Thomas Quick - İsveçli Hannibal Lecter

06 Kasım, 2020
Thomas Quick, diğer suçlarının yanı sıra yamyamlık yaptığını da itiraf ettiği için Hannibal Lecter ile karşılaştırıldı. Bununla birlikte, hikayesinin en şaşırtıcı yanı, bu hikayenin sonu.

Gerçekler, beklediğinizden daha sık bir biçimde kurgulardan daha tuhaf oluyorlar. Thomas Quick isimli kişinin başına gelen gibi pek çok gerçek hikaye sizi şaşırtacak ve büyüleyecek kadar ilginç. Bazı nedenlerden dolayı, insanlar hayal edebileceğiniz en iğrenç suçları işleyen seri katiller hakkındaki hikayelere özellikle ilgi duyuyorlar.

Thomas Quick, katil ve yamyam olarak biliniyordu, bu yüzden bazı insanlar ona İsveçli Hannibal Lecter adını bile verdi. Ancak bu hikayenin arka planı, işlenen suçlardan daha esrarengiz ve ilgi çekici bir şeyi ortaya koyuyordu.

Thomas Quick ve hikayesi çok ilgi çekti

Hikayenin başlangıcı

Thomas Quick’un hikayesi üç bölümden oluşuyor. Başlangıçta, yani ilk bölümde, bu kişinin adı, 1950’de son derece dindar ve köktendinci bir ailenin mensubu olarak İsveç’te doğan Sture Ragnar Bergwall.

Bergwall, bu ailenin kara koyunu oldu. İlk sorunlu durum ​​olarak, eşcinseldi ve bu ebeveynleri için kesinlikle kabul edilemezdi. Cinselliğinin bu ailenin çok yoğun dini değerlerine doğrudan zıt olduğuna inanıyorlardı. Ailesi, aslında, bunun sadece bir günah olduğuna inanmıyordu. Bunun bir günhatan da öte, bir suç olduğuna inanıyorlardı. Sonuç olarak, Bergwall cinsel eğilimlerini bastırmayı öğrendi.

Cüretkar bir davranış

1991 yılında, Sture Ragnar Bergwall 41 yaşındayken, Noel Baba kılığına girmiş bir biçimde bankaya girerek bu bankayı onu soymaya çalıştı. Sahip olduğu tek şey bir bıçaktı, ama uyuşturucu almak için paraya ihtiyacı vardı. Tabii ki de bunu başaramadı. Polis onu yakaladı ve hapse attı.

Soruşturma sırasında Bergwall, daha sonra hapsedilecek olan ve o sırada en iyi arkadaşı olan kişiyi suçladı. Bu nedenle, tanıdığı neredeyse herkes ona sırtını döndü ve Bergwall, dünyada tam anlamıyla yalnız kaldı. Bundan sonra, Bergwall, bir psikiyatri hapishanesine nakledilmek istedi. Cezaevi yönetimi de onun talebini kabul etti.

Neden bunu yaptığı da ilginç bir durumu gösteriyordu? Görünüşe göre, burada, normalde kullandığı psikoaktif ilaçları almanın daha kolay olacağına inanıyordu. Hastanede, suçlu zihnini inceleyen ünlü bir psikoterapist olan Margi Norell liderliğindeki bir grup akıl sağlığı uzmanıyla tanıştı.

Thomas Quick, yeni bir karakter

Bergwall, psikiyatri hastanesine kabul edildiğinde, hikayesinin ikinci yarısını yazmaya başladı. Birden işlediği suçlar hakkında konuşmaya başladı. Bu aşamada, hastaneye gelip psikoterapiye başlayana kadar onları hatırlamadığını söyledi.

Bergwall, ilk cinayetini 14 yaşında işlediğini ve kurbanın Thomas Blomgren adında genç bir adam olduğunu iddia etti. Bundan sonra, tecavüz ettiği ve öldürdüğü kişiye saygı duyarak kendisine Thomas demeye başladığını söyledi. Daha sonra annesinin kızlık soyadı olan “Quick” soyadını kullanmaya başladı. Böylece Thomas Quick doğdu.

