Size Kendinizle İlgili Bir Şey Öğretecek 5 Film

· Eylül 7, 2017

Muhteşem oyun yazarı Arthur Miller tiyatronun yok olamayacağını çünkü insanlığın kendisiyle yüzleştiği tek yerin tiyatro olduğunu söylemiştir. Size kendinizle ilgili daha önce bilmediğiniz bir şey öğreten bir film ile keyif almaktan daha iyi bir şey var mı şu hayatta?

Film, tiyatro ve performans sanatlarının herhangi bir çeşidi sizi eğlendirebilir, fakat aynı zamanda sizi düşündürebilir ve size bir şey hissettirebilirler. Sizi güldürür, ağlatır, ürpertir, korkutur… Kısacası, tüm duygu spektrumunu hissetmenizi sağlayabilir.

Artık, filmlerin, iyi vakit geçirmenin bir yolu olarak hayatınızda sadece bir eğlence olarak kalmasına izin verebilirsiniz. Fakat aynı zamanda onların zihninize, kalbinize, duygularınıza ve hislerinize girmesine de izin verebilirsiniz. Ve sonra kendinizle ilgili daha önce bilmediğiniz bir şey öğrenebilirsiniz.

Size kendinizle ilgili bir şey öğreten filmler

İnsanlar bir film izlerken bütün duyguları tecrübe ederJean Mitry ya da Andrei Tarkovsky gibi yazarlar, filmin anlamı ve insanlar üzerindeki etkisi hakkında muhteşem eserler yazmıştır.

Bir film izlediğiniz zaman, duygularınız, ruh halinizin bir fonksiyonu olarak gün yüzüne çıkar. Aşk, öfke ya da hüzün herhangi bir anda yüzeye çıkabilir, arkadaşlıkla ilgili hisler ya da gelişme isteği duyguları gibi. Sonuç olarak oluşabilecek sayısız ruhsal etkisi olabilir.

“Film boyanmış bir aynadır.”

– Ettore Scola

Pretty Woman (Özel bir Kadın) ve aşk

Aşkı bulamayacağını düşünen insanlardan biri misiniz? Belki Edward Lewis, Richard Gere tarafından muhteşem şekilde oynanmış karakter de aynı şeyi düşünmüş olabilir. Öte yandan, onu en az beklediği anda ve onu en az hayal ettiği anda, Julia Roberts tarafından oynanan Vivian Ward ile tanıştı.

Pretty Woman ile birlikte, gerçek ya da gerçekçi olmak zorunda olmayan bir çeşit peri masalı yaratılmış oldu. Yine de, olası olmayan aşk tüm film boyunca filmde var olan bir temadır ve bize hepimizin bildiği fakat bazen unuttuğu değerli bir ders verir.

Falling Down (Sonun Başlangıcı) ve öfke

Sakin ve rahat bir insan olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Kabuğunuzdan dışarı çıkmak sizin için zor mu? Sınırlarınız hakkında daha önce hiç düşündünüz mü? Kötü bir günde ne kadar ileri gidebilirsiniz? Falling Down, öfkenin doğurabileceği tehlikelerin muhteşem bir yansımasıdır.

Belki kendinizi öfkeli ya da kinci biri olarak görmüyor olabilirsiniz. Ancak, limitlerimiz zorlandığı zaman, hepimiz bir noktada patlarız. “D-Fens” Foster, Michael Douglas tarafından oynanan karakter de bir hayli dengeli bir adam gibi görünüyordu ta ki şartlar onun patlamasına neden olana kadar. Siz de bundan bir parça içinizde barındırdığınızı düşünüyor musunuz?

The Pianist (Piyanist) ve hüzün

Mutlu bir insan mısınız? Ne olursa olsun, iyi ruh halinizi asla kaybetmeyeceğinizi mi düşünüyorsunuz? Hayatınız mutlu ve tamamlanmış mı ve bunu hiçbir şey değiştiremez mi? Belki de The Pianist filmindeki Wladyslaw Szpilman da aynısını düşündü, fakat şartlar onun umudunu ve güvencelerini pencereden aşağı attı.

Adrien Brody, Hitler’in muhteşemlik ve delilik savı yüzünden hayatının kanalizasyona kayıp gitmesini izleyen, yetenekli bir Yahudi piyanisti oynuyor. Sahip olduğu her şeyi kaybedince hüzün tarafından ele geçirilir. Bize ne kadar hassas ve kırılgan olduğumuzu hatırlatan değerli bir hayat dersi verir.

Freedom Writers (Özgürlük Yazarları) ve engelleri aşmak

Kırılgan olduğumuz kadar aynı zamanda elimizden gelenin en iyisini verecek kapasitedeyiz. Freedom Writers ile kendiniz hakkında bir şeyler öğrenebilirsiniz ki Hillary Swank’in Erin Gruwell adında, kavga etmek için çok istekli olan bir öğretmeni oynadığı harika bir filmdir.

Gerçek bir hikayeye dayanan bu film, korku ve şiddetin üstesinden gelen ve öğrencilerine savaşacakları silahları yanlış anlayan bir kadının hikayelerini anlatır: kitaplar, özgürlük ve eğitim. Başka bir deyişle, kişisel gelişim, eğer nasıl yapmamız gerektiğini biliyorsak hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapabilecek kapasitedeyiz.

Million Dollar Baby (Milyonluk Bebek) ve arkadaşlık

Arkadaşlık, zayıflıktır diye düşünüyor olabilirsiniz. Eğer hiç kimseye yakın değilseniz, kırılmazsınız da. Ancak, en az beklediğiniz anda, hayatınızı değiştirecek biriyle tanışabilirsiniz. Eğer bunun olabileceğini düşünmüyorsanız, sadece Million Dollar Baby filminde Clint Eastwood tarafından harika bir biçimde oynanmış emekli bir boksör olan Frankie Dunn’a sorun.

Bu hikaye emektar bir atlet ve Hilary Swank tarafından oynanan genç Maggie Fitzgerald arasında gelişen arkadaşlık ilişkisini anlatır. Bu bağlar o kadar güçlü hale gelir ki birlikte büyürler. Bunun sizin de başınıza gelebileceğini düşünüyor musunuz?

“İyi bir şarap, iyi bir film gibidir: bir anda biter, fakat ağzınızda görkemli bir tat bırakır. Her damlasında yenidir ve filmlerdeki gibi, doğar ve her tadımda yeniden doğar.”

– Federico Fellini

Bu filmler çoğunlukla kurgu olsa da, herhangi birinden kendinizle ilgili yeni bir şey öğrenebilirsiniz. Kendinizle ilgili bilgi alma süreci bir ömür boyu sürebilir, bu yüzden kendinizle ilgili yeni detaylar öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir. Bir film, bir şarkı, bir kitap, bir tartışma… tetikleyici şey, öğrendiğiniz ders kadar önemli değildir.