Ahlaki Kopukluk ve Kendini Bağışlama

16 Kasım, 2020
Başkasına istemediğiniz bir şekilde davrandıysanız ve onunla barışmak istiyorsanız, kendinizi affetmek ilk yapmanız gereken kilit nokta. Eylemleriniz için sorumluluğunuzu kabul etmenin ve hasarı olabildiğince onarmanın başka yolu yok.

Kendinizi affetmek karmaşık bir süreç olabilir. Bu bağışlama seviyesi, hem bireysel hem de sosyal düzeyde, özellikle yüksek düzeyde çatışma olan bölgelerde veya savaş sırasında yaşıyor olabileceğiniz durumla oldukça alakalı bir kavramı ifade ediyor. Kendinizi affetmezseniz, eksiksiz anlamda bir duygu dünyasını sürdürmek ve potansiyelinizi gerçekleştirmek için neredeyse aşılmaz bir engel yaratırsınız. Ancak, “ahlaki kopukluk” olarak bilinen bir mekanizma nedeniyle, bunu söylemek kolay ama yapmak oldukça zor.

Ahlaki kopukluk, bilincinizin üzerinde bir tür perde görevi görüyor. Bu özellik, bir zamanlar ahlaksız olduğunu düşündüğünüz bir şeyi aniden kabul edilebilir gösteriyor. Bu, vahşetin kapılarını az ya da çok açabilen bir tür kendini aldatma şekli. Ayrıca, bu durum, kendini affetmeyi de imkansız hale getiriyor.

“Hepimiz affedilmeyi hak etmiyor muyuz? Umarım ediyoruzdur; ettiğimize inanıyorum. Bağışlama, bağışlanan kişi kadar, onu bahşeden kişinin karakteri hakkında da çok şey söyler. Affetmeyi öğrenmek, insan eylemlerinin en zoru ve tanrısallığa en yakın şey olabilir.”

– Justin Cronin

Ahlaki kopukluk, insanın doğduğundaki haline dayanıyor

Ahlaki kopukluk

Aslında, doğduğunuz zaman, bir ahlak anlayışına sahip olarak, veya bir dizi etik ilkenin etkisi altında doğmuyorsunuz. Bu özellikleri zamanla geliştirirsiniz ve bunlar mutlaka içinde yaşadığınız topluma göre değişecektir. Büyüdükçe, deneyimlerinizden öğrendiğiniz değerlerin rehberliğinde, içerisine düşmekte olduğunuz durumlara yanıt vermenize olanak tanıyan ilkeler ve davranış standartları kazanırsınız. Bu ilkeler, kolektif ve bireysel refahı korumanın bir yolu olarak işlev görürler.

Ancak bu tür değer sistemleri ve etik ilkeler kalıcı olamazlar. Bu ilkeler, belirli koşullar altında askıya alınabiliyorlar. Örneğin, savaş zamanlarında, normal şartlar altında yanlış, günah ve yasadışı kabul edilse bile, bir başkasının canının alınmasına izin verilir.

Hakim değerler sisteminden bu şekilde bir kopma, ahlaki kopukluk denen duruma yol açar. Savaş örneğini tekrar kullanırsak, birini öldürmek ya da aldatmak ahlaki açıdan yanlış olmaktan çıkar. Bu özel durumlarda, önceden sahip olunan ahlaki ve etik standartlar geçerli değildir.

Ahlaki kopukluk mekanizmaları

Araştırmalar, ahlaki kopukluğun dört şekilde tetiklendiğini gösteriyor. Bu tetikleme mekanizmalarının hepsi bir perspektif değişikliğiyle ilgili ve normalde kesinlikle hoş görülemeyecek davranışları haklı çıkarıyorlar. Ahlaki kopukluğun dört mekanizması olarak şunları sıralayabiliriz:

  • Sorumluluk dağılımı. Bu, bir kişinin ahlaki açıdan kınanacak eylemi bir grup insan tarafından desteklendiğinde ortaya çıkar. Başkalarının da bunu yapıyor olması, bireysel sorumluluğu zayıflatır.
  • Sorumluluk aktarımı. Bu, birisi eylemlerinin sorumluluğunu başka bir kişiye verdiğinde gerçekleşir. Sadece emirlere uyma, cezadan kaçınmak için bu hareketi yapma ve başkalarının onlara söylediklerine güvenme gibi sebepleri olabilir.
  • Sonuçları en aza indirmek. Eylemlerinizi gerekçelendirmenin bir yolunu arıyorsanız, neden olduğunuz hasarı küçümseyerek de bunu yapabilirsiniz.
  • Kurbanı kötülemek. Bu konsept hepimize, özellikle daha büyük ölçekte, çok tanıdık geliyor. Kişiler veya gruplar, hak ettiğini iddia ederek, bir başka kişide neden oldukları zararı haklı çıkarırlar.

Kendini affetme

Peki, ahlaki kopukluk neden kendini affetmekle ilgili bir durum? Başlangıç olarak, hata veya ahlaksız bir eylem olarak tanınmayan bir şeyi affetmek imkansızdır diyebiliriz. Kendinizi affetmek istiyorsanız, önce yaptığınız şeyi gerekçelendirmeyi veya küçültmeyi bırakmalısınız. Aksi takdirde, bunu yapmanız imkansız olacaktır.

Bu önemli bir nokta, çünkü saldırgan biri, er ya da geç, geçici olarak bir kenara bıraktığı değerler sistemine ve etik ilkelere geri dönmek zorunda kalacaktır. Örneğin askerler bir savaştan eve döndüğünde olan budur. Ahlaki kopukluklarıyla yüzleşmekle karşı karşıya kaldıklarında, bir tür boşluk ortaya çıkacaktır.

Bu boşlukla başa çıkmanın farklı yolları var. Gerçekleri inkar etmek veya olaylara katkınızı gizlemek veya olanlara alaycı bir bakış açısı getirmek. Buna ek olarak, kendini sert bir şekilde cezalandırmaya yol açan ezici bir pişmanlık duygusu da hissedebilirsiniz.

Kendini bağışlayan insan geleceğe daha kolay gidebiliyor

Affetmek, yolunuza devam etmenizi sağlar

Bazı çatışmalardan sonra, ahlaki kopukluk normal şekilde fonksiyon göstermeyi imkansız hale getirebilir. Burada, zihinsel sağlığınız için en iyi şey, kendi kendini affetmeyi kolaylaştıran ve hatalarınızı telafi etmenize izin veren koşullar yaratmak olacaktır.

Bunu yapmazsanız, ya sahtekâr olacaksınız ya da suçluluk duygusuyla tamamen felç olacaksınız. Ancak her ikisi de içerisinde bulunduğunuz sorunu çözemeyecektir. Her iki yola gitmek de durumu daha da kötüleştirecektir ve bunun duygusal anlamdaki maliyeti de çok yüksek olacaktır.

Kendini affetme, mazeret göstermeksizin eylemlerinizin sorumluluğunu aldığınızda başlar. Bunu yaptığınızda, sadece sembolik olsa bile hasarı bir şekilde tamir etme zamanı gelmiş olacaktır. Af dilemek, iyileşmenin bir başka önemli parçası. Geçmişle barışmanın ve ilerlemenin tek yolu bu süreçten geçmek.

Prieto-Ursúa, M., & Echegoyen, I. (2015). ¿Perdón a uno mismo, autoaceptación o restauración intrapersonal? Cuestiones abiertas en Psicología del perdón. Papeles del psicólogo, 36(3), 230-237.