Bazen En İyi İnsanlar Siz Hiç Bakmazken Gelir

04 Şubat, 2018

Bazen, en iyi insanlar durduk yere hatta biz hiç aramazken ortaya çıkarlar. Onlar üzüntü günlerimizin bahçesinde çiçek dikmeye gelirler, gülümsemelerimizin yankıları, güvenimizin mıknatısları olmak, duygularımız ve tutkularımız için oradadırlar. Hiçbir çelişki, baskı ya da dışsal sebep olmaksızın asla sönmeyen o deniz feneridirler…

Nöropsikologlar sıklıkla bize beynimizin sosyal açıdan davranışı yürütmek üzere programlandığını hatırlatır. Sonuç olarak fedakarlık, diğer insanlara yardım etme veya destek sağlama gibi eylemler genetik olarak anlamlı ve önemli olduğunu düşündüğümüz gerçeklerdir; çünkü bunlar türün hayatta kalacağını garanti altına almaktadır.

“Büyük bir kalbi, hiçbir nankörlük kapatamaz, hiçbir kayıtsızlık onu yoramaz.”

Leo Tolstoy


Ancak, burada muhtemelen insanlığın en büyük ironisi devreye girer, bazen kendi insan dostlarımıza bile gerçek yırtıcılar gibi davranıyoruz. Sadece günlük haberlerde ön sayfalarda çıkan aşırı davranışlardan bahsetmekle kalmıyor, çoğunlukla bir noktada hepimizin yaşadığı ve şu klasiği üreten çok yaygın eylemlerden bahsediyoruz: “Senin mutlu olmanı isterim, ama benden daha fazla değil. “

Bazen fedakarlıkta gizli sebepler vardır, bunun farkındayız. Bazen insanlar bizi hayal kırıklığına uğratır. Bunu da biliyoruz. Belki zaman bizi değiştirdiği için ya da maskelerimiz yavaş yavaş düştüğünden ve bizleri bu kadar çok zekice hissettiren bu zırhın arkasında aslında boşluk, çeşitli kısıtlamalar ve dipsiz egoizmden başka bir şey olmadığını keşfediyoruz.

Her şeye rağmen, zengin ve karmaşık toplumsal faunalarımız arasında, sadece zora girmeye değil, mutluluğa da değen insanlar vardır. Onları bulmak her zaman şansa dayalı bir sanattır, ancak aynı zamanda ele alınması gereken birkaç yönü de içerir…

En iyi insanlar oradadır, sadece onları nasıl fark edeceğinizi öğrenmelisiniz

Hayatımızı geliştirebilecek bu erkek ve kadının nitelikleri nelerdir? Gerçekte, iyi insanlar böyle midir? Günlük yaşantımızda, “İş arkadaşım kötü bir kişi.” veya “Ablam gerçekten iyi bir insan.” ifadesine başvurmanın yaygın olduğunu biliyoruz. Bu tür aşırı derecede indirgeyici tanımlar her zaman yeterli değildir, çünkü insan doğası bu mutlak şartlardan çok daha karmaşıktır.

Çoğumuz, bazen az ya da çok doğru hareket edebileceğimiz bir spektrumda gidip geliriz. İnsanların istediği gibi davranmadığımız ya da bizi bekledikleri gibi olmadığımız için hızlı bir şekilde “kötü insanlar” olarak yargılanabiliriz. Ancak şunu da aklınızdan çıkarmayın, sonuçta hepimizin aklında olan iyilik idealini temsil eden ve bu en asil profilleri tanımlayabilen bir dizi kilit faktör veya boyut vardır.

