Ayna Nöronlar ve Empati: Bağlantı Mekanizmaları Mucizesi

· Mart 9, 2018

Ayna nöronlar ve empati sinir bilim alanındaki en muhteşem süreçlerden biri arasındadır. Bu süreçler, başkalarının duygularını fark ederek empati içinde bir cevap vermemize olanak sağlar.

Sosyal bir arka planı olan mekanizmalar da vardır ve bunları kullanmak, günlük ilişkilerimizi önemli bir ölçüde etkiler.

Bir an için bir tiyatroda oturmakta olduğunuzu hayal edin. Şimdi bir de tam karşınızda performans sergileyen aktörleri, beden hareketleri ve jestler yaptıklarını canlandırın gözünüzde. Her kelimeyi mükemmel bir şekilde telaffuz ediyor ve sonsuz sayıda duyguları yansıtıyorlar…

“Bir başkasının gözleriyle görmek, başka birinin kulaklarıyla işitmek, bir başkasının kalbiyle hissetmek.”

– Alfred Adler

Empati ile bir dizi duygu yaşamak için biyolojik bir temele sahip değilsek oyun mantıklı olmayacaktır. O temel olmadan yaşamın “tiyatrosunun” hiçbir önemi yoktur. Aksi hâlde boş nesneler olurduk, dil ve konuşma becerisini bile geliştirememiş bir hominidler medeniyetinden ibaret olurduk.

Bu nedenle, ayna nöronların ve empatinin sinir bilim, psikoloji, antropoloji, pedagoji ve sanat alanlarında ilgi uyandırmaya devam ettiğine şaşırmamalıyız.

İç mekan mimarimizi, o muhteşem mekanizmaları  biraz daha iyi anlamak için onlarca yıldır çalışmaktayız. Ve hala her şeyi bilmiyoruz.

nöronlar

Ayna nöronlar ve empati, sinir bilimin en büyük keşifleri

Pek çok bilim adamı ve psikolog, biyoloji için DNA’nın keşfi ne ise  psikoloji alanı için de ayna nöronların o olduğunu söyleyecektir. 

Ayna nöronları ve empati hakkında daha fazla şey bilmenin birbirimizi biraz daha iyi tanımamıza yardımcı olduğu doğrudur. Bununla birlikte, bu süreçlerin bizi insanın yapan tek şey olduğunu söylemek hatasına da düşmemeliyiz.

Bugün olduğumuz şey, sayısız süreçlerin hepsinin güçlerini birleştirmesinin bir sonucudur. Empati, sosyal ve kültürel evrimimizi kolaylaştırdı, ancak tek belirleyici faktör değildi.

Sinir bilim alanları söz konusu olduğunda hâlâ bir kenara atmamız gereken bazı efsanelerin bulunduğunu açıkça söylememiz gerek. Örneğin, kadınların erkeklerden daha fazla ayna nörona sahip olduğu doğru değil. Her iki cinsiyette de, nöronlarımızın yaklaşık% 20’si bu türdendir.

“Ancak onları kendi içimizde hissettiğiniz takdirde anlayabilirsiniz insanları.”

– John Steinbeck

Ayrıca otizm spektrumu bozuklukları yaşayan kişilerin işlevsiz ayna nöronları olduğu iddiasını destekleyen kesin çalışmalar yok. Bu kişiler empati duygusundan tamamen yoksun da değiller.

Aslında asıl sorun bilişseldir. Özellikle de kişinin bilgi çıkarımı yapma, sembolik analiz yapma ve uyarıcıyla uyumlu bir davranış yürütme eylemlerini gerçekleştirdiği “zihin teorisinde” bu durum geçerlidir.

Bu süreçleri biraz daha iyi anlayabilmek için bilimin bize ayna nöronlar ve empati konusunda söylediklerine yakından bakmaya çalışalım.

yapboz kafa ağaçlar

Hareketlerimiz ile ayna nöronlar ve empatiyle ilişkisi

Bu veriler iyi bilinmemektedir ve bunu akılda tutmamız önemlidir. Empati hareketler olmadan, hareketlerimiz, jest ve duruşlarımız olmadan var olamazdı.

Düşündüğümüzün aksine, ayna nöronları belirli bir nöron türü değildir. Aslında bunlar, hareketle ilgili piramit sistemi hücreleridir.

Bununla birlikte, onlar benzersizdir çünkü sadece kendi hareketimizle değil, başkalarının hareketlerini gözlemlediğimiz zaman da harekete geçirilirler.

İtalyan nörofizyolog ve Parma Üniversitesi’nde profesör olan Dr. Giacomo Rizzolatti işte bunu keşfetmişti. 1990’lı yıllarda Rizzolaatti, maymunların motor hareketlerini incelemekteydi.

