Stanley Kubrick: Bir Dahinin Hayatı

19 Ağustos, 2020
Stanley Kubrick bütün zamanların en çok konuşulan film yapımcılarından biridir. Sadece yeteneği ile değil, insanların onu gördüğü mitolojik imgesiyle de öne çıkmaktadır. Ne doğrudur, ne değildir? Ölümsüzlüğünün altında yatan sır nedir?

Stanley Kubrick denince akla sinema, mükemmellik, simetri ve derinlik gelir. Kubrick, 20. yüzyıldaki film yapımcılığı üzerindeki büyük etkilerden biri olarak kabul edilmektedir. Fakat, kimsenin yeteneği üzerine bir şüphesi olmamasının yanı sıra, çekim sırasında strese, tükenmişliğe ve anksiyeteye sebep olmasıyla da bilinmektedir.

Sayısız hikaye ve efsane Stanley Kubrick’i efsaneleştirmemize yardımcı olmuştur. Bazı insanlar hala filmlerini ayırmaya ve bizi gerçeğe yöneltecek ipuçları bulmaya çalışmaktadır. Hatta bazıları, tartışmalı son filmi Gözü Tamamen Kapalı’nın (Eyes Wide Shut, 1999) ölümü ile ilgili olduğunu düşünüyor. 

Kubrick’in lanetli ve eziyetli dehalığı yıllar geçtikçe büyümüştür. Bu yazımızda, onun hayatını ve türlere meydan okuyan inanılmaz işlerini tartışacağız.

Stanley Kubrick: Film Sektöründeki İlk Adımları

Stanley Kubrick 26 temmuz 1928’de Bronx, New York’ta doğdu. Zengin bir Yahudi ailesinde yetişmesine rağmen, kendisi ateistti. Çocukluğundan itibaren satrança, caza ve fotoğrafçılığa ilgisi vardı. Bu üç ilgisi de gelecekteki spesifik kariyerini oldukça etkiledi. Kubrick için, satranç basit bir eğlence formundan daha fazlasıydı. Ona bir düşünceyi hayata geçirmeden önce düşünme yeteceği kazandırdı.

Kubrick film yönetmenliği ve satranç arasında birçok benzerlik gördü. Satranç ona herhangi bir hareket yapmadan önce gözlemleme ve analiz etme özelliklerini kazandırdı. Her zaman daha iyi bir oyun vardır, her şeyi şansa bırakamazsınız.

Öyle bir satranç hayranıydı ki, filmlerinde satranç ile ilgili direkt ve direkt olmayan birçok alıntı yaptı. Örneklerden biri 2001: Bir Uzay Destanı’ndaki (A Space Odyssey) Frank’in bilgisayarına (HAL 9000) karşı satranç oynamasıdır.

“Satranç masasına oturuyorsunuz ve aniden kalbiniz çarpmaya başlıyor. Eliniz hamle yapmak için titriyor. Fakat, satrancın size öğrettiği şey; orada sakince oturup yapmak üzere olduğunuz hamlenin iyi bir fikir olduğunu mu, yoksa diğer başka daha iyi fikirler olup olmadığını düşünmeniz gerektiğidir.”

– Stanley Kubrick

Stanley Kubrick: İlk İşleri

Stanley Kubrick iyi bir öğrenci değildi, genellikle okulu asardı ve kötü notlar alırdı. Yine de, gençken onun çok zeki birisi olduğunu biliyoruz. Fotoğrafa olan ilgisi onu Look dergisinde 16 yaşında çalışmaya yönlendirmiştir.

Film sektörüne ilk adım atışı 50’lerde çektiği kısa belgesel olan Uçuş Günü (Day of the Flight) (1951) ile oldu. Daha sonra fotoğrafçı olduğu işini bırakarak, ilk uzun metrajlı filmi olan Korku ve İstek (Fear and Desire) (1953) üzerinde çalışmaya karar verdi. Bu film başarılı olamadı ve Kubrick çektiği filmin düşük kaliteli olduğuna karar verip, bütün kopyalarından kurtuldu.

