Aşk Bir Güç Savaşı Değil Anlama Çabasıdır

· Ekim 29, 2017

Aşk sadece sevdiğinin üzerine titremek değil, aynı zamanda anlayış değerlerinin de üstündedir. Bu anlayış, iletişim demektir ve psikolojik destek arayan çiftlerin çoğunda bunun eksikliği görülür. Bir çift arasındaki iletişimin seviyesi sadece ilişkinin kalitesini belirlemek ile kalmaz, aynı zamanda hayat kalitemizin de önemli bir kısmını oluşturur.

Gezegenimiz, ortak bir noktada buluşma dürtüsünü kaybetmiş ve kendilerini küçük düşürücü ve olumsuz davranışlar döngüsünde bulan çiftlerle dolu. Bu sorunlar, bireyin, sevdiği kişi ile ilgili canını sıkan durumlara ve bunu nasıl değiştireceklerine dair aşırı seviyede kafa yormasına neden olur. İlişkilerini bozan sorunları çözmek yerine, eşlerinin karakterlerini şekillendirmeye bakarlar.

Bir ilişkinin en büyük düşmanlarından biri de, eğer eşimizin bizi sevdiğinden eminsek, o zaman biz daha leb demeden bizim ne istediğimiz neye ihtiyaç duyduğumuzu anlamak zorunda olduğu kanısıdır. Ortada sadece iyi bir iletişim tabanı olmadığı için bugün yaşadığımız sorunları bir düşünün.

birbirine demir atan parmaklar

Eşimiz ne bizim gibi davranır ne de böyle bir zorunluluğu vardır. Neyi neden yaptığını tam olarak anlayamadan sinirlenmek ya da sürekli değiştirmeye çalışmak bir hatadır. İlişki de belli bir yakınlık olması gerekirken, her konuda hem fikir olmak zorunda değiliz. Bunu bilmek, ilişki içerisinde birbirimize karşı daha toleranslı ve adil olmamızı sağlayacaktır.

“Sadece başkalarını severek ve anlayarak, hepimizin aradığı huzuru ve mutluluğu kendimizde bulabiliriz.”

– 14. Dalai Lama

Eşinizi anlayabilmek için önce kendi düşüncelerinizi bir sıraya koymanız gerekir

Eşimiz ile kavga ederken, negatif konulara odaklanıp, kendimizi kaybederiz. Daha kendimize neler olduğunu anlayamadan, eşimiz ile yaşadığımız bir sorun üzerinde anlaşmaya varmak zordur.

Her gün kendi davranışlarımız üzerinde biraz düşünerek, gerçekten sahip olduğumuz karakteri anlamak için hayati bir adım atmış oluruz. Kendi davranışlarımıza objektif bir pencereden bakmak, başkalarını daha net anlamamıza yardımcı olabilir. Gerçekte kim olduğumuzu bilmek, zayıf ve güçlü yönlerimiz hakkında daha doğru bir perspektife sahip olmamıza temel hazırlayacaktır.

Tepkilerimizi neyin tetiklediği öğrenmek, kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Kendimizi daha iyi tanımaya başlamak, eşimizi başka bir bakış açısıyla anlamak ve kendileriyle daha fazla ortak noktada buluşabilmemiz açısından ilginç bir başlangıç ​​noktası olabilir.

birbirlerine sırtlarını dönmüş bir çift

“Başkalarının bizde uyandırdığı olumsuz duyguların hepsi, kendimizi anlamamıza yardımcı olabilir.”

– Carl Jung

Gerçek aşk anlayıştan doğar

İlişkiler, özellikle de sevdiğiniz insanın davranışında, karakterinde ve özelliklerinde yeterli tolerans olmaz ve beklentiler karşılanmaz ise bir tehdit haline dönüşebilir. İlişki olgunlaştıkça, bireylerin birbirlerine daha hoşgörülü ile karşılamayı öğrenmesi, birbirlerini olduğu gibi kabul etmeleri normaldir. Ancak, bu her zaman böyle olmaz.

Bir ilişki içerisinde egemenlik kurma, mal mülk kavgası verme ve kıskançlık gibi durumlar önem kazanmaya başlarsa, ilişkinin sahibi egoizm olmuş demektir. Bunun yerine, hoşgörü ve anlayış bir ilişkide öncelik kazanmış ise, o zaman diğer tüm duyguların temelinde aşkı hissetmek mümkün olacaktır. Bu aşk, sevdiğiniz insanı dinleme, ona özgürlük sağlama ve paylaşma arzusu ile beslenen bir sevgi halini alır.

başını sevgilisin omzuna yaslamış kadın ve sevgilisi bankta oturuyor

Dinlemeye ve sevdiğimiz insanı anlamaya çaba harcadığımız zaman, bir çift olarak ortaya çıkan herhangi bir problemle yüzleşebilmemiz için, bireyselliğimizi geride bırakırız. Gerçek sevgi, sevdiği insanın kişilik ve kimliğine saygı duyduğumuz zaman bize doğru yolu gösterecektir.

Eşimizin nasıl hissettiğini anlayabildiğimiz zaman, bu anlayış onlarla kurduğumuz iletişimin temelini oluşturacaktır. Aşkın kendini kaybetme ya da bir savaş durumu olmadığını anlayın.

“Dünyanın yarısı, diğer yarısının zevklerini anlayamaz.”

– Jane Austen