Ruhu Okşadığınızda Bir Zırh Parçalanır

14 Ağustos, 2018
 

Bir zırh takınmak, çok fazla acı çekmiş olmanın bir sembolüdür. İnsanların bozulmalarını durdurmak ve dağılmaktan kurtulmak için kullanmayı seçtikleri korumadır. Bu bir savunma mekanizması, geçici kurtarma ve sessizce dünyaya“Yeter!” deme şekilleridir.

Bir zırh ile yaşamak kolay bir iş değildir, çünkü bu zırhın altında gizlenen şey, zarar görme korkusudur. Bu, bir kişinin taşıyabileceği en felç edici korkulardan biridir. Korku, duvarlar oluşturmanıza, hissetmeyi bırakmanıza ve anestezi hâlinde yaşamanıza neden olur. Hayat sizi yıpratır ve tüketir. Öyle ki kendinizi korumayı ve yaralarınızın acısını hissetmek yerine duygularınızdan mümkün olduğunca kaçmayı tercih edersiniz.

“Zırhın seni yok edecek her kadından koruyor, doğru. Ama zırhından kurtulmazsan, seni sevip besleyebilecek, kendi korumandan kurtarabilecek tek kadından da uzak tutacaktır.”

– Richard Bach

Acının sebep olduğu aşınma ve yıpranma

Hayat, mutluluğun garanti olduğu bir yola çıkmaz. Belirsizlik, kararsızlık ve ızdırap yolculuk boyunca bulacağınız şeylerdir. Bunları önceden tahmin edip kendinizi hazırlayabiliyorsanız, daha iyi direnirsiniz. Hiç kimse acı çekmekten muaf değildir, ancak onu nasıl yöneteceğinizi öğrenmeniz önemlidir. Aksi halde, karanlık sizi yutabilir.

Yaşamak, her şeyin her zaman istediğiniz gibi olmayacağını kabul etmek, risklerle yüzleşmektir. Mutluluk anlarını kucaklamayı ama diğer yandan da arada sırada acının kapınızı çalıp sizi sınayacağını kabul etmeyi içerir.

ruhu incinmiş kadın

 

Darbeleri yönetmek ve yaralarınızı iyileştirmek kolay bir iş değildir. Her zaman en iyi destek sistemine, kaynaklara veya stratejilere sahip olmazsınız ve hatta bütün bunlar yanınızda olduğunda bile, bunları nasıl kullanacağınızı bilmiyor olabilirsiniz. Bazı insanlar hayal kırıklığı ve beklenmedik olayları daha iyi yönetir. Diğerleri ise bu şeylerin ruh hallerini etkilemesine izin verir. Başkaları acılarını sınırlamak için kendilerini korumaya karar verirler. Yanş seçtiğiniz yöntem, bir veya başka bir şekilde günlük yaşamınızı etkileyecektir.

Yine de, acınızla hangi şekilde yüzleşmeyi seçerseniz seçin, acınız yanınızda kalmaya karar verdiğinde, fiziksel ve duygusal sonuçlar doğurur. Bir yandan, mutlak bir motivasyon ve zevk (anhedonia) eksikliğiyle sizi tuzağa düşürür. Dikkatli olmazsanız, sizi doğrudan depresyon veya kaygıya gönderebilir. Öte yandan, fiziksel olarak seni yıpratır. Sahip olduğunuz tüm enerjiyi ortadan kaldırarak sizi tüketir. Esasen, vücudunuzda serotonin salınımını azaltır ve kortizol miktarını artırır.

Bir zırhın sahte koruması

Her birimiz kendi zırhımız, kendi savunma mekanizmamız, kendi kişisel kalkanımıza sahibiz ve kendimizi acıya karşı koruruz. Bu hayatın normal bir parçası. Bir veya başka bir şekilde varlığınızın en hassas kısmını korumanız gerekir. Kendinizi olası tehditlere ve gerilimlere karşı sağlamlaştırmalısınız.

Sorun, bu zırhı giydiğinizde ama sonra zırhtan kurtulmadığınızda ortaya çıkıyor. Yani, hayatınızı ele geçirir ve dünyayı gözlemlerken kullandığınız çok muhafazakar bir filtreye dönüşür. Duvarlar dikmek sizi yalnızca acı ve belirsizlikten değil, şefkat ve her türlü sosyal deneyimden de soyutlar.

