Daha Çok Düşün, Daha Fazla Yap ve Daha Az Konuş

Ocak 14, 2018

Üç kere düşün, iki kere yap, bir kere konuş. Dünya zaten başkaları hakkında düşünmeden konuşan, çok konuşan ama az iş yapan dar kafalı insanlarla dolu. Bu yüzden akıntının tersine yüzün ve daha bilgili, daha tedbirli davranın ve yargılardan bağımsız olun.

Olay şu ki, eğer gerçekten karmaşık bir durumla karşı karşıyaysanız, düşünce şeklinizi esnekleştirmek daha zordur. Aslında bilişsel-davranışsal yaklaşımdan öğrenebileceğiniz en ilginç şeylerden biri, problemlerin sadece karmaşık durumların kendilerinden kaynaklanmadığıdır. Onlar hakkında düşünme ve gerçeğinizi yorumlama şekliniz sizin en iyi arkadaşınız ya da en kötü düşmanınız olabilir.

“Güçlü olun ama katı olmayın. Hassas olun ama zayıf olmayın. Alçak gönüllü davranın ama değerinizi azaltmayın.”

– Alejandro Jodorowsky

Her gün, pek çok karar alırız ve sonunda aldığımız bu kararların çoğundan pişmanlık duyarız. Hemen kendimize niye böyle bir şey yaptığımızı, neden yapmadan önce biraz daha düşünmediğimizi sorarız. Aynı süreç söylediğimiz pek çok şey için de geçerlidir. Bazen düşünmeden konuşuruz ve öfkenin, korkunun ve sinirin bizim adımıza konuşmasına izin veririz.

Bu hepimizin başına gelen bir şeydir ve hepimizin bunun neden olduğunu merak ederiz. Neden mantığımızı en fazla kullanmamız gerektiği anda yanılgıya düşeriz? Kendimize hakim olmaya kafayı takmak yerine, bakış açımızı değiştirip, sakinlik, duygusal zeka, mantık ve kişisel sorumluluk gibi öğelere odaklanmalıyız.

kafayı çevreleyen kuşlar

Dur, hisset, düşün ve farkında ol

Peki, üç kere düşünmek, iki kere yapmak ve bir kere konuşmak ne anlama gelir? Aldığımız her kararı olabildiğince fazla düşünmeli ve olabildiğince az mı konuşmalıyız? Hiç de öyle değil. Bu söz, hayatı, attığımız her adımı, hissettiğimiz her duyguyu ya da isteği rasyonalize ederek büyük bir sessizlik içinde karşılamamız gerektiği anlamına gelmez. Oldukça basit bir dizi davranışı kapsar.

  1. Kendinizi dinlemeyi öğrenin.
  2. Düşüncelerinize ve duygularınıza göre davranın.
  3. Yeterince konuşun ve kendi kişiliğinizle uyum içinde olun.

Bunun yanında, bazı insanlar davranışlarını gerçekleştirirken otomatik düşüncelerine kendilerini kaptırırlar. Verdikleri kararlar genellikle çarpık görüşlerin ve ön yargılı duyguların etkisi altındadır. Bu kısıtlayıcı tutumlar, sayısız fırsatın kaybedilmesiyle sonuçlanır, acı ve hayal kırıklığı yaratır.

dallara asılı kavanoz fenerler

Genelde farkında olmayız ancak hepimiz aynı şeylere kendimizi kaptırırız. Bunun kökleri, tamamen ön yargılarla dolu olan bilinçaltında yatar. “Bu kişiden uzak dursam daha iyi olur çünkü bana eski sevgilimi hatırlatıyor,” “Bu projeye hayır desem daha iyi olacak çünkü daha önce başaramadıysam bu defa daha da kötü olabilir.” Herhangi bir filtreden geçirmeden ya da farkındalığımızı geliştirmeden keyfi hükümler veririz. Doğru olan bu değildir.

Günlük hayatta yaşanan şeyler, pek çok farklı bakış açısıyla yorumlanır. Sağlıklı ve yapıcı bir şekilde, bize en iyi uyum sağlayanı bulmamız önemlidir. Önyargılar olmadan, kapıları kapamadan ve kendimizin en kötü düşmanı olmadan bunu yapabilmeliyiz.

Aşağıda size bunu nasıl yapabileceğinizi anlatacağız.

Düşün ve daha doğru karar ver

Nefes al, düşün, hisset, karar ver ve yap. Bu, günlük hayatınıza entegre etmeniz gereken basit bir dizi davranıştır. Buna rağmen problem, “kendimize ayıracak zamanımız” olmamasıdır. Hayatlarımız ve yapmak zorunda olduğumuz şeyler bizi yüksek hızlı trenlerde gitmeye sevk eder. Bu da kararlarımızı oto pilot modda almamıza sebep olur.

Bu, mantıklı değildir. Eğer düşünecek ve daha iyi kararlar alacak kadar zamanımız yoksa biz ne hale geliriz? Bunu değiştirmek için doğru stratejilere başvurmalıyız.

gözleri karalayan mavi ve kırmızı

Düşünmek ve daha iyi karar verebilmek için stratejiler 

Düşünmeden konuşan birden fazla insan tanıyorsunuzdur. Bu kişiler davranışlarının sonuçlarını düşünmeden hareket ederler ve bazen bu umurlarında bile olmaz. Davranışlarımızın kimseye zarar vermemesi ve karar vermeden önce düşünmemiz kendimize ve başkalarına karşı saygı ve sorumluluk duyduğumuzu gösterir.

  • Ne “yapmış olmanız gerektiğine” kafayı takmayın (Bunu yapmalıydım, böyle söylemeliydim, daha akıllı ve kararlı davranmalıydım…) Şikayet ettiğiniz yeter. Kendinizi geliştirmek için en iyi zaman “şimdi”dir.
  • Egonuzdan kurtulun. Yanılma ihtimalinizin olmadığı gibi bir düşünceye kapılmayın. Düşünün, davranın ve alçakgönüllü bir şekilde konuşun.
  • Davranışlarınızı gerçekleştirmeden önce sadece düşünmek yetmez. Hissetmeyi ve sakince duygularınızı dinlemeyi öğrenmelisiniz.
  • Önyargılarınızın neler olduğunu öğrenme konusunda sezgilerinize güvenin. Hepimizin yeniden yapılandırmamız ve rasyonel bir hale getirmemiz gereken mantıksız düşünceler geliştirdiği olur.
  • Dış dünya ile iç dünyanız arasında bağlantı kurun. Böylece verdiğiniz her karar, riskli de olsa kişiliğiniz ve ihtiyaçlarınızla uyum içinde olacaktır.

Daha iyi ya da daha kötü karar diye bir şey olmadığını unutmayın. Sadece değer verdiğiniz şeylere ve kökenlerine göre hareket etmelisiniz. Bunu da ancak kendinizi dinlerseniz, severseniz ve kendinize biraz daha fazla saygı duyarsanız başarabilirsiniz.