“The Knight in Rusty Armor” İsimli Kitaptan 6 Düşündürücü Söz

· Temmuz 26, 2018

The Knight in Rusty Armor (paslı zırhı olan şövalye) isimli kitap öz-farkındalık hakkında oldukça dikkat çekici dersler veriyor. Bu macera dolu romanda tanık olunan şeyi bir tür iç “simya” olarak tanımlayabiliriz. Piyasada bu gibi insan transformasyonu hakkında detaylı bir şekilde bahseden kitaplar çok nadir bulunuyor.

Bu kitabı mükemmel yapan bir diğer detay ise yazarının Robert Fisher olması. Fisher film, tiyatro ve televizyon dünyasındaki en iyi komedi yazarlarından biriydi. Groucho Marx, Lucille Ball ve Bob Hope için çalışmıştı. Olağanüstü bir yazarlık kariyerinin olmasının yanı sıra, iyimser ve yapıcı bir yaşam vizyonunu canlandırma konusunda da oldukça başarılı bir sanatçıydı.

İnsanları güldürürken düşündürebilmek gibi eşsiz bir yeteneğe sahipti. Kendi sınırlarımızı ve yeteneklerimizi görmemizi sağladı. Bir komedyen ve oyun yazarı olarak kazandığı deneyimler ile insanların gerçekleri görmesini sağladı. Özgün, erişebilir ve ilham verici kişisel gelişim kitapları yazdı.

The Knight in Rusty Armor kapak sayfası

The Knight in Rusty Armor isimli kitaptan alıntılar

Kitapta eşsiz bir şövalyenin başından geçen olaylardan bahsediliyor. Bu şövalyenin ilk başta okuyucuda uyandırdığı izlenimler; cesur, asil ve cömert olması.. Fakat kısa bir süre sonra başka bir özelliği fark ediliyor. Parıl parıl parlayan zırhını hayatta sahip olduğu her şeyden çok daha fazla seviyor.

Zırhına olan bu aşırı sevgisi diğer her şeyi ihmal etmesine neden oluyor. Gözü zırhından başka hiç bir şeyi görmüyor. Ve, bir gün çok önemli bir şeyi, zırhının artık parlamadığını fark ediyor. Zırh paslanmaya başlıyor.

Bunun üzerine şövalye, engelleri aşmak ve bir dönüşüm geçirmek için manevi bir yolculuğa çıkar. İşte buradan sonra, karşımızda oldukça orijinal karakterler ve farklı olaylar çıkıyor, ve kitap hayata dair mükemmel dersler vermeye başlıyor. Hadi şimdi The Knight in Rusty Armor ‘dan bazı alıntılara göz atalım, ve bu bilgelikten yararlanalım. – belki de bu sözler bazı gerçeklerin farkına varmamıza neden olur.

1. Zırhının altında ne var?

“Kendimizi korumak için engeller kurarız. Ve, bir gün bu engellerin arasında sıkışıp kalırız.”

Şövalye, iyi ve cömert biri olduğuna tamamen ikna olmuştu. Fakat davranışları öyle görünmüyordu. Parlak zırhının altında, geçmişte kaçırdığı şeyleri telafi etmek için iyi görünmeye çalışan bir adam vardı.

Bu şövalye, şeytan olarak gördüğü her şeye karşı son gücüyle savaşabilirdi. Fakat, asıl düşmanın kendi içinde olduğunu asla fark etmemişti. İçinde kendi benliğini tutsak eden kızgın bir ejderha yatıyordu.

Gerçek şu ki, aslında hepimiz her sabah güne paslanmış bir zırhla başlıyoruz. Ve bu zırhla asla dışa vurmadığımız şeyleri saklıyoruz. Bu zırh gerçek benliğimizi tutan bir güç.

at binen şövalye

2. Duygusal rahatlama

“Gerçek duygularımdan gelen gözyaşları, zırhımı çıkarmamı sağlayacak.”

Kendi ihtiyaçlarınızı bilmek ve içinizde bastırmış olduğunuz duyguları hissetmek, zırhın omuzlarınızda yarattığı yükten kurtulmanızı sağlayacaktır. Pastan kurtulmak içinse, duygularınızı dışa dökmekten, gerginliği bırakmaktan ve ağlamaktan daha iyi bir yol yoktur.

3. Aslında neyin önemli olduğunu fark etmek

“İnsanoğluna iki ayak verildi, böylece tek bir yerde kalmak zorunda kalmayacaklardı, fakat koşup yakalamak yerine, daha çok kabul edip şükretselerdi, kalpten gelen hırsları gerçekten anlarlardı.”

