Sonsuz Aşk Diye Bir Şey Var Mı?

Temmuz 18, 2017 İçinde Duygular 124 Paylaşıldı

Yaşlı bir adam, yaşlı bir kadına kitap okuyor. 1940’lı yıllarda tanışmış bir çiftin aşkını anlatıyor kitap: Allie ve Noah’nın aşkını. Birbirlerini seviyorlardı ama kızın ailesi, fakir bir gençle birlikte olmasına karşıydı.

Hayat onları ayırır ama birbirlerini asla unutmazlar. Öyle ki günün birinde yeniden kavuşup birlikte bir hayat kurarlar. Hikayedeki iki genç aslında onu okuyan yaşlı çifttir. Adam, aşklarının hikayesini karısına okur. Karısı hafızasını yitirmiştir ve asla unutmayacakları aşklarını ona her gün okumaya devam eder.

Son yıllarda çekilmiş en romantik ve duygusal filmlerden biri olan ‘Not Defteri’nin konusu bu. Böyle bir film izlemek, bir çok ilişkinin bir kaç gün ya da ayda çabucak sona erdiği bir dünyada bizim de bu denli içten, yoğun ve uzun bir ilişki yaşayıp yaşayamayacağımızı sorduruyor.

Sanki her şey çok yüzeysel ve bu yüzden bir boşluk hissediyoruz. Bir kişiyi gerçekten tanımak için gerekli zamanı nasıl bulacağız? Kendi ruhumuzu taşımaktan niçin bu kadar korkuyoruz? İlişkiler sonsuz olabilir de olmayabilir de, ama bunu anlamak için gereken zamanı tanımıyoruz kendimize.

“Ama eğer bir daha asla karşılaşamazsak ve gerçekten de birbirimize veda ediyorsak, birbirimizi tekrar göreceğimizi biliyorum. Belki yıldızlar değişmiş olacak ve sadece o zaman değil, önceki bütün zamanlarda da seveceğiz birbirimizi…”

– Not Defteri

Sonsuz aşk hakkındaki çalışmalar

Harvard Üniversitesi’nin yürüttüğü bir çalışmaya göre sonsuz aşk gerçekten var ve bunu yaşamanın tek bir sırrı mevcut: karşınızdaki insana karşı gerçekten empati duymak. Terapist Charlotte Pasquier’e göre “Bir çiftin ilişkisinin başarılı olması için aynı yönde yürümeleri gerekir ama illa her konuda aynı şekilde düşünüp aynı şeyi istemeleri gerekmez. Sadece diğer kişinin arzularının farkında olmalılar o kadar.”

Bu çalışmaya göre, uzun süreli aşkın sırrı diğer kişiye empati duymaktır. Yani kişiler, birbirlerinin ruh halini ruhsal ve duygusal olarak anlayabilmeli, hissedebilmelidir. Sonsuz aşk, yargılamaksızın anlamakla ilgilidir.

“Yere düşersen, seni ayağa kaldırırım. Yoksa seninle birlikte uzanırım.”

– Julio Cortázar

New York Stony Brook Üniversitesinden bir grup nöro kimyacı, sonsuz aşkın mümkün olduğuna dair kanıt bulmayı başardı. Bilim adamları, kısa süre önce bir romantik ilişkiye başlamış bir grup gönülllünün beyin tepkilerini ölçtü.

Şu sonuca vardılar: aşık olduğumuz kişinin resmini gördüğümüzde orta beyindeki ventral tegmental alanı /VTA) tepki veriyor. Beynin bu alanı, arzuyu tetiklemekle sorumlu bir nöro-aktarıcı olan dopamini işlemeye ayrılmıştır.

Başka bir kişinin resmi gösterildiğinde, bu kişi sevdiğimiz birine ya da romantik bir ilişkimizin olmadığı eski bir arkadaşımıza benzese dahi beyin tepki vermemektedir. Ardından partnerlerine karşı hala romantik duygular beslediklerini söyleyen evli kişiler (10 kadın ve 7 erkek) uzun yıllar (yaklaşık 20 yıl) incelendi.

Beyin tepkileri aynı şekilde ölçülerek partnerlerine karşı duydukları sevginin yoğunluğunu analiz etmek üzere 7 puanlı bir ölçek üzerinden ölçüldü. Bu gönüllü grubunda kaydedilen asgari yoğunluk beş puandı.

Bu grubun tepkileri de ”yeni aşıklar” grubuyla aynı beyin alanında kaydedildi: ventral tegmental alan ve striatum. Fakat bazı farklar da tespit edildi. İlk gönüllü grubunda takıntı ve sinirsel gerginlikle ilgili alanlarda etkiler görülürken, ikinci grupta arkadaşlık ve annelikten sorumlu alanların etkilendiği tespit edildi.

Aşkı uzun ömürlü kılan nedir? 

Elbette, aşkın uzun süreli olması için sihirli bir formül yok ama bir ilişkinin dayanmasını istiyorsak, her gün belli bir emek harcamalıyız. Aşağıda bir ilişkinin sağlam ve uzun süreli olması için gerekli bazı sırları paylaşacağız.

Benzerlik 

En kalıcı ilişkiler, aynı değer, prensip ve hobileri paylaşan insanların ilişkileridir. Partnerinizle tamamen aynı olmanız gerekmiyor ama birlikte paylaşıp zevk alacağınız ortak ilgileriniz olmalı. Partnerinizle yakınlık paylaşabilmeniz için bu tavsiye edilen bir şey.

“Çünkü aramadan seni her yerde buluyorum, özellikle de gözlerimi kapadığımda.”

– Julio Cortázar

Mizah anlayışı 

Olaylara mizahla bakabilmek ve belli durumlarda dramadan kaçınmayı öğrenmek çok önemlidir. İlişkilerde çatışmalar, mizaha başvurduğumuzda daha rahat bir şekilde çözümlenebilir. Ayrıca karşımızdaki kişiye daima saygılı davranmalıyız.

Karşılıklı hayranlık

Hayranlık ve karşımızdaki kişiden bir şeyler öğrenebilmek bizi en çok birleştiren şeylerden biridir. Farklı yollardan birbirimize hayranlığımızı bildirmek çok pozitif bir şeydir.

Sevginizi göstermek 

Partnerinizin bunu istediğinizi bilmesini beklemeyin. Sevginizi her gün, küçük detaylarla bile olsa gösterin. Mesela, sabah kahvesini hazırlayın ona çiçek verin, sevimli notlar bırakın. Önemli olan şey, ilişkimizle ve partnerimize duyduğumuz sevgiyle ilgilenmektir.

Bunlar da ilginizi çekebilir