Güçlü Olmayı Öğrendiniz, Artık Mutluluk Sırası Sizde

Şubat 11, 2020
Zor zamanlardan geçmek, bir şekilde insanın daha güçlü olmasını sağlar. Şimdi, karşımıza çıkan duvarları ve engelleri aştığımıza göre artık mutlu olma zamanının geldiğinin farkına varmamız gerekir.

En sonunda başardığınız o an gelir ve siz artık güçlü bir insan olmayı öğrenmişsinizdir. Bu açıdan bakıldığında hayat adeta bir öğretmen gibidir. Hepimize yüzleştiğimiz problemlere karşı etrafımızı nasıl kalkanlarla sarabileceğimizi farklı yöntemler içinde öğretir. İşte o andan itibaren kendinize, artık her zorluğun üstesinden gelebileceğinizi, her türlü problemle karşı karşıya gelebilecek yeteneklere ve özelliklere sahip olduğunuzu söylersiniz… Ancak belki de en önemli detayı atlıyorsunuz: Geçen zaman sadece gelecekteki hedeflerinize ulaşmak için bir araç değildir. Bunun yanında yaşadığınız an itibariyle mutluluk kavramının farkında olmak ve bunu yakalamaya çalışmayı da bilmek zorundasınız.

Mutluluğu başka yerlerde ya da başka zamanlarda aramamak gerekir. Çünkü mutluluk hemen şimdi, burada, yanı başınızdadır. Mutlu bir insan, yaşayacağı mutlu ve keyifli anları asla ertelemez. Çünkü hayat şu anda yaşanıyor ve gelecekte tam olarak nelerle karşı karşıya kalacağımızı bilmek de mümkün değil. İşte şair Walt Whitman’a ait bu cümleler bundan daha doğru ve ilham verici olamazlardı.

Ancak bununla birlikte, zorlu bir süreçten yeni çıkmış insanlar için hayatlarına mutluluk kavramını bu şekilde uyarlamak pek de kolay olmayacaktır. Her şeyden önce insanların, zor zamanlar yaşadıktan sonra içinde bulundukları zaman dilimine odaklanmaları gerçekten de çok zordur.

Buna ek olarak, böyle bir sürecin ardından artık dünyaya daha savunmacı gözlerle bakar ve daha önceden yaşanan olumsuzlukların yeniden yaşanmaması için son derece temkinli davranırız. Hafızamızda bulunan yaşanmışlıkları adeta dikiz aynasından sürekli olarak kontrol eder, dünü hatırlar, bunlardan mümkün olduğunca ders almaya çalışır ve gelecekte olabilecek şeylere karşı daha hazırlıklı bir duruma gelme çabası içine gireriz.

Eğer olumsuz, karmaşık ya da travmatik bir dönemden geçtiyseniz, güçlü olmaya çalışmak gibi bir saplantı içine girmemeniz gerekir. Daha çok duruma göre hareket edebileceğiniz esnek bir tavır sergilemeyi deneyin. Savunma pozisyonunda kalma dürtüsü oldukça güçlü olabilir. Aslında bu dürtü, geçmişte yaşanan sorunların yeninden yaşanmasının önüne geçmek için kendinizi koruma altına alma isteğinden başka bir şey değildir.

“Diğerlerinin üstesinden gelen kişi güçlüdür. Kendini fetheden kişi ise çok daha kudretlidir.”

– Lao Tse

Kalp şeklindeki yaprak

Güçlü Olmayı Öğrendiğiniz, Şimdi Mutluluk Sırası Size Geldi

Yaşam dengemiz bize, tecrübelerimizin, ilişkilerimizin, okuduğumuz her şeyin ve her an keşfettiğimiz her detayın neler olduğunu öğretir. Ancak tüm bunların yanında daha derinlemesine düşünülmesi gereken bir gerçek daha bulunmaktadır. Travmatik bir olay yaşamış ya da böyle bir süreçten geçmiş olan insanlar mutluluğa ulaşmak için kendilerine yeni fırsatları nasıl sunmaları gerektiğini  her zaman bilemezler. Bu durum, hava durumunda hiçbir şekilde yağmur beklentisi yokken her gün dışarıya kocaman bir şemsiye ile çıkmak gibidir.

Antik yunan felsefecisi ve Kinik Okulunun kurucusu Antisthenes, yaşam amaçlarımızından bir tanesinin ruhlarımızı ele geçirilemez birer kale haline getirmek olması gerektiğini söylemiştir. Peki, adeta bir kral ya da kraliçeye dönüşüp etrafımıza geçilemez duvarlar örmenin ne faydası olabilir ki? Taşlardan örülmüş bir duvardan ışık bile çok zor geçer. Bu duvarın içinde ne olduğu ise asla görülemez. Bundan daha da kötüsü bu kalenin kapıları da geçilmez olduğu için bizimle tanışmak isteyen bir kimsenin içeri girmesi de mümkün değildir.

