Esrar: Ruhsal Bozukluklarla Oynanan Rus Ruleti

· Ekim 30, 2018

Esrar maddesinin, sadece en yaygın biçimde kullanılan yasa dışı uyuşturucu madde olduğunu söylemek yeterli olmaz. Bu madde aynı zamanda insan zihni ve vücudu üzerindeki etkileri bağlamında en fazla sayıda yanlış inanış bulunan bir maddedir. İspanya Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi, bu maddenin kullanım yaşının ortalama 14 ila 15 aralığına kadar düştüğünü ifade etmektedir.

Bilimsel olarak ispat edilmiş son araştırmaya göre, bu maddenin alışkanlık haline gelmiş bir biçimde kullanımı beyin dokusunda yapısal değişikliklere yol açmaktadır. Diğer olumsuz etkilerinin yanında, hafıza, dikkat, algı, koordinasyon ve konsantrasyonda azalma ve bozulmalara neden olduğu bilinmektedir.

Beyinde meydana gelen bu değişimler, kişisel, sosyal ve iş performansı açısından kötüye giden bir sürece işaret etmekte, bunu yanında çeşitli duygusal ve fiziksel etkileri de beraberinde getirmektedir. Birçok insan bu maddeyi daha kolay bir biçimde rahatlamak, sorunlarından kaçarak uzaklaşmak, sosyalleşmek, denemek ya da sadece eğlenmek amacıyla kullanmaktadır. Madalyonun diğer yüzünde ise  bu maddenin kullanımının, psikoz ve anksiyete bozukluğu gibi önemli mental rahatsızlıklara yol açabileceği gerçeği görülmektedir.

“Esrar, hafıza kaybına ve… hatırlayamadığım birçok diğer olumsuzluğa yol açar.”

– Woody Allen

İlaç Mı Uyuşturucu Mu?

Hint keneviri, 400’den fazla kimyasal madde içeren bir bitkidir. Bu 400 maddeden en az 60 adedinin kannabinoid olduğu bilinmektedir. En önemli 3 kannabinoid madde THC, CBD ve CBN’dir. Delta-9 tetrahydrocannabinol (THC), esrar maddesindeki beyni veya ruhu etkileyen (psikoaktif) temel madde olma özelliğini taşımaktadır. Bu madde bitkinin tomurcuklarında ve az miktarda da olsa yapraklarda bulunmaktadır.

Günümüzde, gelişen hasat teknikleri ve genetik seçim yöntemi ile % 2-5’ten %20’ye kadar yüksek seviyelerde THC içeren bitkiler elde edilebilmektedir.

Merdivende oturan tükenmiş bir genç

Psikoaktif etki, maddenin içilmesinden birkaç dakika sonra etkisini göstermeye başlar ve yaklaşık olarak 1-2 saat süresince bu etki devam eder. Ancak THC maddesi vücutta çok daha uzun süre kalır (kronik kullanım vak’alarında bir ay sonra bile bulunduğu tespit edilebilir).

Bu maddenin yan etkilerinden bazıları ise kısa süreli hafızada meydana gelen azalma, ağız kuruması, göz kızarması, algıda zayıflama, motor kabiliyetlerinde azalma ve iştah kaybı olarak sıralanabilir. Esrar kullanan bir kişi bu maddeye bağımlı hale gelebilir ve bu durumun sonucu olarak da farklı bazı mental ve fiziksel süreçlerden geçmek durumunda kalabilir.

Zehirlenme

Esrar maddesinin şiddetli etkileri oldukça değişkendir. Bu durum, alınan dozaja, THC içeriğine, THC / CBD oranına, süreci yönetim biçimine, kişiliğe, kişinin beklentilerine ve kişinin bunu hangi ortamda tükettiğine bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Esrarın genellikle iki yüzü bulunmaktadır. İlk olarak uyarı – coşku, neşe ve kendini iyi hissetme gibi belirtilerin olduğu – safhası görülebilir. Daha sonrasında ise sakinleşme hissi ağır basar. Bu safhada gevşeme ve uyuşukluk hali görülür. Özellikle maddeyi yoğun bir biçimde ya da yüksek dozlarda kullanan bazı kişilerde anksiyete bozukluğu, huzursuzluk, paranoya belirtileri ve / veya panik hali görülebilmektedir.

