Birini Gerçekten Anlamak Tam Olarak Ne Anlama Geliyor?

21 Ekim, 2020
Sadece birkaç insanın sizi gerçek anlamda anlıyor oluşu doğaldır. Peki bu 'birkaç insanı' farklı kılan şey nedir? Buna neden olan şey empati mi yoksa sizle olan duygusal bağları mı? Açıkçası, oyuna dahil olan birden çok faktör var ve bu yazıda bu faktörlerin neler olduğuna odaklanacağız.

Birini gerçekten anlamak empatinin temel taşıdır. Hakiki saygı, ancak diğer insanla bağ kurmak için çaba sarf edildiğinde ve o kişinin hayatını, ihtiyaçlarını ve duygularını anladığınızda mümkün olabilir. Aslında hakiki saygı diğer insanlarla yakınlaşmanızı sağlar. Eğer bir başkasını anlar ve empati kurarsanız, o kişiye onaylanmayı ve saygı duyulmayı hak ettiğini hissettirirsiniz.

Bir dakikalığına düşünün. İnsanların sanki bir karınca deliğinde yaşıyormuş gibi hareket ettiğini hayal edin. Burada her insanın bir amacı vardır; tutkularından ve motivasyonlarından bağımsız olarak herkes burada kendi işini yapar. Kimse hiçbir şey için endişelenmez. Karşılıklı anlaşılma durumu bu dünyada geçerli değildir. Bu durumun bir sonucu olarak empatiden de bahsedilemez. Benzer şekilde dikkat, ilgi, arkadaşlık ve fedakarlık gibi kavramlar da doğal olarak bu dünyada yoktur.

Bu süreçler var olmazsa, bildiğimiz insanlık da var olamaz. Evet, çatışma ve zorluklar insana dair şeylerdir. Ancak bununla birlikte, hiçbir zihinsel ve duygusal süreç, kişinin nasıl anlaşılacağını bilmesi kadar önemli değildir. İronik olarak, bu aynı zamanda insanların yapması gereken en zor şeylerden biridir. Anlamak da anlaşılmak da aslında göründüğü kadar basit değildir.

Başka bir kişiyi gerçekten anlıyorsanız, bunu çok somut bir şekilde, isteyerek ve yargılamadan yaparsınız. Bu yazıda, anlayışlı bir kişi olmanın ne anlama geldiğini daha derinlemesine inceleyeceğiz.

tartışan çift ve birini gerçekten anlamak

Diğer insanları nasıl anlayacağınızı bilmek

Yanlış anlaşılmak son derece yorucu bir histir. Muhtemelen bu rahatsız edici hissi çocukluğunuzda defalarca yaşadınız. Tahmin ediyoruz ki aileniz, akrabalarınız, arkadaşlarınız veya okuldaki öğretmeniniz neler yaşadığınızı zaman zaman anlayamadı. Yanlış anlaşıldığınızda, öfke ve üzüntü karışımı bir duyguya kapılırsınız. Aslında yetişkin olduğunuzda da bu hisler özünde pek değişmez.

Bu nedenle yanlış anlaşılmak en derin ve acı veren duygulardan birine neden olur. Eğer bunu tecrübe ettiyseniz, muhtemelen anlayışlı ve empati sahibi olmak için daha motive bir durumdasınız. Yol boyunca bazı insanlar sizi hayal kırıklığına uğratsa bile, bu beceriyi geliştirmek istiyorsunuz. Ancak bunu iyi bir şekilde yapmalısınız.

Johann Wolfgang von Goethe’nin de dediği gibi, “Kişi sadece anladığını duyar”. İnsanlar genelde kendi değerlerini, fikirlerini ve düşüncelerini en kolay şekilde anlayan kişilerle bağlantı kurmayı tercih eder. Kendilerini anlayabilen insanlarla yakınlık kurmak ister.

Öte yandan, şunu da belirtmek gerekir: Bir başkasını anlamak ciddi bir çaba gerektirir. Hatta bazen cesaret bile işin içine dahil olabilir. Sonuçta anlamak, sizden farklı düşünen birini keşfetmeniz, kabul etmeniz ve onunla bağlantı kurmanız anlamına gelir.

