Vücudun Olağanüstü Kendini İyileştirme Gücü

Ağustos 24, 2017

Bunun olağan dışı ya da büyüleyici bir tarafı yok. Ayrıca asılsız popüler inançlarla da bir ilgisi yok. Vücudun, ilaçların müdahalesi olmadan kendini iyileştirme mekanizmasına sahip olduğu bir gerçek. 

Bu, hayal edebileceğiniz gibi bir keşif kadar inovatif bir şey değil. Tıbbın babası sayılan Hipokrat, vücudun kendini iyileştiren gerekli araçlara sahip olduğu prensibinden yola çıkarak terapötik tedavileri keşfetti. Onun varsayımlarına göre, bir doktor vücuttaki iyileştirme sürecine doğrudan müdahale etmeden yalnızca onu desteklemeli.

Bugünlerde, tıp, özellikle alternatif ya da tamamlayıcı tıp türleri, her geçen gün bu prensibi daha fazla tekrarlıyor. Yine de bu, bir hastalığı tespit ettikten sonra oturup kendi kendine iyileşmesini beklemek anlamına gelmiyor.

“Hiçbir ilaç mutluluğun iyileştirdiği gibi iyileştiremez.”

– Gabriel García Márquez

Hastalık kavramı

Vücudun kendi kendini iyileştirebileceği fikri, hastalık kavramıyla yakından ilişkilidir. Tıbbın her türü, hastalığı aynı şekilde tarif etmez. Örneğin, geleneksel alopatik tıp hastalığı, vücudun normal fonksiyonlarının değişime uğramış hali olarak görür. Dünya Sağlık Örgütü hastalığı, “Vücudun bir ya da birden fazla bölümünün psikolojik durumunun değişime uğraması ya da yoldan çıkması. Genelde bilinen sebeplerle karakteristik özellikleri ve semptomlarıyla kendini gösterir. Evrimi aşağı yukarı tahmin edilebilirdir.” şeklinde tanımlar.

Bu açıdan bakıldığında, bir doktorun uygulayacağı tedavinin amacı vücudun doğru fonksiyonlarını yeniden kurmak olacaktır. Bunu yapmak için genelde tedavi amaçlı kullanılan kimyasallara, yani “kemoterapiye” başvururlar.

Tıbbın daha pek çok alternatif türü hastalıklara farklı yaklaşır. Hastalık, vücut ve onun çevresindekiler arasında oluşan dengesizliğin bir ifadesi olarak da tarif edilebilir. Bu da beslenme, yaşam tarzı ve vucut ile çevre arasındaki her türlü alışveriş sürecini kapsar.

Bu yüzden, iyileşmenin amacı yalnızca hastalığı gidermek değil aynı zamanda dengeyi de yeniden kurmaktır. Buradaki temel fikir, duyguların iyileşme sürecinde büyük rol oynadığıdır. Bu nedenle, her tedavi, vücuda olduğu kadar beyine de hitap etmelidir. Beyin iyileşirse, vücut da iyileşir.

Homeostaz

Yaşayan her canlı, iç dengesini gerektiğinde yeniden kurmasını sağlayan, homeostaz adı da verilen mekanizmayla donatılmıştır. Bu mekanizma sayesinde vücut otoregülasyonu da sağlar. Bu da canlının hayatının dış dünyada olanlardan minimum seviyede etkilenmesi demektir. Kısaca, uyum sağlamasını bilen bir cevap da denebilir.

Hayatı sürdürmek ve sağlığı devamlı kılmak için her organın homeostatik sürece katkı sağlayabilecek güçte olması gerekir. Bunu yapmak için de biyolojik olarak donanımlıyız.

Bu gerçekleşmediğinde, geleneksel bir doktor harici etkenlere başvurarak dengeyi yeniden kurmaya çalışacaktır. Alternatif türü takip eden bir doktor ise bozulan organı, vücudun tüm dengesine katkı sağlayabilme gücüne yeniden kavuşturmayı deneyecektir. 

Kendimizi nasıl iyileştiririz?

Sağlık ve hastalık duygusal durumumuzla büyük ölçüde ilgilidir. Bu basit bir şekilde açıklanabilir. Vücuttaki her organ sinir sistemine bağlıdır. Yani, sinirleri vardır. Sonuçta hepsi merkezi sinir sistemine bağlıdır. Başka bir deyişle derece derece beynin etkisi altındadırlar.

Örneğin, eğer sinirliyseniz, bu durumun kalp atışında artış, kas gerginliğinde artış dahil organizmanıza pek çok etkisi olacaktır. Sık sık öfkelenir hale geldiğinizde, bu psikolojik değişim ile etki altında kalan tüm organlar sarsılmaya başlayacaktır. Bu nedenle, bir noktada bu organlardan birinde bir hastalık gelişebilir.

Her duygu ve his için aynı süreç geçerlidir. Onları basitçe, etki altında kalmadan deneyimlemenin bir yolu yoktur. Öyle ya da böyle vücudunuzun psikolojisini değiştirirler.

Bu yüzden, vücut, yıkıcı gücü olan hislerin ve duyguların etkisiyle hastalanabilir. Ama, organların bozulmasına sebep olan bu öznel sebeplerin üzerine giderseniz, vücut kendini iyileştirmesini de bilecektir.

Kronik hastalıklar söz konusu olduğunda, sizi rahatsız eden duygusal kaynakların ne olduğunu sorgulamak çok önemlidir. Hastalığınızı iyileştirecek olan cevap, bazen almak zorunda bırakıldığımız tonlarca ilaçta değil de kendi beynimizde yatıyor olabilir.