Stres, Hafızamı Kaybetmeme Neden Olabilir Mi?

Mart 27, 2018

Stres çağımızın en büyük kötülüklerinden biridir. Bunu azaltmanıza yardımcı olacak stratejilerim olsa da, çok fazla stres yaşamak, aslında hafıza kaybından muzdarip olmanıza neden olabilir.

Hafıza kaybına neden olabilecek iki tür stres vardır: akut ve kronik. Bu neden oluyor? Çünkü stres bellek üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu hem yeni anıların yaratılmasını, hem de bunların korunması ve geri çağrılmasını etkiler.

Öte yandan, iyi yönetilen stresin faydalı bir tarafı vardır. Aslında, Yerkes-Dodson Yasası bunu söylüyor. Bu yasa, kontrol edilen seviyelerde stresin hafızayı ve entellektüel performansı geliştirebileceğini belirtir.

Psikolojide “ters U” dediğimiz şey budur. Ortamın taleplerine ılımlı bir stresle yanıt verirsek performansımız gelişir ve hafıza kaybı azalır.

Yerkes-Dodson Yasası

Stresin hafıza üzerindeki etkileri farklıdır ve stresin akut ve kronik olup olmamasına bağlıdır.

Peki ya sözünü ettiğimiz akut ve kronik strese ne demeli? Bu pozitif savlar gerçekten de o kadar olumlu mu?

Her şey duruma ve uğraştığımız stres türüne bağlıdır. şimdi bütün bu parçaları nasıl birleştireceğimizi görelim.

Akut stres ve hafıza kaybı

Akut stresle ne demek istiyoruz? Geçici ve yoğun olan stres demektir bu. Sınırlı bir süre için yaşanır. Ve bu gerekenden uzun sürmez, aksi hâlde ölürdük.

Diyelim ki, örneğin, iş başındayız ve bekleyemeyecek acil bir proje ortaya çıkıyor. Sahip olduğumuz iş miktarı nedeniyle çok fazla stres altında olabiliriz. Ama işimizi bitirdiğimizde hissettiğimiz stres kaybolacak.

Bu tip stresin özelliklerinden biri de “tünel vizyonudur. Yani dikkatimiz rahatsızlığı arttıran belirli uyaranlara odaklanmıştır. Durumu bir açık bir perspektifle göremiyoruz, bu nedenle odak noktamız strese dönüyor. Bununla birlikte, bu tür “görüş” geçicidir.

kurmalı kız

“Tünel vizyonu”, göründüğü kadar olumsuz değildir çünkü anıları pekiştirmemize yardımcı olur. Aslında, Yerkes-Dodson Yasasına göre, bu stres türü gerginlik çok fazla yükselmediği sürece yeni anıların yaratılmasını artırabilir .

Örneğin öğrenciler, bazen bu etkiden faydalanmakta iyidir. Sınavlardan önce çalışıp bilgiyi bir şekilde akıllarında tutmaya çalışırlar.

Akut ya da geçici stres sadece hâlihazırda mevcut olan hatıraları etkiler çünkü yeni hatıralar yaratmakta etkili değildir.

Fakat bu yüksek stres anları çok sık ya da yoğun hâle gelirse,  hafızanız için faydalı olmayı bırakıp ona zarar vermeye başlar. Özellikle de yeni hatıraların oluşması ve eskilerin sağlamlaştırılmasında bu geçerlidir.

Kronik stres, en zararlı stres türü

Kronik stres, hafızada önemli değişimlere yol açabilir hatta beyinde “kronik” zarara neden olabilir. Yukarıda sözünü ettiğimiz durumda stres tek seferlik bir olay olarak görülebilir.

Peki ama ya bu durum uzun sürerse? Mesela, iş stresi uyumamıza engel oluyorsa, evimizde ya da bir partide eğlenemiyorsak … İşte o zaman kronik stres söz konusu olabilir.

Akut stresten muzdarip olduğumuzda çok güçlü bir anksiyete hâli hissederiz ve bu çabuk bir şekilde kaybolur. Yani stresten sonra sükunet gelir ve öyle ya da böyle rahatlarız. Ama kronik streste böyle olmaz.

Bu durumda bağ ağrısı ve vücudumuzu etkileyen başka belirtiler yaşayabiliriz. Stresin seviyesi o kadar yoğun değildir ama sorun şu ki bir türlü rahatlayamazsınız.

sarmaşıktan sarkmak

Bu tür stres çok ciddi sonuçlara neden olabilir. Depresyon, sosyal izolasyon, eğlenememe gibi durumlara yol açabilir. Kronik iş stresinden söz ediyorsak çalışmak işkence hâlini alabilir.

Bu ortamda büyüyememe hissini yaşarız, sıkışmış hissederiz kendimizi ve aynı zamanda çok ağır bir hafıza kaybı yaşarız.

Kronik stres, kalp hastalığı riskini artırır.

Akut stres, bize enerji vererek performans ve verimliliğimizi artırdığı için bazen olumlu olabilse de hafıza kaybının oluşabileceğini akılda tutmak önemlidir.

Aynı şekilde akut stres ile kronik stres arasında nasıl bir ayrım yapacağımızı bilmek önemlidir zira kronik stres son derece dikkatli olmamızı gerektirir; kısa vadede etkilerini görmek çok daha zordur, ancak uzun vadede bunlar açıkça görülmektedir.

Eğer stres devam ederse, sadece sürekli depresyona ve rahatsızlığa değil, aynı zamanda demansa da neden olabilir. Burada stresin neden olduğu hafıza kaybı çok daha ciddi ve daha belirgindir.

Bu nedenle günlük stresimizi en aza indirgemeye çalışalım. Onu kontrol etmeye çalışalım ve aynı anda stresi uzak tutmak için araçlar edinmeye çalışalım.

Stresli durumların yaşamın bir parçası olduğu doğrudur, ancak rahatlamamıza yardım ederek bu “doğal” stres faktörlerinden bazılarını engelleyebileceğimiz de yardımcı de doğrudur.