Acı Hatıralara Zihinsel Engeller Koymak

Aralık 25, 2019
Acı çekmekten korkarak yaşanmışlıkları ve tecrübeleri unutmaya çalışmak ya da engellemek, gerçeklerden kaçmanın bir yoludur. Ancak bu davranış şekli aynı zamanda yine çok korktuğumuz anksiyete sorunu besler. Bu yazımızda, yaşadıklarımızla başa çıkma konusunda iyi ve kötü stratejilere ve bu tecrübelerin nasıl anılarda kalabileceğine değiniyoruz.

Yaşadıklarımıza zihinsel engeller koymak ve bazı acı hatıraların etrafını bariyerlerle çevirmek, bu tür tecrübelerden kaynaklanan rahatsızlıklardan uzaklaşmak için genellikle tercih ettiğimiz yöntemlerden biridir. Modern insanın zihni zaman içerisinde evrilmiş ve bu zihin, kendimizi iyi hissetmekten çok tehlikelerden kurtulma konusunda bize yardım etmeye odaklı bir hale gelmiştir.

Yüz bin yıl önce insanların temel ihtiyacı yiyecek, barınak ve çoğalma yetisinin devam etmesiydi. Elbette bunların hiçbiri hayatta kalamazsa bir anlam ifade etmeyecek detaylardı. Bu nedenle beynimizin ilk önceliği bize nelerin zarar verebileceğini değerlendirmek ve bunlardan uzaklaşmak için çeşitli stratejiler geliştirmek olmuştur.

Psikolojide bu durum, olumsuz pekiştirme olarak adlandırılmaktadır. Bu kavram, hoşa gitmeyen ya da tehlikeli sonuçları bulunan durumlardan kaçınmanın beynimizde yer alan bir davranış şekli olduğunu açıklamaktadır.

Üzgün kadın balkonda oturuyor

Korkudan Sürekli Olarak Kaçıyoruz

Risk almayan ya acı çeker ya da kaybeder. Yani kazanmak son derece zordur. Böylece insanlar, kaçınılmaz korkularından uzaklaşabilmek için durgunlaşır, şartlara uyum sağlar ve adapte olur. Örnek olarak, acı çekme korkusuyla yaşamış olduğumuz tecrübeleri engellemeye daha fazla eğilimli oluruz. Ancak bu noktada, aslında saklamaya çalıştığımız korkular ortaya çıkmak için alternatif yollar bulmaya çalışacaktır.

Diğer yandan bu durum korkuları reddettiğimiz anlamına da gelmemektedir. Karşımıza çıkan tehditleri tanımlamak ve bunlara karşılık vermek için temel bir duygudur. En temelden başlamamız gerekirse, eğer güzel ve dolu bir hayat yaşamak istiyorsak korkunun da yaşamamız gereken duygular arasında bulunduğunu kabul etmemiz gerekir.

Bu bağlamda en yaygın olarak yaşanan korku, acı korkusudur. Acı korkusundan uzak durmak için buna neden olabilecek durumlardan uzaklaşmaya çalışır ve zihinsel engeller koyarız. Fakat zihnimiz, hayal ettiklerimiz ile gerçekte var olanlar ve yaşananlar arasında ayrım yapma konusunda her zaman başarılı olamayabilir. Diğer taraftan, bilişsel eğitimle bu konuda ilerleme sağlayabileceğimizin de altını çizmemiz gerekir.

“Korku sınırlarını geçmek için istek pasaportuna ihtiyaç duyarız.”

– Raquel Beck

Yaşananları Engelleme ve Kontrol Yanılsaması

Russ Harris, Happiness Trap adlı kitabında, kabul etme ve bağlılık terapisi çerçevesinde duygularımızı nasıl kontrol altında tutabileceğimizi ve bu süreçte aynı zamanda bir kontrol yanılsaması içine nasıl düşebileceğimizi açıklamaktadır. Düşünceler, duygular ve fiziksel hisler aslında bizim düşündüğümüzden çok daha az güce sahiptir.

Bazı insanlar, rahatsızlığa yol açan tecrübelerini zihinsel engeller koyarak aşmaya çalışırlar. Çünkü bu tecrübeler, acılı anılarının yeniden canlanmasına ve bunun sonucunda ciddi biçimde anksiyete problemine yol açma potansiyeline sahiptir. Ancak bu çözüm yolu, etkili bir mücadeleden çok sökükler için yama yapmak ya da yara bandı tedavisinden öteye gitmeyecektir. İnkar etmek gibi yöntemler bizi belki her ihtiyacımız olduğunda kurtarabilir. Ancak daha sistematik ve istikrarlı bir strateji geliştirmek, uzun dönemde bu tür acılara ve uzaklaşmak istediğimiz sorunlara karşı adeta bir sigorta görevi görecektir.

“Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur, içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.”

– Carl Gustav Jung

Doğal Kontrol Stratejileri

Bir yanda kaçış stratejileri olarak adlandırdığımız ve belirli bazı özel konulardan kaçmamıza ve kendimizi korumamıza yarayan çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Bu stratejileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Bizde hoş olmayan düşünceler ya da hisler uyandıran durumlardan ya da aktivitelerden korunmak ya da kaçmak.
  • Düşüncelerimizden ve duygularımızdan uzaklaşmak için dikkatimizi dağıtmak, bu dikkati başka noktalar üzerinde odaklamak. Örnek olarak, eğer sıkkın ya da endişeli bir durumdaysak, dondurma yiyerek ya da alışveriş yaparak bu sıkıntıdan kurtulmaya çalışırız. Benzer şekilde, eğer gireceğimiz bir sınav canımızı sıkıyorsa, öğleden sonra televizyon izleyerek bu stresli süreci aşmaya çabalarız.
  • Duygularımızı ya da düşüncelerimizi unutarak bunlardan sıyrılmak için kendimizden kopmak ya da konuya olan duyarlığımızı azaltmak. Bu bağlamda, hemen her durumda bazı ilaçlar kullanarak ya da alkole başvurarak bu durumun üstesinden gelmeye çalışmak sık karşılaşılan durumlardır.

Diğer taraftan karşı karşıya kaldığımız özel konularla savaşmak ve bunların üstesinden gelmek için savaşma stratejileri bulunmaktadır. Savaşma stratejileri ise şu şekilde sıralanabilir:

  • İstenmeyen duygu ve düşünceleri doğrudan bastırmak. Bu durum, hoşumuza gitmeyen düşünceler beynimizi sardığında bunları zihnimizden zorla uzaklaştırmak ya da daha derinlere bastırmak şeklinde olabilir.
  • Kendi düşüncelerimizle tartışıp bunları mantıklı hale getirmeye çalışmak.
  • Duygu ve düşünceleri gözeterek bunlara iyi bakmak. Örneğin, kendimize “hadi biraz neşelen” dediğimizde işte bu türden bir önlem alıyoruz anlamına gelmektedir.
  • Kendimizi daha farklı bir şekilde düşünmeye zorlamak. Kendimizi suçladığımız ya da eleştirdiğimiz zamanlar bu duruma örnek olarak verilebilir.

Psikoterapinin doğal parçalarından biri, bu terapinin ne işe yaradığının farkında olmak ve duygularımızı, düşüncelerimizi ve fiziksel hislerimizi yönetmek için hep daha uygun yollar aramaktır.

“Öldürücü acılar vardır, ancak bunlardan daha da acımasızları, hayatı bizlere bırakıp ondan hiç keyif almadan yaşamamıza neden olanlardır.”

– Antonie L. Apollinarie Fée

Gün batımı ve arkası dönük kadın

Sınırlar Koymakla Yaşananlara Zihinsel Engeller Koymak Arasındaki Farklar

Az ya da çok yaşadığımız rahatsızlıkları kontrol edebilmek için hepimiz çeşitli yöntemler kullanıyoruz. Sorun bu yöntemlerin kullanılışı değil yanlış ya da kötüye kullanılmasıdır. Bu yöntemler işe yaramadığı durumlarda kullanıldığında ya da yanlış bir biçimde kullanıldıklarında öncelik verme algılarımızı etkilerler. Domm Cobb hikayesi, benzer yöntemlerin gelecekte nasıl çok farklı sonuçlara yol açabileceğini göstermektedir.

Ancak bu her zaman gerçekleşir mi? Bu denli bir kontrolün, her an zihnimizde canlanan yaşadıklarımız ve bunların bizim için ne kadar önemli olduğuna bağlı olduğunun altını çizmemiz gerekir. Düşüncelerimiz daha az yoğun olduğunda ve bunlar bize rahatsızlık verdiğinde, bu tür düşünceler üzerindeki kontrol yeteneğimiz daha fazla olacaktır. Benzer şekilde bizim için pek de önemli olmayan tecrübeleri zihnimizde engellemek istediğimizde de daha fazla kontrol altına alma şansına sahip oluruz.

İç dünyamızda sağlıklı sınırlar belirlemek, kendi yönetimimizi daha iyi şekilde yapabilmek için tavsiye edilen bir yöntemdir. Bu bağlamda, kişisel bilgi seviyemiz üzerinde daha fazla çalışmak önemli bir ihtiyaçtır.

Buna ek olarak, anlamlı bir hayata sahip olmak için düşünülmesi gereken psikolojik yön ise, hayatın bize getirdiklerini sürekli bir biçimde değerlendirip sorgulamadan kabul etmeyi öğrenmek ve bunları yaşamımıza adapte etmek olacaktır.