İyi olmak demek, her şeyden önce benmerkezciliğin eksik olması demektir. Bu, diğer insanlarla özdeşleşmek, merhamet etmek, önyargısız davranmak ve güven, duyarlı bir destek ve gerçek yakınlığı sağlayan empatiye sahip olmak anlamına geliyor. Böylece, iyi kişi, basit görünüşlerin ötesine geçip, yüzeyin derinine bakabilir.

merdivende insanlar

Öte yandan, ihmal edemeyeceğimiz, daha az önemli olmayan bir faktör vardır: bu sihirli insanlar, yalnızca alıcı olduğumuzda hayatlarımıza gelirler. Eğer onları fark edersek, etkilerini, sanatlarını ve bağlantı için normal uygunluklarını takdir edersek bunu yapacaklardır. Sosyal davranış uzmanları, iyi olanlardan çok kötü niteliklere daha fazla önem verdiğimiz bir noktaya geldiğimizi ortaya çıkarmışlardır.

Bu olumsuz eğim bazen kendi rahatsızlığımız, kendi hayal kırıklığımız, başarısızlık ya da hayal kırıklığı yaratan ilişkilerimizin hatırlanmasıyla ortaya çıkar. Şüpheci oluruz ve bakışlarımızın üzerinde şüphe yüzüp yüreğimize daldığında, hayatımıza gerçekten dahil etmeye değer olan bu varlıkların sıcak ışığını ortaya çıkarmak çok zor olur.

yolda elele çocuklar

Arkadaşlar hayatınızı sadece daha keyifli ve renkli yapmaz. Ayrıca sağlığınız ve refahınız için belirleyici bir rol oynarlar.

Çabaya (ve mutluluğa) değen insanları fark etmek için ipuçları

Hepimiz, günlük yaşamlarımızda, çevremizdeki insanları hızlıca okuruz. Ünlü bir nöropsikolog ve “mutluluk biliminden” tecrübeli bir araştırmacı olan doktor Rick Hanson, diğer insanlarla daha derinden bağlantı kurabilmek için nasıl bir yol izlediğini açıklar ve bu şekilde birçok insanın asil içini anlamak için ara vermek, ritmimizi yavaşlatmak ve en özel insanların sahip oldukları olumlu niyetleri ve gerçek empatileri okumamız gerekir.

“Daha iyi ve asil bir insan olmak, başkalarındaki kötülüğü görmekten daha fazla çaba gerektirir.”

– Cicero

Devam edersek, size bu okumada size yardımcı olacak bazı basit anahtarlar vereceğiz:

  • Sözsüz dil. Genelde empatiyi yüzden tanırız, sadece bakmakla kalmayıp aynı zamanda gözlemleyen, dikkat eden ve bizi rahat, güvenli ve değerli hissettirerek nasıl bağlanacağını bilmektir.
  • İkinci unsur kesinlikle kendi sezgilerinizdir. İç sesimiz, keşfetme yolunda her zaman bizi yönlendirmesi gereken şeydir. Kişiliğimizin özünü, geçmiş deneyimlerimizin bilgisini ve başkalarından kaçınırken bazı insanlarla bağlantı kurmaya davet eden altıncı hissi içerir. İç sesinizi dinlemekten korkmayın.
  • Duygusal enerji. Bu boyut yoğun olduğu kadar gariptir, ama öyle olsa bile, onu içimizde tanımlamak ve analiz etmek gerekir. Ses tonuyla, bakışıyla, gülümsemesiyle ve kendisiyle iletişim kurduğu şekilde içimizde belirli bir duygusal yük üreten insanlar vadır…

Bazı insanların bizim içimizde ürettikleri bu his veya duygusal enerji, dikkat etmemiz ve çözmeniz gereken bir şeydir. (Beni rahat hissettiriyor mu? Bana barış ve uyum sunuyor mu? Gerçekten ona güvenebilir miyim?) Bazen bu bağlantı o an gerçekleşir. Bazen farklı, daha yavaş, daha kasıtlı fakat aynı derecede yoğun bir ritm vardır. Her gün keşfettiğimiz ve içe dönük kişiliklerde bulduğumuz ilginç bir hazine gibidir.

Her neyse, hayatımızı daha güzel, ilginç ve özel yapan bu özel insanlar hepimizin hak ettiği hediyelerdir. Her şeyden de öte bunlara bakmakla, önem vermekle yükümlüyüz. Öyleyse bunu yapalım, günlük yaşamlarımızı aydınlatan bu özel insanlara her zaman en iyi bizi verelim.