Bu yüzden, güçlü bir kişilik geliştirme konusunu adeta saplantı haline dönüştüren insanlar çoğu kez  hiç bitmeyen bir biçimde savunma durumunda kalırlar. Bunun en büyük nedeni de yeniden incinme korkusundan başka bir şey değildir. Yani bu seçimin en doğru strateji olduğunu söylemek pek doğru olmayacaktır. Çünkü mutluluk, korkuyla ya da aşırı derecede savunma mekanizması geliştirmiş olan kişilerle uyum içinde bulunamaz.

Üzgün çocuk gün batımını izliyor

Mutlu Olabilirsiniz: Artık En Önemli Önceliklerinizin Neler Olduğunu Biliyorsunuz

Martin Seligman, 1990’larda pozitif psikolojinin temellerini attığından beri aslında hayatımızda pek bir şeyin değişmediğini söyleyebiliriz. Hala nasıl mutlu olacağımızı öğreten yayınların her geçen gün daha fazla arttığına şahit oluyoruz. Sarı zemin üzerinde gülümseyen suratlar her yanımızı sarmış durumda. Ayrıca dünyamız, bir insan olarak nasıl davranmamız ve yaşamamız gerektiğini bize göstermeye çalışan ve bunun için ihtiyacımız olacak anahtarları vaat eden uzmanlarla dolmuş durumda.

Karmaşık ve hatta travmatik olaylar yaşamış ve bu tür süreçleri geride bırakmış olan kişiler için, yukarıda belirttiğimiz kitaplar ya da kılavuzlar her zaman yardımcı olamazlar. Konunun uzmanlarından olan New York Üniversitesinden psikolog Jerome Wakefield ve Rutgers Üniversitesinden psikolog Allan Horwitz, The Loss of Sadness: How Psychiatry Transformed Normal Sorrow Into Depressive Disorder adlı bir kitap kaleme almışlardır. Bu kitapta yazarlar, tam da incelediğimiz konuyla ilgili son derece ilginç bilgiler yer vermektedirler.

İşte bir örnek: Günümüzde “mutlu olmak” zorunluluğu, aslında gereğinden fazla öncelikli bir hal almış durumdadır. Yani bu uzmanlar, duygusal olarak barındırdığımız endişeler, korkular ya da üzüntüler gibi hisleri ve gerçekleri çarpıttığımızı ve bunları bir kenara ittiğimizi işaret ediyorlar. Bunun sonucunda da, olumsuz durumlarla karşılaşan insanlar olumsuz duygular ve düşüncelerle dolu bu iç yaşantılarını aşılamaz düzeylere ulaşana kadar biriktiriyorlar. Peki bu durumda nasıl mutlu olunabilir? Bu insanlar mutluluğu yakalamak için ne yapabilirler?

İster inanın ister inanmayın, bu tür insanların aslında ciddi bir avantajları bulunmaktadır. Çok ciddi zorluklardan geçmemiş olan insanlar çoğu kez mutluluğu ideal şartlar altında gerçekleşen olaylara bağlı olarak hayal ederler (kusursuz bir eş bulmak, çok iyi bir iş sahibi olmak, harika bir seyahate çıkmak vb.). Ancak güçlü olmayı öğrenenler ise, çok daha basit yönlere ve detaylara değer vermeyi bilirler: huzur, dengeli bir yaşantı, sevgi ve ilgi görmek, kendisi ile barışık olmak vb.

Aslında tüm bu ayrıntıların, gerçek mutluluğun üzerinde yükseldiği sütunlar olduğunu söyleyebiliriz.

Deniz kenarında oturan kız

Mutluluğun Anahtarı Aslında Tüm Anahtarların Yerine Geçer

Hayat sizin güçlü biri olmanızı sağladı ve işte şimdi mutlu olma sırası size geldi. Çok sayıda farklı farklı fırtınaların içinden geçtiniz. Kimi zaman hayat yolunuzda ani değişiklerle de karşılaştınız. Ve şimdi kendinize dönüp bir bakın. Artık siz, bir çelik kadar güçlü olmayı bilen bir kişisiniz.

Ancak yine de sahip olduğunuz bu özelliklere mutlaka başka nitelikleri de eklemeniz gerekiyor. Bunlardan biri esnek olmak, diğeri ise kabullenmesini bilmektir. Değişime açık olun ve kendinizde bulunanları keşfetmeye devam etmek için çevrenize karşı açık bir tutum sergileyin.

Şimdi, artık yolu yarıladığınız bir ortamda mutluluğu yakalamak için bir anahtarınız var. Belki de bu anahtar sahip olduğunuz en önemli şey. Aslında bu anahtara Viktor E. Frankl, ünlü kitabı İnsanın Anlam Arayışı‘nda zaten detaylı olarak değiniyor. Elbette kastettiğimiz bu anahtar, hayatımızın anlamını bulmaktır.

Kendi yaşam serüvenimize bir anlam, motivasyon ve içten gelen bir güç kazandırarak hayallerimizi ateşlememiz çok önemlidir. Bu sonsuz makine her sabah uyandığımızda bizi harekete geçirmeli ve bizim için değerli olan ne varsa onlara uygun hedefleri önümüze koymalıdır. Hadi şimdi bunu başarmak için zaman kaybetmeden çalışmaya başlayalım.