Bağımlılık

Bu madde, tüketimi yoğun bir biçimde istek uyandıran ve bu davranışın kontrolden çıkması (örnek olarak, daha az kullanmayı isteyip bunu başaramama durumu) ile bilinmektedir. Ayrıca bazı istekleri ve eylemleri yerine getirebilmek için maddeye ihtiyaç duyma (örnek olarak uyku) ya da maddeyi elde edip tüketmek için birtakım davranışlar sergileme gibi durumlar da ortaya çıkmaktadır. Kişi bu maddeyi içmediği zaman kendisini sürekli olarak endişeli hisseder, ruh hali değişkenlik gösterir ve uyku durumu olur. Eğer bu saydığımız belirtilerden herhangi birisi görülüyorsa, bağımlı olma durumu ile karşı karşıya olduğunuzu söyleyebiliriz.

Kaçınmak

Eğer tüketim oldukça yoğun bir hal alır ya da artık çok uzunca bir süredir kullanıma devam edilirse, özellikle düzenli kullanıcılarda artık bu maddeden uzaklaşmak gerektiğini işaret eden belirtiler şu şekilde sıralanabilir: çabuk öfkelenme hali, sinir ya da agresiflik, gerginlik ya da endişe, uykuya dalmada zorluk çekme, iştahın kaçması ve kilo kaybı, huzursuzluk, depresif bir ruh hali, karın bölgesinde sancı, spazm, titreme, terleme, ateş, üşüme ya da baş ağrısı. Bu tür belirtiler maddeyi yoğun bir biçimde kullanan kişilerin % 50’sinden, düzenli kullanıcıların ise %15’inden daha fazla bir kısmında görülmektedir.

Genetik Kırılganlık Piyangosu

Yukarıda belirttiğimiz sonuçların özel birer durum olduğunu düşünmek ve bu düşünceye inanmak oldukça yaygındır. “Böyle bir durum benim başıma gelmez, ben kendimi çok iyi hissediyorum” gibi bir cümle oldukça sık bir şekilde kurulur. Ancak uyuşturucu kullanımında genetik kırılganlık ya da hassasiyet çok daha önemli bir rol oynamaktadır. Genetik sebeplerden ötürü bağımlılık ve mental hastalıklara yakalanma riski normale göre çok daha yüksek olan insanlar bulunmaktadır.

Psikotik bozukluk

Bazı kişilerin, sinir sistemleri, genetik özellikleri, hayat tecrübeleri ve kişilik yapılarından kaynaklanan nedenlerden dolayı belirli mental rahatsızlıklara yakalanma ihtimali çok daha fazladır. Benzer şekilde, kişinin sahip olduğu ancak “uyku halinde” bulunan birtakım psikotik bozukluklar da uyuşturucu kullanımı ile bir anda ortaya çıkabilmektedir. 

Bir insanın bir sonraki esrar kullanımı sonrasında nasıl davranışlar sergileyeceğine dair kimse bize bir güvence veremez. Uyuşturucu kullanımı ve bunun sonuçlarına katlanmak herkesin kendi sorumluluğu altında bulunmaktadır. İnsan kimi zaman gözlerini bir bantla kapatıp bazı gerçekleri görmezden gelebilir. Ancak uyuşturucu kullanımının mental, duygusal ve fiziksel anlamda durumumuzu değiştirdiği inkar edilemez bir gerçektir. Her gün karşılaştığımız bu gerçekten kaçmamız ise pek mümkün değildir.

“Bilmediğim birtakım nedenlerden dolayı kırılgan olmadığım ve buna maddeye bağımlı hale gelmeyeceğime dair kendi kendime ikna olmuştum. Ancak bağımlılık pazarlık yapmadı ve yavaş yavaş içimde adeta bir sis bulutu gibi yayılıp genişledi.”

– Eric Clapton

Kötü Yolculuklar

Esrar kullanımının, “terapatik özellikleri” ya da “sağlık üzerindeki faydaları” gibi nedenler öne süren ve bu nedenlerle maddenin kullanımını savunan web siteleri, çeşitli yazılar ve dernekler bulmak mümkündür. Bu sayılan etkiler arasında ağrıyı dindirmede etkin olması ve rahatlatıcı etkisi en belirgin olarak kullanılan özellikler arasında bulunmaktadır.

Ayrıca bu maddenin normalleştirilmesi ve yasal hale gelmesini talep eden sosyal oluşumlar bulunmaktadır. Ancak bu maddenin herhangi bir şekilde tüketiminin yasak olduğu ve kullanımının kesinlikle istenmediğinin dikkate alınmasında fayda vardır. Yukarıda belirttiğimiz öne sürülen pozitif etkileri, yol açtığı patolojik sonuçlar ile karşılaştırıldığında bu maddenin tüketimini hiç de haklı göstermeyeceği açıktır.

