Biyografi: Roman Polanski

Roman Polanski çocukluğunda soykırımı atlatmış biri olarak, sinema sektörünün en ünlü yönetmenlerinden biri oldu. Bununla birlikte, trajedi ve skandallarla dolu bir hayat sürdü.
Biyografi: Roman Polanski

Son Güncelleme: 05 Nisan, 2020

Roman Polanski, sinema sektöründeki en ünlü yönetmenlerden biri. Bununla birlikte, pek çok skandala da konu olmuş ünlülerden. Bu skandallar Polanski’nin peşini bırakmasa da, bunların film kariyerini bir sekteye uğrattığı da söylenemez. Ünlü yönetmenin hakkında tutuklama kararı çıktığı bir dönemde Oscar kazanmışlığı dahi var.

Roman Polanski’nin hayatı trajediler ve başarılarla dolu. Kendisi soykırımdan kurtulmuş biri olmakla birlikte, çoğu insan onun ahlaksız ve hovarda olduğunu düşünmektedir.

Bugünlerde 90 yaşlarında olan Polanski, sonunda kişisel hayatında dengeyi bulmuş gibi görünüyor. Kendisinden iki çocuğu olan eşi Fransız aktris Emmanuelle Seigner’le birlikte yaşıyor. Bazen eşiyle mutlu olduğu için suçluluk duyduğunu dile getiriyor. Fakat Roman Polanski artık mutluluğu yakaladı diyebiliriz.

Roman Polanski ve eşi

Roman Polanski ve Çalkantılı Çocukluğu

Roman Polanski 18 Ağustos 1933 yılında Fransa’nın Paris kentine dünyaya geldi. Babası Fransa’da şansını denemek isteyen Polonyalı bir ressamdı. Fakat burada pek de başarıyı yakalayamadı. Annesi Rus Katolik bir kadındı. Gelecekte harika bir yönetmen olan Polanski’nin babasıyla evlenmeden önce bir kez daha evlenmişti.

Ebeveynlerinin yaptığı tek bir hata tüm aileyi etkiledi. Nazizmin yükselişi esnasında, Fransa’da Polonya’ya göre daha güvende olacaklarını düşündüler. Roman altı ya da yedi yaşındayken taşınmaya karar verdiler. Bundan kısa bir süre sonra Polonya işgal edildi ve Yahudilere karşı insanlık dışı bir tutum sergilenmeye başladı.

Polanski ailesi Krakow’un gettolarından birine gönderildi. Roman annesinin bazı aile üyeleri ile birlikte Auschwitz toplama kampına götürülmesine şahit oldu. Babası ise Mauthausen-Gusen toplama kampına gitmek zorunda kaldı. Polanski bu olaylar sonrası kendini çizgi romanlara gömülmüş bir çocuk olarak anımsadığını söyler.

Bir Başlangıç ve Bir Son

Roman Polanski yaşamının büyük kısmını Nazi Döneminde sürdürmek zorunda kaldı. Sarışın teni ve açık renk gözlere sahip bir çocuk olması dolayısıyla Yahudi olduğunu inkar edebilecek konumdaydı. Şehirdeki birkaç aile ona evlerinin kapısını açtı ve onu kendi çocukları gibi saydılar. 1943 yılında annesi bir gaz odasında yaşamını yitirdi. Fakat babası toplama kampından sağ çıkmayı başarmıştı.

Ardından Komünist rejim geldi. Polanski bir öğretmeni tarafından Güzel Sanatlar Akademisinden atıldıktan sonra filmlere ilgi duymaya başladı. İlk kısa filmini 21 yaşında çekti. Ardından yönetimin değişimini fırsat bilerek Paris’e gitti.

Batı Avrupa ve Amerikan yapımı filmleri görünce gözlerine inanamadı. Çok geçmeden ilk uzun metrajlı filmi olan A Knife In The Water’ı çekti. Bu filmle En İyi Yabancı Dil dalında Oscar’a aday oldu.

Bundan sonrası, en azından profesyonel hayatı, tarihe kazındı. Rosemary’nin Bebeği, Tess, Piyanist, Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır Polanski’nin en meşhur filmlerinden bazılarıdır.

Yerde klaket ve filmleri dışarı taşmış film makarası

Kişisel Hayatı

Roman Polanski hayatını yerle bir eden şeyin eşi Sharon Tate’in ölümü olduğunu dile getirir. Tate evinde canice öldürüldüğünde yalnızca 26 yaşındaydı ve 8 aylık hamileydi. Failler Charles Manson’ın emrindeki gençlerdi.

Polanski kötü bir şeyler olacağını hissettiğini fakat bu hislerine pek de kulak asmadığını ifade etmiştir. Bununla ilgili her zaman pişmanlık duymuştur. Sharon ve Roman, cinayetin işlendiği dönem yalnızca bir yıllık evlilerdi. Polanski bu olay sonrası asla eskisi gibi olmadı.

1977 yılında kendini bugün hala etkisini gösteren bir skandalın ortasında buldu. 13 yaşındaki Samantha Geimer ile cinsel ilişkide bulunduğu ispat edilmişti. Roman bu olay olduğunda 43 yaşındaydı. 13 yaşındaki kıza ilaç verip ona tecavüz etmişti. Polanski bunun “kişinin rızası dahilinde” olduğunu söylüyordu. Birkaç günlüğüne hapse girdi, ardından kaçtı ve Amerika’ya hiç dönmedi.

MeToo hareketinin yükselişiyle hakkında daha fazla suçlama gün yüzüne çıkmaya başladı. Hiçbiri resmi olarak kanıtlanmış olmasa da, bunlar Polanski’nin ahlaksız biri olduğuna dair söylemleri daha da artırdı. Buna rağmen yeni bir aile kurabildi ve bugünkü hayatında oldukça mutlu görünüyor. Sinema sektöründe de yeni başarılara imza atmaya devam ediyor.

İlginizi çekebilir ...
George Orwell: Biyografisi, Dilin Manipülasyonu ve Totalitarizm
Aklınızı Keşfedinsayfasında okuyun Aklınızı Keşfedin
George Orwell: Biyografisi, Dilin Manipülasyonu ve Totalitarizm

George Orwell distopya türünün en iyi yazarlarından biriydi ve okuyucusunu potansiyel olabilecek gerçeklikler ile ilgili düşündüren eserler kaleme aldı.



  • Moldes, D. (2005). Roman Polanski: La fantasía del atormentado. Ediciones JC.