Sizi Büyümekten Alıkoyan 7 İnanış

· Ekim 10, 2018

Muhtemelen pek çok defa duyduğunuzu popüler bir söz vardır: “Her şey senin kafanın içinde.” Bu doğru olsa bile, bazılarımız onun içinde saklanan büyük hakikati görmezden geliyor gibi görünüyor: Düşünceler yaşamınızı daha iyi ya da daha kötüye götürecek şekilde kontrol ediyor. Aslında, bazı inançlar sizi gerçekten bir insan olarak büyümekten alıkoyabilir.

İşte bunu açıkça gösteren bir örnek. Birisinin körü körüne bir şans kolyesine inandığını hayal edin. Bir gün onu kaybeder ve her şeyin kendisi için yanlış gitmeye başladığını hisseder. Bir kolye veya bilezik hayatınızın gidişatını gerçekten belirleyebilir mi? Bunu akılcı bir şekilde düşünürseniz, hayır diyeceksiniz, ama onu takan ve buna inanan kişi bir saniyeliğine bile bundan şüphe duymaz.

Dışarıdan, bu tür bir inancın sizi nasıl büyümekten alıkoyduğunu görmek kolaydır. Ama bu inançlı insanlar için böyle değil. Şans kolyesine inanmayan pek çok insan olabilir, ancak aynı etkiye sahip başka fikirlere de inanırlar. İşte onlardan 7 tanesi.

“İnanmak, düşünmekten daha kolaydır. Bu yüzden daha çok inanan var.”

– Anonim

1. Bir şeyim eksik

Bu inanç sizi büyümekten alıkoyar, çünkü esas noktayı kaçırır. Kendilerine yeterince güzel ya da akıllı ya da yeterince zengin olmadıklarını söyleyenlerin tipik bir örneğidir. Ve bu eksik şeyin onların mutlu olmalarını engelleyen şey olduğunu düşünürler.

Ama bu açıkça yanlış bir inanıştır. Tek yaptığı, dikkatlerini gerçek sorundan uzaklaştırmaktır: kendilerini kabul etmemek. Dış şeyler kimsenin mutluluğunu garanti etmez. Ve her insanın bazı olumlu nitelikleri vardır ve diğerlerinden de yoksundur.

yol ve bulutlar

2. En iyisinin bir şey hissetmemek olduğunu düşünmek

Güçlü duygular tecrübe etmek, iz bırakır. Fakat bazı insanlardaki izler çok derindir. İstedikleri tek şey acı çekmelerinin ve hissettikleri acının durmasıdır. Bu istek o kadar güçlüdür ki  “hissetmeyi bırakmak” kadar büyük bir karar vermeye kadar gidebilir.

Tabii ki bu imkansızdır. Aslında olan, duygularını o kadar bastırırlar ki sanki onları hissetmiyorlarmış gibi hissederler. Öte yandan bu aynı zamanda onlardan çok sayıda muhteşem deneyimi çalar ve hayatlarında er ya da geç karşılarına çıkacak olan acı çekme ile başa çıkmayı öğrenmelerini engeller.

3. Herkesten daha iyi olmanın mutluluk getirdiğine inanmak

Bu durumda, diğer insanlar, kendinizle kıyaslamanız için bulunan nesnelerdir. Egonuz için bir ölçüdür. Eğer onları geçerseniz, kendinizle mutlu olursunuz. Fakat eğer geçemezseniz, hayal kırıklığına uğrarsınız ve rahatsız olursunuz. Bu, sizi büyümekten alıkoyar çünkü diğer insanlarla olan ilişkinizi bir yarışa çevirir. Kimse bir diğer kimseden daha iyi ya da daha kötü değildir.

kız ve bulutlar

4. Benim hayatım herkesinkinden daha zor

Bu aynı zamanda “kurban psikolojisi” olarak bilinir. Her zaman herkesten daha kötü bir durumda olduğunuza inanmanıza neden olan yanlış bir inançtır. Sadece siz o kadar acı çekiyorsunuz ya da sadece sizin o kadar çok probleminiz var sanırsınız.

Bu benmerkezcil bir inançtır ve acı çekmenizi ya da hayal kırıklığınızı haklı çıkarma çabasıdır. Gerçek şu ki herkesin hayatında hem mutluluğa ve hem de acıya yer vardır. Bunların herkes için ne kadar yoğun olduğunu ölçmek ise tamamen imkansızdır.

5. Bir şeyi elde etmenin mutluluk getireceğine inanmak

Hepsinden öte, mutluluk bir tutum ve içsel bir duygudur. Herhangi bir objeye ya da olaya bağlı değildir. Hayatta güzel bir denge yaratmak demektir. Aynı zamanda ağırbaşlılık, iyimserlik ve umut geliştirmek anlamına da gelir.

Dışarıdan gelen bir şey yüzünden daha fazla ya da daha az mutlu olmayacaksınız. Bu, sizi insan olarak büyütecek tarzda bir inançtır. Yeni bir araba ya da yeni bir partner sayesinde kendinizi daha gerçekleşmiş hissetmeyeceksiniz –kalıcı bir biçimde değil–. Mutluluk ya içinizde ya da hiçbir yerdedir.

elin içinde ay

6. Hayatın acı çekmek anlamına geldiğine kendinizi inandırmanız

Belki şunu duymuşsunuzdur: Problemlerinizi siz seçemezsiniz ama onlar yüzünden acı çekip çekmeyeceğiniz sizin elinizdedir. Bazı insanlar karşılaştıkları zorlukları bir meydan okuma, daha iyi olmak için kendini zorlama şansı olarak görür. Diğer insanlar ise tamamen negatif bir şey olduklarını düşünürler.

İkinci durumdaki inanış, büyümenizi kısıtlayan bir şeydir. Acı çekmenin normal olduğunu, seçim şansı olmadığını, hayatın çile doldurulan bir yer olduğunu ve kendimizi bir acıdan bir diğerine atmamız gerektiğini düşünmek… Bu düşünceler sonunda, iyi şeyleri bile kötü şeylerin geleceğine dair bir işaret olarak görmeye başlarsınız.

7. Birinin ya da bir şeyin acınızı açıklayacağına inanmak

Hayal kırıklıklarını ya da kısıtlamalarını, bir bahane olarak dış faktörlerle açıklamaya karar veren insanlar vardır. Ebeveynleri için olmasa, işsiz olmasalar ya da dünyanın adaleti olsa tamamen mutlu olacaklarını iddia ederler. Tek kelime ile, hissettikleri yüzünden dış dünyayı suçlarlar. Ama bu yanlıştır. İnsanlar; karşılaştıkları engelleri aşma gücüne sahiptirler, denedikleri sürece.

Gördüğünüz gibi, sizi büyümekten alıkoyacak inançlara kendinizi kaptırmak kolaydır. Fark etmeden, her şeyi onların çerçevesinden görmeye başlarsınız. Sonuçta, sizi sıkışmış hissettirirler ve etrafınızda olan geniş dünyayı görmenizi engellerler. Onlara izin vermeyin.