 

Kendinizi korumaya çalışırken kendinizi boykot edersiniz. Öyle ki duygusal olarak kendinizi engellersiniz. Acı çekmemek için hissetmemeyi seçersiniz. Bu yetersiz stratejiyi tekrarlamanızın nedeni hayatta kalmanızı sağlamasıdır. Dikkatli olmalısınız çünkü bunu kullanmak için çok yüksek bir bedel ödeyebilirsiniz. Ve bu bedel, bomboş bir iç dünya olur Her zaman okumadığınız ya da engeller yaratmaya başlamadan önce aklınızda tutmadığınız sözleşmenin üzerindeki dipnot budur.

Sonra tekrar bu boşluk duyguların yokluğuna, hayatta kalma ve başkalarıyla bağlantı kurma yeteneğinin yok olmasına dönüşür. Bu yüzden, çok geçmeden korktuğunuz, acı çekmenize neden olan şeylere av olmanız nadir değildir. Hiçbir şey hissetmemek, kötü bir zaman geçirmeyeceğiniz anlamına mı gelir?

Zırh, sizi koruma ve güvenlik hissi olarak gizlenmiş olan rahatsızlıklara zincirleyen bilinç dışı bir tuzaktır. İşte bu yüzden farklı savunma mekanizmalarını tanımlamak ve yansıtmak çok önemlidir.

“Acılarla yüzleşmek için ölümle yüzleşmekten çok daha fazla cesarete ihtiyacınız vardır.”

– Marlene Dietrich

kalbe dayanan gözleri kapalı kız

Ruhunuzu okşama sanatı

 

Çoğu zaman, zırhın arkasına saklananlar, savunmacı tutumlarını o kadar çok kullanır ki diğer herkesi kendilerinden uzaklaştırırlar. İncinme korkuları o kadar güçlüdür ki, istemeden bile olsa herkesi iterler. Onları tanımak ve bazı durumlarda ise sevmek gibi basit bir niyeti olanları bile. Bunun nedeni kendinizi çok şiddetli bir şekilde koruduğunızda bir kalp acısının kurbanı olmanızdır.

Böylece, yaralarının acısını yeniden yaşamamak için alanlarını koruyan kuduz hayvanlar gibi davranırlar. Diğer herhangi bir kişi, düşman olur. Kendilerini korumaya çalışan birinin zırhıyla küçük bir temas bile üzüntüye yol açabilir.

Tüm bu zararı hangi panzehir geri alabilir? Bu kadar acı çeken kişilerin zırhını yıkabilecek bir çare var mı? Bu zırhı yok etmelerine yardım edebilir miyiz? Her şeyden önce, zırhların yavaş yavaş, azar azar imha edildiğini belirtmek önemlidir. Bu, sevgi, anlama, sabır, kabul ve elbette çaba gerektiren bir süreçtir.

Gördüğünüz gibi, bunu düzeltecek sihirli bir çözüm yoktur. Başkaları ve tabii ki kendinizle derin bir bağlantı, yardımcı olabilir. Böylece, zırhlı bir bireyle etkileşim halinde olan herkes, çoğu zaman konuşanın onlar değil, korkuları olduğunu anlamalıdır. Onları ele geçiren ve hiçbir şey hissetmemenin acıdan kaçınmanın tek yolu olduğuna inandıran devasa canavardır bu. Korkularını anlamak ve aynı zamanda şefkat göstermek ilişkinin çok önemli bir yönü olacaktır. Yani ruhlarını okşamayı, duyarlılıklarına dokunmayı ve korunmuş hissetmelerini sağlamanız gerekir.

 

“Sevgi başka hiçbir şekilde çalışmaz.
Zorla değil.
Okşamalarla
bu zırh açılabilir.”

– Marwan

çatıda elinde kalple bekleyen kadın

En büyük çabayı, zırhı yaratmış olan kişi göstermelidir. Orta ve uzun vadede ızdırap çekmekten kaçınmanın, daha fazla ızdıraba yol açtığını anlaması gereken kişi odur. Hayatın her zaman kolay olmadığı gerçeğine rağmen, ızdırap sadece hikayelerinin başka bir bölümüdür. Dolayısıyla, kendilerini kucaklamak ve sevgiye doğru ilk adımı atmak için suçluluklarından ve bu katı tavırdan kurtulmalıdırlar. Çünkü canınız yandığında kendinize iyi davranmak en büyük şifadır.

“İnsanlar her gün saçlarını düzeltiyorlar, neden kalplerini de düzeltmesinler?”

– Çin atasözü