Bu söz kesinlikle The Knight in Rusty Armor’daki en derin düşünce olmayı hak ediyor. Şövalye iyilik yapmak için farklı krallıklardan geçiyor. İnsanları kurtarıyor, savunuyor, şeytanlara (şeytan olarak gördüğü şeylere) karşı savaşıyor. Fakat sonuç olarak, zırhını ailesinden bile daha çok seviyor.

Eşi Juliet ve çocukları çok nadiren aklına geliyor. Hayatında önemli olan asıl şeyleri ihmal ediyor. Bu hikayeden bir sonuç çıkararak, değişmekte, büyümekte, ilerlemekte özgür olduğunuzu asla unutmamalısınız. Fakat,aynı zamanda sizin için önemli olan asıl şeylerin farkına varmalısınız.

4. Şimdi, burada

“O zamanlarda yaşadığı hiç bir şeyden hiç zevk almamıştı. Hayatının büyük bir çoğunluğunda, kimseyi ya da herhangi bir şeyi gerçekten dinlememişti. Rüzgarın hışırtısı, yağmurun damlası, ve deliklerden geçen suyun sesi her zaman oradaydı, fakat onları hiç duymamıştı… ”

Anın kıymeti bilmek, etrafta olan şeyleri kavramak; bunlar gerçekten değerli olan şeyleri anlamanın yollarıdır. Sadece kendinize odaklanmak, dün ne yaptığınızı veya yarın ne yapacağınızı düşünmek zırhınızın daha çok paslanmasına neden olacaktır. Gerçek parlaklık, şu anda bulduğunuz bir şeydir. Tüm fırsatlar burada. Mutluluğu bulabileceğiniz yer burası.

ejderha ve şövalye

5. Öz-sevgi

“Şövalye, kendini sevmiyorsa başkalarını da gerçekten sevemeyeceğini anlayınca daha çok ağlamaya başladı. Onlara ihtiyacı vardı. Gözyaşlarına bakarken, Merlin’in ona doğru gülümsediğini fark etti. Büyücü, Şövalye’ye ‘Büyük bir gerçeği keşfettin.’ dedi. ‘Başkalarını sadece kendini sevdiğin kadar sevebilirsin.'”

Bu noktadan sonra şövalye daha fazla dayanamadı. Bilinçaltının ormanında o kadar derinlere gitmişti ki, artık tek düşündüğü şey ailesine koşar adımlarla geri dönmekti. Fakat sonradan bir şey fark etti: geri dönemezdi çünkü ilk önce kendi benliğiyle ilgili problemlerini çözmeliydi.  Kendisini sevmeyen biri, başkalarına hak ettiği sevgiyi veremez.

Biz bunu insan transformasyonunun ilk basamağı olarak adlandırıyoruz: sağlıklı bir öz-sevgi geliştirmek, kendine değer vermeyi öğrenmek, kendini iyileştirmek, ve kendine iyi bakmak.

6. Dinlemenin bir yolu olarak sessiz kalmak

“Sessiz kalmak, konuşmaktan çok daha fazlasıdır.”

Bu, The Knight in Rusty Armor‘dan çok değerli sözlerinden biridir. Şövalye, ıssız ve çok sessiz bir savaş alanında düşüncelerinin ejderhası ile yüzleşmek zorunda. Kendini rahatsız hissediyor, çünkü zihninde çok fazla gürültü var. Bu nedenle, bilinçsiz zırhı onun gerçek benliğine ulaşmasını ve sahte olanı yenmesini engelliyor.

En sonunda, dinlemekten başka seçeneği olmadığı bir anda zırhını çıkarmayı, gerçek ihtiyaçlarını anlamayı, ve kendi benliğini bulmayı başarıyor.

göl kenarında duran şövalye

Yazıyı bitirmeden önce Robert Fisher hakkında söylemek istediğimiz bir şey var. Rober Fisher daha önce bir kaç defa bu kitabı yazma fikrinin, ölüme çok yakın olduğu bir kaç hayat deneyiminden sonra geldiğini söylemiştir. Her seferinde, içinden bir sesin “Sakın ölme. Daha gerçekleştirmediğin bir çok planın var.” dediğini söylüyor.

Bu kitabı yazmak onun için bir görevdi, ve bu kitaptan edindiği deneyimle kendi yaşamını değiştirdi. The Knight in Rusty Armor‘u yazması tam altı buçuk yılını aldı. Umarız bu 6 söz sizlerin de kendi yaşam amacınızı bulmak için bir görevde olduğunuzu hatırlatacaktır. Fakat bunu yapmadan önce zırhınızı çıkarmayı unutmayın.