Bilişsel Psikoloji Nedir?

Haziran 9, 2019
Bilişsel bilim, gözlemlenemeyen ruhsal konuları ele alan bir davranış bilimidir. Daha anlaşılabilir bir biçimde, bilişsel psikoloji insan zihninde ortaya çıkan, kişinin davranışlarını ve duygularını etkileyen düşünceleri inceler.

Bilişsel psikoloji, günümüzde ruhsal problemlerin tedavisinde sıklıkla kullanılır. ”Bilişsel” kelimesi belki halk arasında henüz çok yaygın olmasa da, davranışla ilgili çalışmaların odağındadır. Psikolojiyle yakın ilişkisi olmayan kişiler için bilişsel kelimesi basitçe düşünce veya bilgi olarak anlaşılabilir.

Tüm insanlar düşünce üretme becerisine sahiptir. Etrafımızda olan biten şeyleri yorumlarız ve bu ‘bilinen’ şeylerle ilgili bilgiler ediniriz.

Bu nedenle bilişsel bilim, gözlemlenemeyen ruhsal konuları ele alan bir davranış bilimidir. Daha anlaşılabilir bir biçimde, bilişsel psikoloji insan zihninde ortaya çıkan, kişinin davranışlarını ve duygularını etkileyen düşünceleri inceler.

Bu bilim dalı, zihinde bulunan düşüncelerin davranışı nasıl etkilediğini anlamaya çalışır. Günümüzde bilişsel terapi, birçok psikolojik sorunu çözmek için uygulanmaktadır.

Bu nedenle bilişsel terapide, bu bahsettiğimiz düşüncelere, duygulara ve inançlara odaklanılır. Çoğu zaman hastaların sahip olduğu bu abartılı düşünceler gerçeklerle bağdaşmaz. Tedavide bu düşünceleri hedef alan sorular sorularak, kişinin şüphe etmesi amaçlanır.

İlk olarak hasta kafasında olan şeyi tarif etmeli ve sorgulamalıdır. Bu şekilde kendini yeni düşünceler oluşturabilmeye hazırlamış olur. Zihnine yeni düşünceleri ekleyebildiği takdirde objektif gerçekliğe daha çok yaklaşabilecektir.

Bilişsel devrim

1950’li yıllarda egemen olan paradigma davranışsal psikoloji ya da öğrenme psikolojisiydi. Bu iki bilimsel yaklaşım, birçok psikolojik fenomeni açıklamayı başarabildi.

Yine de, sadece gözlemlenebilen davranışları açıklayabildiği için oldukça sınırlıydı. Uyarıcı ve yanıt arasındaki her şey epifenomen olarak kabul edilirdi. Davranışla ilgili birçok konu açıklanamıyor, gözlemlenemediği için de alakasız olarak nitelendiriliyordu.

Davranışsal yaklaşım birçok konuyu açıklayamadığında ve çıkmaza girdiğinde, diğer psikolojik yaklaşımlara önem verilmeye başlandı. Araştırmacılar akıl yürütme, dil, hafıza ve hayal etme gibi konseptleri daha ayrıntılı bir biçimde incelemeye başladılar. 

kırmızı elbise içinde kafası duman bulutu olan insan ve bilişsel psikoloji

Aynı durum, o zamanlarda geçerli olan bir yaklaşım olan Sigmund Freud’un psikanalizi ile de yaşandı. Freud’un psikanalizi ne kadar devrimci olsa da, birçok ruhsal rahatsızlığa cevap vermekte yetersizdi. Genel olarak, bilişsel psikolojinin ortaya çıkmasına neden olan faktörler şu şekilde sıralanabilir:

  • Bilgisayar biliminde meydana gelen gelişmeler, (Turing ve Von Neumann gibi bilim insanlarının çalışmaları) programlanabilir ve karar verebilir makinelerin oluşturulmasına olanak sağlamıştır. Bu makinelerin oluşmasını sağlayan teori, insan aklının bilgiyi nasıl işlediğini gözlemleyerek bunu başarmıştır.
  • Sibernetikteki (güdüm bilim, Wiener) gelişmeler
  • Bilginin bir seçim olduğunu ve alternatifleri elediğini öne süren Claude Shannon’ın bilgi teorisi.