Aynı zamanlarda Alman bir kadınla tanışıp evlendi. Christiane Kubrick, Kubrick’in üçüncü eşiydi.

Birkaç noir film çektikten sonra, Zafer Yolları (Paths of Glory) (1957) isimli filmiyle bilinirlik kazandı. Bu, Kirk Douglas’ın oynadığı ve eleştirmenlerden övgü kazandığı, savaş karşıtı bir filmdi.

En başından beri, filmleri üzerindeki mükemmeliyetçiliği ve mutlak kontrolcülüğü ile bilinmekteydi. Sürecin bütün yönlerini kontrol etmeliydi: prodüksiyon, yönetmenlik, dağıtım vs. Bazıları, bu obsesif stilin satranç aşkından geldiğini söylüyor. Obsesif, otoriter ve mükemmeliyetçiliğinden çok çabuk adı kötüye çıktı.

Fakat o basına filmlerinin hayal ettiği gibi olmasını istediğini hatırlatmayı başardı. Her şeyin iyi olmasını istediğini ve bunun negatif bir şey olmadığını söyledi.

Tanınırlığı ve En İyi Bilinen Filmleri

Zafer Yolları‘ndan sonra, 60 yıl sonra da alkışlanan filmler yapmaya devam etti. Spartacus (1960), onun ilk yüksek bütçeli filmiydi. Lolita (1962), aynı isimli Nabokov romanının tartışmalı bir uyarlamasıydı. Peter Sellers’ın oynadığı, harika bir film olan Dr. Garipaşk (Dr. Strangelove)’ı 1964’te çekti ve ölümsüz 2001: Bir Uzay Destanı‘nı da 1968’de.

Büyüyen ününe rağmen Kubrick ile röportaj yapmak kolay değildi ve kalabalıklarda çok az görünürdü. Birleşik Devletler’den İngiltere’nin kırsal kesimlerine yerleşmek için taşındı ve soğuk, kadın düşmanı, insanları sevmeyen ve otoriter olarak kötü bir ün kazanmıştır.

Mükemmeliyetçilik Çabası

Kubrick’in mükemmeliyetçiliği 2001: Bir Uzay Destanı‘na uzaylıları dahil etmemesine sebep olmuştur. Çünkü onların gerçekçi görünmesinin bir yolunu bulamadığı için, uzaylılar ekranda açık bir şekilde görünmemektedir, bu konu izleyicinin hayaline bırakılmıştır.

Gazeteci Michael Herr 2000’de Kubrick’in biyografisini yazmıştır. Kubrick‘te, ünlü film yapımcısını çevreleyen mitolojiyi ve efsanenin çoğunu ortadan kaldırmaktadır. Yine de onu çok olağandışı biri olarak anlatmaktadır.

Filmlerini yaparken ne istediği tam anlamıyla biliyordu. Bunun sonucu olarak da bazı filmlerinde (örneğin Otomatik Portakal (A Clockwork Orange, 1971) sansüre uğradı. Ayrıca Barry Lyndon (1975) filmini doğal ışıkla çekerek ezber bozdu.

Kubrick, 18. yüzyıl insanlarının yaşamlarını yansıtmak istiyorsanız, kendinizi o zamana kaptırmanız gerektiğine inanmaktaydı. Bu yüzden Barry Lyndon‘ı mum ışığında çekmeye ve tarihteki o dönemden dekorasyonlarla doyurmaya karar verdi. Titizliği onu yeni teknikler ve film yapmanın yeni yollarını keşfetmeye yöneltti.

1980’de, Stephen King’in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanan Cinnet (The Shining) filmi ile herkesi korkuttu. Bu filmi çekmek kolay olmadı. Ana aktris Shelley Duvall ile yaşadığı çatıması, soğuk ve uzlaşmaz bir yönetmen olduğu hakkındaki kötü ününü besledi. Otomatik Portakal‘ın başrolü olan Malcolm McDowell ile de film çekmek kolay olmadı. Çekim sürecinde bazı kaburgalarını kırdı ve kornea yaralanması geçirdi.

