltmak için bağırırız, bilgi vermek için değil. Özellikle de çocuklar söz konusu olduğunda doğrudur bu çünkü bağırmamız onların öğrenmesine yardımcı olmaz.

“Bana söylersen unuturum. Bana öğretirsen hatırlarım. Beni dahil edersen öğrenirim.”

– Benjamin Franklin

Boş çığlıklar

Aaron James gibi yazarlar bağırmanın sizi haklı kılmadığı gibi bir tartışmada sizi avantajlı da kılmadığını iddia etmektedir. Bu bilgi pek çok çalışmayla ispatlandı. Hatta bunlardan birinde Birleşik Devletlerin şu anki başkanı Donald Trump’a gönderme de vardır. Eğer doğru olduğumuzu göstermek istiyorsak bağırmak çare değil. Bağırmak değil, akıl ve mantık kazanacaktır bir tartışmada.

saklanan çocuk

Genellikle kontrolümüzü kaybettiğimizde bağırırız. Dolayısıyla, bağırdığınız zaman insanların aldığı mesaj budur: kontrolünüzü kaybetmiş ve duygularınıza yenilmişsinizdir. Esasen bağırmak, söylemeye çalıştığınız sözlere ilgi ve dikkat gösterilmesini önler.

Bağırmanın çocuklar üzerindeki etkileri

Pittsburgh Üniversitesince basılmış yeni bir çalışmaya göre bir çocuğa sürekli bağırıp çağırmak, psikolojik gelişimi konusunda pek çok riski beraberinde getirir.

Bu demektir ki çocuğunu kontrol etmek ya da azarlamak için bağıran kişiler çocuklarının gelişimsel problemler yaşama riskini artırmaktadır. Sık sık kendilerine bağırılan çocuklar agresif veya savunmacı davranışlarla karşılık vermeyi öğrenebilir.

Bu çalışmaya bir ila iki yaştaki çocukları olan yaklaşık 1000 aile katıldı. Buna göre sık sık bağırılıp çağrılan çocukların ergenlik döneminde depresif belirtiler ve davranış problemleri göstermeleri daha muhtemeldir.

Esasen bağırmanın problemleri en aza indirmediğini, tam tersine sorunları kötüleştirdiğini gördüler. Mesela, çocuklar daha az itaatkâr olabilir. Bu arada çocuklarına karşı daha sıcak bir tavır takınan anne babalar ise az sayıdaki durumda bağırmış olamalarının negatif etkilerini en aza indirgemektedir.

Başka çalışmalar

Bu alanda yapılmış daha pek çok çalışma var. Harvard’ın psikiyatari bölümü; sözlü taciz bağırma, aşağılama veya bu üçünün birleşiminin çocuğun serebral yapısında kalıcı etki yarattığını onaylamaktadır.

Aile sorunları nedeniyle psikiyatrik problemler yaşayan 50 çocuğu inceleyip bunları sağlıklı 100 çocukla karşılaştırarak korkutucu sonuçlara ulaştılar. Mesela, psikiyatrik sorunlar yaşayan çocuklar her iki beyin alanını değiştiren corpus callasum bölgesinin ciddi oranda küçüldüğü görülmüştür.

Bu küçülme beynin her iki yanını da daha az bütünleşmiş kılabilir, kişilikte değişikliklere yol açarak ruh hâlinin daha vurgulu hâle gelmesine ve duygusal istikrardan taviz verilmesine neden olabilir. Bu azalan bağlantının bir diğer sonucu da odaklanma güçlüğüdür.

gözlerini kapayan çocuk

Bağırmaktan nasıl uzak durabiliriz?

Elbette çocuklarımız kimi zaman delirtiyor bizleri ama bağırmak asla çözüm olamaz. Bu tuzağa düşmekten kaçınmak için şu tavsiyeleri hatırlayın:

  • Bağırmak kontrolünüzü kaybetmek demektir. Kontrolümüzü kaybedersek çocuğumuzu düzgün bir şekilde eğitemeyiz.
  • Stresli durumlardan uzak durun. Bazen bunu başarmak çok zor ama iyi bir gözlem sayesinde bizi bağırmaya iten şeylerin ne olduğunu öğrenebiliriz. Bu yüzden bu şablonu görünce onu saf dışı bırakmak için çalışabiliriz.
  • Hareket etmeden önce sakinleşin. Sınırınıza ulaştığınızda size yardım edecek bir yola başvurun, mesela ona kadar sayın. Rahatlayın ve kontrolü ele geçirin.
  • Kendinizi suçlamayın ya da kendinize yüklenmeyin. Başka bir deyişle kendiniz ve çocuğunuz için belirlediğiniz beklentiler konusunda dikkatli olun. Her zaman beklentilerinizi karşılayamıyor diye çocuğu da suçlamayın. Sadece çocuk bu. En önemli şey mutlu olması ve doğru şekilde gelişmesidir.

“Çocuklarımızı kendi arzularımız göre şekillendiremeyiz. Onları Tanrı’nın bize verdiği şekilde sevmeliyiz.”

Goethe

Artık sık sık bağırmanın çocuk aklı üzerinde yol açtığı zararı biliyoruz. Yani alternatif ifade şekilleri aramak biz yetişkinlerin ve sorumlu kişilerin elinde. Çocuğumuzun ruh sağlığını tehlikeye atmadan mesajımızı iletmenin başka yollarını bulabiliriz.