Sevdiklerimle Olmanın Yeterli Olduğunu Öğrendim

08 Ağustos, 2017

“Sevdiklerimle olmanın yeterli olduğunu öğrendim,” diye yazar Walt Whitman büyük bir hassasiyetle. ‘Rahat hissetmenin’ önemi hakkında konuşmak için böyle başladık söze.

Bizi seven insanların çevremizde olduğu bir partide kendimizi ne kadar iyi hissettiğimizi bir düşünelim. İşimizde rahat olmakla rahat olmamak arasındaki farkı bir düşünelim.

Sahip olduklarımızın önemi hakkında konuşmak için pek çok örnek verebiliriz. Bizi mutlu eden şey, bir yerde belli insanlarla kalmak istememizi sağlayan güdüler dizisidir. 

Hayal kırıklığı, beklentiler sorusu 

Zaman zaman hayal kırıklığı duymamız normaldir (ve yaygındır). Esasen, en güç şey bunu hissetmemektir çünkü günün sonunda beklentilerimizin gerçekle ya da çevremizi saran dünyayla tam olarak uyuşmasını umamayız.

Bunu bir şekilde nitelendirmek için her şeyin istediğimiz gibi olmasını beklemek, haksızlık ve narsisizm olur. Ne var ki bundan vazgeçmemiz gerekmez ve tavrımız bu noktada anahtar haline gelir.

Özel biri için bir parti verdiğimizi ve tüm umutlarımızı bu sürece aktardığımızı düşünün. Ne var ki söz konusu kişi geldiğinde itirazlarda bulunurlar çünkü sizin ayarladığınız şey, “onların planına uymaz.”

Bu kişinin tavrı, haksızdır ve çok az duygusal zeka göstermektedir çünkü asıl önemli olan şeyin, onları seven insanların yanında olması olduğunu anlamayan biridir. Oysa bu, hepimiz için tatmin edicidir.

Yani otomatik olarak itiraz ettiğimizde ve beklentilerimizi karşılamayan her detaydan şikayet ettiğimizde şunları yapıyor oluruz:

  • İdeal olmayan gerçek dışı bir dünya yaratmak isteriz.
  • Olayların özünü yanlış işleriz.
  • Gerçekten önemli olana dikkat etmemek.

Kendi şartlarımız çoğu zaman bizi gerçekliğe geri döndürür, gerçekten kendimizi rahat hissedip hissetmediğimizi anlamamızı sağlar. Çünkü harika olabilecek bir şeyi reddederiz.

 

Duygularımızı ve gerçekliğimizi kabul etmek 

Toz pembe bir hayat yok ne yazık ki. Üzüntü, korku ya da öfke hissetmenin kötü bir şey olmadığını kabul etmemiz önemlidir. Yeni şeyler öğrenmemize ve hissetmemize yardımcı olur. Aslında üzgün olmaktan rahat olduğumuzu görünce şaşırırız.

Nahoş bir duyguya rağmen nasıl oluyor da kendimizi rahat hissedebiliyoruz? Mesele, o anda ihtiyacımız olan şeyi sentezlemekten ibaret. Bunun için öncelikle bize dünyayı toz pembe bir yer gibi satmaya çalışan pazarlama tekniklerine dikkat etmekten vazgeçmeliyiz.

Makine değiliz ve hayatta hep önde olmayız. Bunu fark ettiğimiz zaman, kimi zaman huzurumuzu bozan problemlere karşı doğru bir tavır takınabiliriz. İyi hissetmek sadece mutlulukla değil deneyimlerimizin kabulüyle, bizim için iyi olanı aramakla ve yerimizi bulmakla da elde edilir.

Kısacası, dediğimiz gibi rahat olmak için kabul etme ve birlikte yaşama tavrına ihtiyacımız vardır çünkü günün sonunda harika bir hayata sahip olan insan, kimi zaman kötü şeylerin de olduğu yaşamın güzelliğine hayran olduğu için böyledir.

Son olarak, Borges’in başka yerlerde kullandığımız “Zamanla Öğrendim Ki” adlı şiirini paylaşmak istiyoruz:

Zamanla fark edersiniz ki arkadaşlarınızla mutlu olsanız bile bir gün gelir, sizi bırakanları çağırırsınız.

Zamanla anlarsınız ki herkesle yaşadığınız her deneyim eşsizdir.

Zamanla anlarsınız ki bir başka insanla alay eden ya da onu kınayan kişi, aynı utanç ve kınamayı kat be kat yaşar.

Zamanla anladım ki bütün yollarınızı bugün kurmalısınız, çünkü yarın plan yapamayacak kadar belirsiz olabilir.

Zamanla anladım ki işleri aceleye getirmek ya da zorlamak, sonucun umduğunuz gibi olmamasına neden olabilir.

Zamanla anlarsınız ki en iyi olan gelecek değil, yaşadığınız andır.

Zamanla göreceksiniz ki yanınızdaki kişilerle mutlu olsanız bile dün yanınızda olan ve artık yaşamayan kişileri inanılmaz derecede özleyeceksiniz.

Zamanla öğrendim ki affetmeye veya özür dilemeye kalkışmak, birine onu sevdiğinizi, onu özlediğinizi, ona ihtiyacınız olduğunu, onun arkadaşı olmak istediğinizi söylemek… zamanı geçtikten sonra… hiçbir şey ifade etmiyor.

Fakat ne yazık ki… bunu ancak zamanla anlarız.