Kime Güvendiğinize Dikkat Edin

Ocak 14, 2018

Bir isteğiniz ya da bir hayaliniz olduğunda, kime güvendiğinize dikkat edin. Arzularınızı kiminle paylaştığınıza dikkat edin çünkü dışarıda sizin hayallerinize gölge düşürmek ve sizden bir adım öne geçmek isteyen ve elbette ulaştığınız başarılar için sonradan sizi yargılayacak olan pek çok insan var.

Hepimizin bildiği bir şey var o da güvenilir insanların kimler olduğuna karar vermenin her zaman kolay olmadığı. Üstelik genellikle çevremizdeki insanlara tüm fikirlerimizi anlatıyor, bütün ayrıntıları onlarla paylaşıyoruz. Ailemize ya da kardeşlerimize açılmadan önce onlarla birlikte, başarmak istediğimiz şeyleri, yapmak istediğimiz girişimleri, çıkmak istediğimiz seyahatleri, şans vermek istediğimiz ilişkileri konuştuğumuz oluyor…

“Bir kişiye güvenip güvenemeyeceğini anlamanın en iyi yolu ona gerçekten güvenmektir.”

Ernest Hemingway

Hiç zaman kaybetmeden şüpheci bir küçümseme çirkin başını kaldırıyor, alaycı bakışlar ve hayallerinizin neşesini çalan sözler kendini gösteriyor. “O fikri aklından çıkar, çok saçma,” “Sana bunu seni sevdiğim için söylüyorum, yapmayı düşündüğün şey senin imkanlarını aşıyor, objektif ol ve o fikri unut”…

Bu ve bunun gibi sözlerle sık sık uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bir de önceleri hiçbir şey söylemeyen, bizi desteklediklerine, onların yardımlarına, zevklerine ve dostluklarına bizi inandıranlar vardır. Ancak sonra, hiç beklenmedik bir anda, bize ihanet eder ya da bizi hayal kırıklığına uğratırlar.

Peki, biz neden bunu yaparız? Neden bazen yanlış adımı atıp, yanlış kişilerle isteklerimizi ve özlemlerimizi paylaşırız?…

sus işareti yapan gece saçlı kız

Sizin hatanız değil: insanlar diğer insanlara güvenmek için programlanmış

İş yerinde terfi almak isteyen ve kahve molasında bu isteğini bir arkadaşıyla paylaşan kişinin düştüğü klasik durumu hepimiz duymuşuzdur. Öğle molası olduğunda çalıştığı departmandaki herkes, planlarından çoktan haberdar olmuştur. Bu çalışan daha tedbirli mi davranmalıydı? Biraz daha dikkatli olup, iş arkadaşının ağzını sıkı tutamayacağını baştan tahmin etmeli miydi?

Cevap hem “hayır” hem de “evet“. “Hayır” çünkü nörobiyoloji bilimine göre hepimiz, aynı türden olduğumuz insanlara güvenmek üzere programlanmış durumdayız. Neuroscience dergisinde yayınlanan bir çalışma da bunu gösteriyor. Dergide sosyal hayatımız için güvenin öncelikli olarak önem taşıdığına dikkat çekiliyor. Böyle olmazsa, sürekli ihanet edilme korkusu yaşarsak, bu bizim için çok stresli ve travmatik bir olurdu.

Öte yandan, “evet” çünkü bazen tedbirsiz davrandığımız olur. Başka bir deyişle, güvenin dinamiklerini tanımlayan üç kurala uyma ya da iyi bir sırdaş arayıp bulma konusunda pek iyi olduğumuz söylenemez. Peki, o kurallara nasıl uyabiliriz?

Güvenmek ya da güvenmemek, işte mesele bu

Şüpheye düştüğünüz bir durumda tedbirli davranmayı seçmeliyiz. Buna rağmen genellikle yeni projenin bizde yarattığı heyecan ile insanlarla çok fazla şey paylaşırız, bu öyle bir noktaya gelir ki, sonunda yanlış insanlarla paylaşmamamız gereken bilgileri paylaşmış oluruz.

Tedbirli olmakta ve bu basit prensipler uygulamakta fayda vardır:

  • Güvenilirlik hiç şüphesiz köşe taşıdır. İsteklerinizi ve hayallerinizi başka pek çok durumda onlara güvenebileceğinizi anladığınız, sizi yargılamayan ve her zaman olduğunuz gibi kabul eden insanlara emanet edin.
  • Gerçek bir duygusal bağ. Bu ikinci boyut, bizi, arkadaşlar, aile, sevgili gibi aramızda gerçek ve kalıcı bir bağın olduğu kişilere güvenmek zorunda bırakır…
  • Üçüncü prensip de duygusal ve bilişsel empatiyle ilgilidir. Umutlarımızı, rüyalarımızı, mutluluğumuzu sadece aktarmak yeterli değildir. Aynı zamanda onların ne düşündüğümüzü ve bakış açımızı anlamalarını isteriz.

Elbette bazen bu üç prensibi uygulasak bile, karşımızdaki kişiyle ilgili “başarısız” olabiliriz. Bu kişi hayat boyu yol arkadaşlığı ettiğimiz dostumuz ya da baştan hiç tahmin etmediğimiz bir şekilde davranan bir akrabamız olabilir… Böyle durumlarda nasıl davranmamız gerektiğini bilmek bize gerçekten yardımcı olacak.

Kime güvendiğinize dikkat edin, insanlar sizi yanıltabilir 

İnsanlar bizi yanıltabilir ama bazen de biz onları yanıltırız. Eğer yeterince çaba gösterirsek aynı anda hem mükemmel olma hem de yanılgıya düşme hissi uyandırabileceğimizi insanlara aktarabiliriz. Bu yüzden, zamanla bir sağduyu geliştiririz, tedbirli olmaya ve bizim için çok özel olan kişilere sınırlı ama mantıklı bir yakınlık göstermeye kendimizi alıştırırız. Bu çok özel kişiler, yolculuğumuzun her adımında, hem fırtınalı hem de sakin günlerde bizi yalnız bırakmayanlardır.

“Herkese güvenmek aptalcadır ama kimseye güvenmemek toyluktur”

-Juvenal-

pirlanta-taşlar-kadin-küçük-adamlar

Kimle belli şeyleri paylaşıp, kimlerle paylaşmamamız gerektiğini anlamamızı sağlayan bilgelik, zamanla ve deneyimle oluşur. Yavaş yavaş başkalarının kanatlarını kesmekte uzman olan insanlar olduğunu görürüz. Kimse onlardan daha önemli olmasın diye insanların hayallerini mahvetmek konusunda ustalaşırlar. Eğer daha özgür, daha mutlu ve daha dayanıklı olmaya kalkışırsak bu insanlar bunu sanki kutsal bir şeye saygısızlık ediyormuş gibi algılarlar.

Zaman bize ağzı sıkı olmanın, söylediklerimize dikkat etmenin ve hayallerimiz için kararlılıkla sessizce mücadele etmenin daha iyi olduğunu öğretecektir. Aynı zamanda diğerlerinin onayını reddetmek ve onlardan her an gelebilecek eleştirilere ya da yorumlara kulaklarımızı kapamak da yolumuzda bir engel oluşturabilir.

Bu yüzden, en yüksek hedeflere ve cesur amaçlara bizi yakınlaştıracak olanın kendimize duyduğumuz güven olduğunu unutmadan, güveneceğimiz kişileri de doğru bir şekilde seçmeyi öğrenmeliyiz.