Kubrick Cinnet filminden sonra 80’lerde yavaşlamaya başladı. Bir sonraki filmini, Zafer Yolları’ndaki bazı temaları yeniden ele alan Full Metal Jacket‘ı çekmesi yedi senesini aldı.

Stanley Kubrick

Ayın Batmasından Gözleri Tamamen Kapalı‘ya

Kubrick’in filmleri tamamen sembolizmle doludur. Bu semboller genellikle ilgili bilgileri izleyiciye verir. 2001: Bir Uzay Destanı çıktığında, film sektöründeki özel efektler ve filmler ciddi bir değişikliğe uğradı. O yıllardaki kaç film gerçekçi ve harika özel efektleriyle hatırlanıyor? Unutmayın, bunların hepsi insanoğlunun aya ayak basmasından önce oldu.

Efsane, Kubrick’in ilk aya inişi çekmesiyle ve bunun aslında tamamen bir kurmaca olması ile başladı. Çoğu insan sonraki filmlerinde bu teoriyi doğrulayan subliminal mesajlar verdiğine inanmaktadır. Cinnet filminde Dany’nin üzerinde “Apollo 11, ABD” yazan bir uzay roketi olan bir tişört giydiği sahne buna bir örnektir.

Söylenti, teori hakkında Operation Avalanche adı verilen sahte bir belgeselin ortaya çıkmasıyla hız kazandı. Bazıları belgeselin doğru olduğuna inanıyordu, bu yüzden efsane yayılmaya devam etti.

2016’da Kubrick’in kızı Vivian Twitter’daki söylentileri dağıtma görevi üstlendi. Ayrıca babasının, tartışmalı filmleri nedeni ile ABD hükumeti ile sorunları olduğunu herkese hatırlattı. Kubrick, sanatını sansürlemeye çalışan aynı insanlara neden yardım etsin?

Stanley kubrick'in profilden fotoğrafı

Vivian’ın tüm çabalarına rağmen komplo teorileri devam etti. İnternette Kubrick’in gizli bir cemiyete mensup olduğuna dair sayısız teoriler vardır. Bazı insanlar, son filmi Gözleri Tamamen Kapalı‘nın dünyayı domine eden gizli toplumların maskesini düşürmesinin bir yolu olduğuna inanmaktadır. Bazıları da bu filmin yönetmenin ölüm fermanı gibi olduğuna inanmaktadır. Kubrick, politik olarak oldukça tartışmalı ve demokrasiye karşı şüpheci olsa da, bu teorilerin doğru olup olmadığını bilmenin bir yolu yok.

Stanley Kubrick’in Ölümü

Kesin olarak bildiğimiz şey ise, Kubrick’in 70 yaşında 7 mart 1999 yılında, Gözleri Tamamen Kapalı‘nın galasından önce kalp krizinden öldüğüdür. Arka bahçesinde, herhangi dini bir seremoni olmadan, en sevdiği ağacın altına gömülmüştür.

Kubrick ile ilgili dedikodular doğru olsun ya da olmasın, onun çok yetenekli bir film yapımcısı olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktur. Çok üretken bir yapımcıydı ve efsanesi senelerce sürdü. Kubrick’in bitiremediği bazı filmler de vardır, bunlardan bazıları Napoleon ve pornografik bir film olan Blue Movie‘dir.

En iyi yönetmen için Oscar kazanamasa da, en iyi efektlerde 2001: Bir Uzay Destanı ile Oscar kazanmıştır. Tartışmalı, eşsiz, nevrotik ve dahi… Stanley Kubrick’in en ilginç filmleri dünyaya verdiği hediyelerdir.

“Bir şey eğer yazılamıyorsa veya düşünülemiyorsa, film olamaz.”

– Stanley Kubrick