10 Muhteşem Japon Atasözü

· Temmuz 17, 2018

Japon atasözleri tüm dünyada çok popüler. Bu atasözleri, “güneşin doğduğu ülkede” günlük hayatı yönlendirmek için kadim zamanlardan beri kullanılagelmiştir. Bugün dünyanın birçok yerinde tanınmasına rağmen, bu sözlerin pek çoğunun kökenini bilmiyoruz.

Çoğu Japon atasözü köy kökenlidir. Dolayısıyla, doğal güzelliğe işaret eden pek çok söz vardır . Güneşten, sudan, nehirlerden ve hatta taşlardan öğrenilenleri yansıtır bu sözler. Hepsinde inkâr edilemez derecede şiirsel bir dokunuş var. Esasen bu atasözleri felsefe ve dinde de kullanılmıştır.

Japon atasözleri oldukça gizemlidir. Doğu kültürleri genel olarak sır doludur. Bu atasözlerinin çoğunun yalnızca birkaç kelimeden oluşması ve hayal gücüne çok fazla yer bırakmasının nedeni budur. Bu atasözleri sakin ve sabırlı bir dünya görüşünü sunar. İşte bu yazımızda, birer bilgelik kapsülü olan muhteşem Japon atasözlerini paylaşacağız.

“Bin millik bir yolculuk tek bir adımla başlar.”

– Japon atasözü

Eylem hakkındaki Japon atasözleri

Eyleme geçmekten söz eden pek çok Japon atasözü var. Doğu kültürü için eylem dürtüsel ya da zorlayıcı değildir. Düşünce ve eylem el ele gider. Biri diğerini tamamlar. Mesela şu atasözü der ki: “Bir şey hakkında düşünüyorsanız, karar verin. bir şeye karar verdiyseniz artık düşünmeyin.”

Japon kültürü

Japonların hız anlayışı şu ata sözünde mükemmel olarak özetlenmiştir:“Hızlı demek yavaş demektir, ama sürekli ve kesintisiz olarak ilerleyen bir yavaşlık.” Bu kültürün hızının, hızlandırılmış eylemlerden ziyade, verimlilikle ne kadar ilgili olduğu açıkça gözüküyor.

Birçok kişi Doğu kültürlerinin pasif olduğu şeklinde yanlış bir fikre sahip. Oysa tam tersine. Sadece eylemi başka bir açıdan görüyorlar. Pek çok Japon ata sözünde harekete geçmeniz tavsiye edilir ama aynı zamanda bunun için bir sınır oluşturmanız da istenir. Bu güzel cümlede olduğu gibi, “Elinden gelenin en iyisini yap ve gerisini kadere bırak.”

Başkalarına karşı nezaket

Japon halkı için kolektiflik çok önemlidir. Geleneklerinin çoğu, başkalarına karşı saygılı ve düşünceli olmakla ilgilidir. Bu yüzden güzel sözlere önem verirler: “Kibar bir söz, kışın üç ayını ısıtabilir.”

Başkalarına saygı, birçok Japon ata sözüne de yansımıştır. İşte bir örnek: “Bir kişiye soru sormadan önce yedi kez düşünün”. Başkaları hakkında hemen yargıya varmamak için bir tavsiyedir bu.

Doğu kültürlerinin sakin tutumu genellikle tutku eksikliği ile karıştırılmaktadır. Bu doğru değil. Japonlar çok tutkulu ve mutlu insanlardır. Örneğin şu ata sözüne neşenin önemine işaret eder: “Kahkaha olan eve talih gelir.” Çok doğru. Kahkaha, uyum ve mutluluğa çağırır hepimizi.

Kişisel gelişim yolları hakkında

Japonların paylaşma ve işbirliği duygusu bu ata sözünde mükemmel bir şekilde somutlaşmış, “Güneş iyiyi ya da kötüyü bilmez. Güneş herkesi eşit şekilde aydınlatır ve ısıtır. Kendini bulan insan, güneş gibidir…” Bu söz, sağlam bir kimliğin başkalarını ve dünyayı tam olarak kabul etmekle ortaya konacağını gösterir.

fuji dağı manzarar

Japon atasözlerinden bir diğeri, “Sorarsan bir dakika utanacaksın, sormazsan ömrün boyunca.” diyor. Bu sözde büyük bir bilgelik var. Japonya çok kapalı bir toplumdur. Bununla birlikte, bu gibi sözlerle ihtiyatın da bir sınırı olması gerektiği belirtiliyor.

Yavaşlık ve bekleme

Japonya’nın bin yıllık geçmişi vardır. Japonlar zamanın geçişini anlamayı ve buna değer vermeyi öğrenmiştir. Hayatın en önemli ve gerçek kısmının zaman aldığını biliyorlar. Şu muhteşem ata sözünde diyor ki: “En derin nehirler yavaşça akar.” Bu, her şeyin derinliği olduğu ve kendini azar azar gösterdiği anlamına gelir.

Japonlar, sabrın belirleyici bir erdem olduğunu biliyorlar. Zaferin veya başarısızlığın büyük ölçüde sabırlı olmaya bağlı olduğunu deneyimlemişlerdir. Bunu şöyle ifade ederler: “Zafer, rakibinden yarım saat daha fazla bekleyenindir.” Dolayısıyla, Japonlara göre zafer daima en sabırlı olanındır.

En popüler Japon atasözlerinden sadece çok küçük bir örnek sunduk. Keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce daha atasözü var. Pek çok tarihsel dönem boyunca büyüklüğünü göstermiş ve gerçekliğin talebiyle küllerden yeniden yükselen bu kültürden öğrenecek çok şeyimiz var.