Birini gerçekten anlamak

Eğer bir başkasını gerçek anlamda anlamak istiyorsanız, önemli bir detayı netleştirmemiz gerekiyor. İdrak etmek anlamak demek değildir. İnsanlar genelde idrak seviyesinde sıkışır kalır. Başka bir deyişle, sadece bir diğer kişinin ne söylediğini deşifre ederler. Aslında karşılarındaki insanın verdiği mesajın ve anlamının farkındadırlar, ancak daha fazlasını yapmazlar.

Anlamak, daha derin bir süreci gerektirir. Anlamak sadece karşındakinin sözlerinin ne anlama geldiğini idrak etmekle ilgili değildir. Bunun yerine, karşınızda duran kişinin kendine has gerçekliğiyle empati yoluyla bağlantı kurmanızdır. Bu nedenle birini anlamak söz konusu olduğunda aklınızda tutmanız gereken şeylerden biri, bu sürecin inanılmaz derecede aktif ve kompleks bir süreç olduğudur. 

Eğer bu sürecin etkili olmasını istiyorsanız, psikologların “zihin kuramı” adını verdiği yöntemi uygulamanız gerekiyor. Zihin kuramı, karşınızdaki insanın ruhsal durumunu (düşüncelerini, korkularını, tutkularını ve niyetlerini) tahmin etmeye çalışmakla ilgilidir. Bunu yaparken karşınızdaki kişinin belli durumlarda neden o şekilde hareket ettiğini anlayabilir ve hatta gelecekteki muhtemel davranışlarını tahmin edebilirsiniz. 

Tüm bu bilgileri bir kez işleme soktuğunuzda, artık karşınızdaki kişinin davranışlarını yorumlayabilir ve buna göre hareket edebilirsiniz. Tüm bu mekanizmalar zihinsel anlayış eyleminde bir araya gelir. Ancak anlamanın duygusal yönünü ihmal etmekten de kaçınmanız son derece önemlidir.

iletişim kuran iki farklı beyin

Yargılamadan önce anlamak

Daniel Goleman, kitaplarında diğer insanları anlama ihtiyacından çok sık bahseder. Ancak birinin ne düşündüğünü veya hissettiğini anlamanın bu kadar kolay olmadığını da belirtiyor. Karşınızdaki kişiyi gerçek anlamda anlamaya çalışırken, o kişinin korktuğunun veya üzgün olduğunun farkında olmanın yeterli olmadığının altını çiziyor.

Gerçekten gönüllü ve ilgili bir kalp olmadan gerçek anlayış mümkün değildir. Örneğin partneriniz sizinle konuşurken zihniniz başka bir yerdeyse, zihin kuramı pek bir işe yaramaz. İlgili ve içten olmanın yanında, karşınızdaki insanı anlarken etki eden başka faktörler de bulunmaktadır:

  • Aktif dinleme: Herhangi bir gizli amacınız olmadan diğer insanlara karşı açık olmalısınız. Aktif dinleme, sadece karşınızdaki kişinin konuşmayı bitirmesini beklemek değil, gerçekten dinlemek anlamına gelir. Ancak bu şekilde diyalog halindeyken kendi düşüncelerinizi  söyleyebilirsiniz.
  • Yargılamadan dinlemek: Başka bir kişiyi nasıl anlayacağınızı bilmek, onun eşsiz gerçekliği ile yargılamadan, önyargı veya etiketler olmadan bağlantı kurmanız anlamına gelir.

Sonuç olarak, bir kişiyi gerçekten anlama süreci son derece karmaşıktır. Ancak her bir birey pratik yaparak bu becerilerini geliştirebilir. Çünkü nerede samimi bir niyet varsa, bir çözüm yolu da vardır. Birini gerçekten anlamak için çaba göstermeniz ve aslında kendinizle de bir mücadele vermeniz gerekiyor.