Bu bitkinin olası yararlı etkilerinin bulunması ve kimi hastalarda klinik ve farmakoloji bağlamında terapatik bir seçenek olarak kullanılıyor olması – elbette dozajını ve yoğunluk oranını kontrollü ve dengeli bir biçimde tutarak – esrarın faydalı bir madde olduğu anlamına kesinlikle gelmemektedir.

Patolojik zehirlenme ya da “kötü yolculuk” olarak da bilinen durumun etkileri anksiyete bozukluğu, benliğini yitirme, gerçekle ilgisiz duygular algılama, yoğun bir panik duygusu, paranoya, motor kabiliyetlerinde bozuklukların ortaya çıkması, paralize olma ya da duyu-algı değişimleri yaşamak gibi çeşitli bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Esrar kullanımı ile bağlantılı bazı klinik bulgular ve bunların yol açtığı bozukluklar aşağıda sıralanmıştır:

  • Anksiyete (kaygı) bozukluğu: Maddenin tüketimi sonrası kaygı belirtilerinin ortaya çıkması ve/veya panik rahatsızlıkların görülmesi oldukça yaygındır.
  • Depresyon: Depresif bozuklukların gelişmesi ve intihar girişimlerinde bir artış riski söz konusudur.
  • Bipolar bozukluk: Madde kullanımı, psikotik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir, manik evreleri tetikleyebilir ve bunların nüksetme sayılarında artışa yol açabilir.
  • Amotivasyon sendromu: Enerji kaybı, isteksizlik, ilgisizlik ve bilişsel eksikliklerin yaşanmasına neden olabilir.
  • Bilişsel bozulma: Reaksiyon gösterme, algılama, hafıza, problem çözme, konsantrasyon, dikkat vb. kabiliyetlerin zayıflaması ve kaybı görülebilir.
  • Psikoz: Esrar kullanımının psikotik patlama yaşanması olasılığını iki katına çıkardığını gösteren çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Bu bağlamda, kısa süreli psikotik bozukluklar ortaya çıkabileceği gibi, daha uzun süreli ve kronik psikoz gelişiminin ortaya çıkma ihtimali de bulunmaktadır. Şizofreni gibi ciddi mental rahatsızlıklar yaşayan kişilerde esrar kullanımının ciddi bir biçimde yaygın olduğu gözlenmektedir.
  • Yeniden yaşama: Madde kullanılmadığı durumlarda bile, madde etkisi altında bulunulan zamanlarda bu tecrübeyi yeniden yaşama durumu görülebilir.
  • Bilinç kaybı: Madde kullanan kişilerde, yanılgı, sarsıntı, galeyana gelme, korku, derin uyku durumu, halüsinasyon görme ve bunlara benzer durumların yaşandığı geçiş süreci reaksiyonları görülebilir. Pek sık rastlanmasa da bu tür durumlar, yüksek dozlarda tüketimle bağlantılı olarak gelişebilmektedir.
  • Uyku üzerindeki etkileri: THC maddesi uykuyu tetikler ve uyku – uyanıklık düzeninin değişmesine neden olur.
  • Beslenme düzeni bağlamındaki etkileri: Seyrek ve zaman zaman kullanım durumunda iştah açılması durumu gözlenir. Ancak sürekli kullanım durumunda ise bunun tam tersi olarak iştahın kapanması ve yemek yeme konusunda isteksizlik durumu ortaya çıkabilir. Buna ek olarak, maddenin kullanımı vücudun yağ biriktirmesine de neden olabilir.
Anksiyete bozukluğu olan adam

Uyuşturucu kullanımı sonrasında kişiyi nelerin beklediğini tahmin etmemiz pek mümkün değildir. Bu bağlamda, mental bozukluklar ortaya çıkabileceği gibi deri dönüşü olmayan çok ciddi sorunlarla karşılaşılması ihtimali de bulunmaktadır. Uyuşturucu maddeler, zincirleme yıkıcı etkileri bulunan en büyük zararlı maddeler olarak kabul edilmektedir. Bu maddeler, kendinize gereken değeri vermediğiniz bir anda sizi etkilemeye başlar; daha sonrasında ise tüm sevdiklerinizle birlikte sizi uçuruma sürükleyerek sona erer.

“Her bağımlılık, aslında karşı karşıya kaldığınız acı ile yüzleşmeyi ve bu durumdan kurtulmayı şuursuz bir biçimde reddetmekle başlar.”

– Eckhart Tolle