Bu süreçte, Thomas Quick, toplam 38 cinayeti itiraf etti. Birçoğu tecavüz, parçalama, sakat bırakma ve yamyamlık içeriyordu. Psikiyatristler, onun hikayesinden korkmuş ve büyülenmişlerdi. Bir seri katilin mükemmel bir prototipiydi ve bilim insanları için araştırmalarını ilerletme fırsatıydı.

İsveçli Hannibal Lecter

Basın, bu durumdan haberdar olunca, hemen bu hikayenin üzerine atladı. Gazeteler Quick ve suçları hakkında birçok haber ve sayfalarca yazılar yayımladı. Bu kadar kötü bir adamın yıllarca nasıl fark edilmeden hayatta kalacağına kimse inanamadı. İnsanlar dehşete kapıldı ve Kuzuların Sessizliği’ndeki ana karakteri hatırlattığı için ona İsveçli Hannibal Lecter demeye başladılar.

Thomas Quick ve işlediği suçlar, tüm ayrıntılarıyla açıklanıyordu. Polis de bu olaya karıştı ve Quick, kurbanlarını nereye gömdüğüne ilişkin bilgiler vererek polisle işbirliği yaptı. Ancak, polisler, olay yerlerine geldiklerinde hiçbir şey bulamadılar. Polisler, bunun üzerine, Bergwall’un onlarla oynadığından şüphelenmeye başladılar.

Bunları takip eden bir duruşmada, Thomas Quick, 1988’de öldürdüğü bir kız hakkında konuştu. Bu kızın kafatasını bir taşla kırdığını ve cinayetin nerede işlendiğini polise söyledi. Polis bu yeri de aradığında, bir kemik parçası buldu. Sonunda bazı kanıtlara ulaşmışlardı. Jüri, Quick’i bu ve diğer yedi suçtan suçlu buldu.

Hanibal Lecter gibi görülen İsveçli, hikayesini anlatırken

Thomas Quick için hiç beklenmedik bir son

Bu hikayenin son kısmı en ilginç ve şaşırtıcı olan bölümü. Her şey, gazeteciler Hannes Rastam ve Jenny Kuttim vakayı incelemeye başladığında yeniden başladı. Bu hikayede bir sürü yarım kalmış şey vardı. Hikayedeki unsurların çoğu, Quick’un anlattıklarına uymuyordu. Sadece bu da değildi, kurbanlardan birinin ebeveynleri, bir süre önce başka bir şüpheliyi tespit ettikleri için, Quick’un onların oğlunu öldürmek konusunda suçlu olduğunu da reddettiler.

Diğer sözde cinayetlerin bazılarında da aynı şey oldu. Hikayelerin hepsinde büyük boşluklar vardı ve Quick’in hikayeleri, sonuç olarak derlenip toparlanamadı. Gazeteciler, bu konuyu araştırmaya devam ettiler ve şok edici bir sonuca vardılar: Quick’i suçlayan kesinlikle hiçbir kanıt yoktu. Polisin bulduğu ünlü kemik parçası da, sadece tahta ve plastikten oluşan bir parçaydı.

Muhabirler, gerçeği söyletmek için birkaç kez Thomas Quick’i ziyaret ettiler. Sonunda, Quick, tüm hikayeyi kendisinin yarattığını itiraf etti. Dikkat çekmek, ayrıcalıklar elde etmek ve reçeteli ilaçları almak için psikiyatristleri ve polisi kandırdı. Bu dava, İsveç hükümetinin şimdiye kadar yaptığı en büyük ve en yüksek profilli hatalardan biri oldu. Quick, sonunda tüm suçlamalardan temize çıkarıldı.

Bu, gerçeğin o kadar inanılmaz olduğu ve bir filme dönüştürülmek üzere kendini insanların gözüne sokan durumlardan biri. The Confessions of Thomas Quick (Thomas Quick’in İtirafları), 2015 yılında oldukça karışık değerlendirmeler alacak şekilde yayınlandı. Filmden hoşlansanız da hoşlanmasanız da, bir kişinin bu kadar iğrenç suçlar için övgü almak isteyeceğine inanmak oldukça zor.

Oiharbide, M. H., Lasa, N. B., & Manterola, A. G. THOMAS QUICK: CASO DE CONSTRUCCIÓN DE UN ASESINO EN SERIE.