Bilişsel psikolojiyi formüle eden yazarlar

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, psikolojide hakim olan akımların belli noktalarda yetersiz kalması sonucu bilişsel psikoloji ortaya çıktı. Örneğin insanların aynı uyarana karşı farklı cevaplar vermesi daha önce psikolojide baskın olan akımların açıklayamadığı bir durumdu.

F.C Bartlett

Cambridge Üniversitesinin ilk deneysel psikoloji hocası olan Bartlett’ın ana çalışmaları zihin üzerine odaklanmıştı. Bartlett’a göre beyinde bulunan düşünceler ve anılar tekrar şekillendirebilir haldeydi.

Bartlett deneylerine katılan kişilere çeşitli fabllar okuturdu. Defalarca okunmasına rağmen kimsenin bu kısa hikayeleri tam olarak hatırlayamadığını fark etti. Bartlett’ın elde ettiği verilere göre, insanlar yeni bilgileri geçmiş duygu ve deneyimlerine göre yorumluyordu.

Jerome Bruner

Jerome Bruner’e göre 3 farklı öğrenme şekli bulunuyor: Eylem ile öğrenme, ikonik öğrenme ve sembolik öğrenme. Bruner’a göre öğrenme teorisinin dört ana konuya odaklanması gerekiyor:

  • Öğrenmeye yatkınlık
  • Bilgiyi yapılandırma yolları
  • Materyali sunma dizileri
  • Ödül ve cezanın niteliği

Bruner’in teorisinin en önemli kısmı şuydu: Örneğin bir öğrenci, edinmeye ve uygulamaya çalıştığı bilgiye gerçek anlamda dahil olsaydı, daha fazla ve daha hızlı öğrenirdi.

Howard Gardner

Gardner, günümüzde herkesin bildiği çoklu zeka kuramını formüle etti. Gardner’a göre her insan, en az sekiz çeşit zekaya veya bilişsel yeteneğe sahipti.

Ona göre bu zekalar yarı özerkti, ancak bireyin aklında dış etkenlerle bütünleştiği zaman bir ekip olarak olarak çalışabilirdi. Kültürel değişkenler nedeniyle her insan, bir zeka türünü diğerine göre daha çok geliştirebilme imkanına sahipti. 

Gardner'ın portresi ve bilişsel bilim

Jeffrey Sternberg

Sternberg, aşkın üç unsurdan oluştuğunu iddia ettiği teorisiyle bilinir. Yakınlık, tutku ve bağlılık bu üçlü aşk teorisinin bileşenleridir.

Ayrıca, zekanın ilgili ortamlara uyum sağlamayı, seçmeyi ve şekillendirmeyi amaçlayan zihinsel bir aktivite olduğunu söyleyen üçlü zeka teorisini de öne sürdü.

David Rumerlhart

Şema teorisinin önemli bir savunucusu olan Rumerlhart’a göre zihinsel şemalar bellekte depolanan ve dünyayı organize etmemize yardımcı olan genel kavramların temsilleriydi. Bu teori, dünyanın zihnimizde nasıl temsil edildiğini ve bu bilgiyi dünya ile etkileşimde bulunmak için nasıl kullandığımızı açıklamaya çalışır.

Jean Piaget

Jean Piaget, bilişsel psikolojiyle ilgilenen en önemli yazarlardan biridir. Bilişsel gelişim teorisini aşama aşama formüle etmiştir. Zekaya dair belirli kapasiteleri hesaba katar ve zeka konusunda çocuklara belirli kısıtlamalar getirir.

piaget'in siyah beyaz fotoğrafı ve bilişsel psikoloji

Vygotsky, Erickson ve Ausubel bu listede yer almayan ancak bilişsel psikolojiye katkıları olan bilim adanları arasında gösterilir. Bu önemli bilim insanlarının katkıları, psikolojide bir devrimin gerçekleşmesine neden oldu.

Davranışsal psikoloji hala önemli bir akım olarak kabul edilse de, bilişsel psikoloji kendinden önceki birçok akımın açıklayamadığı şeyi açıklamayı başarmıştır.

Bilişsel bilim, farklı zihinsel bozukluklar için tedavi yöntemleri geliştirmiştir. Örneğin depresyon, bilişsel psikoloji ve yaklaşımları sayesinde günümüzde çok daha etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

De la Vega, M. Introducción a la psicología cognitiva (1984). Alianza.

Bruner, J.S. (1959). Learning and Thinking. Harvard Education, 29: 184-192.

Pozo, J.I. Teorías cognitivas del aprendizaje. Morata. Novena edición