Aynı ya da bir başka türün bir üyesinin yaptıklarına nöron seviyesinde bir dizi tepki verilmesi , profesörü çok şaşırtmıştı.

Bu piramitsel nöronlar ya da ayna nöronlar, aşağı frontal kıvrımlarda ve alt parietal kortekste bulunmaktadır. Pek çok türde mevcuttur bu nöronlar, yalnızca insanlarda değil. Ayrıca maymunlar ile kediler ve köpekler gibi hayvanlar, birbirleri ve bizimle “empati kurabilirler”.

Ayna nöronlar ve evrimimizle ilgisi

Bir az önce ayna nöronlarının ve empati sisteminin, bir an da bilincimizi aydınlatarak evrilmemize olanak sağlayan bir sihirli değnek olmadığını belirttik.

Aslında sembolik bilincimizi geliştiren el-göz koordinasyonu gibi sonsuz harikaların bir devamı niteliğindeydi. Aynı zamanda gelişkin dil ve konuşma becerisini mümkün kılan kafatası ve boyun yapılarında niteliksel bir sıçrayıştı.

Tüm bu inanılmaz işlemler arasında ayna nöronları tarafından gerçekleştirilen süreçler var. Bazı jestleri anlama ve yorumlama, bir dizi anlam ve kelimeyle ilişkilendirmek kabiliyetimizde olur bunlar. Bu şekilde, grubun toplumsal kaynaşmasını kolaylaştırmışlardır.

bağlı kalpli dal melek insanlar

Empati, ilişkiler için temel bir bilişsel süreç

Ayna nöronlar çevremizdeki kişilerle empati kurmamıza yardımcı olur. Bunlar bizi birleştiren bir köprü görevi görür. Buna karışılık üç çok temel süreci yaşamamıza da olanak sağlar.

  • Karşımızdaki insanın ne hissettiği ya da yaşadığını bilebilmek ve anlayabilmek (bilişsel unsur).
  • O kişinin hissettiği “duygular” (duygusal unsur).
  • Son olarak, kesinlikle daha fazla karmaşıklık ve duyarlılık gerektiren bir cevap verilir burada. Merhametle cevap verebiliriz. Bu da bir grupta ilerlemek için ihtiyaç duyduğumuz sosyal davranışları şekillendirir.

Öte yandan, Yale Üniversitesi’nde psikolog olan Paul Bloom tarafından önerilen ilginç bir fikir var. Makalelerinin pek çoğu tartışmalı, çünkü empatinin şu anda bize hiç hizmet etmediği fikrini savunuyor. Bu çarpıcı ifadenin ardında bariz bir gerçeklik gizli.

Başkalarının neler hissettiğini hepimizin hissedebildiği, görebildiği  ve algılayabildiğimiz bir noktaya ulaştık. Televizyonda bile. Bununla birlikte, buna öyle alıştık ki artık kayıtsız kalıyoruz.

Başkalarının acısını normalleştirdik. Böylelikle kendi küçük dünyalarımıza öylesine dalmış durumdayız ki, içinde yaşadığımız balondan kurtulamıyoruz. Bu nedenle Profesör Singer, bizi “etkili ve aktif  yardımseverler” olmaya çağırıyor.

Ayna nöronları ve empati beynimizin standart programlamasını oluşturur . Bir bilgisayar için hazırlanmış bir işletim sistemi gibidir. Bilgisayarla birlikte gelir, ancak potansiyelinden tam olarak yararlanarak onu etkili bir şekilde nasıl kullanacağınızı öğrenmemiz gerekir.

zihinden zihne

Ayna nöronlar ve empati: bütün bunları pratikte nasıl uygularız?

Bu nedenle başkalarına bakmayı ve ön yargılarımızı geride bırakmayı öğrenmeliyiz. Aslında kendimizi sadece “başkalarının hissettiklerini hissetmeye” kısıtlamak, asıl hedefimiz değildir.

Kendi gerçekliğimizi korurken onların gerçekliğini de kavramalıyız. Ancak bu şekilde onlara etkili bir biçimde yarım edebilir ve destek olabiliriz.

Sonuçta, eylem olmadan hissetmek yararsızdır. Dolayısıyla bir tür olarak bu noktaya geldiysek,  bunun nedeni kesinlikle önleyici tedbirler alarak davranmış olmamızdır. Çünkü sosyal grubumuzun her üyesine, grup olarak yalnız olduğumuz zamanlara göre daha fazla ilerlediğimizi göz önüne alarak ilgi gösterdik.

İşte bu nedenle, ayna nöronlarının ve empatinin asıl amacını hatırlayın: çevremizle olan bağlantımızı, özümüzü ve sosyalleşme becerimizi teşvik etmek.